6. İstanbul Publishing Fellowship ikinci gün oturumlarıyla devam ediyor

Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği (TBYM) tarafından bu yıl 6’ncısı düzenlenen İstanbul Publishing Fellowship (Uluslararası İstanbul Yayımcı Profesyonel Buluşmaları) ikinci gün oturumlarıyla devam ediyor.

Program kapsamında bugün “Azerbaycan Edebiyatı ve Dünya Dillerine Tercümesi” ve “Gerçek Kurmacayla Buluşunca: Çingiz Abdullayev” başlıklı iki fiziki oturum gerçekleştirildi.

Grand Cevahir Otel’de gerçekleştirilen oturumların ilki olan “Azerbaycan Edebiyatı ve Dünya Dillerine Tercümesi” etkinliğinin moderatörlüğünü Bakü Yunus Emre Enstitüsü Müdürü Selçuk Karakılıç üstlendi.

Azerbaycan edebiyatı ve romanı konuşuldu

Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi Başkan Yardımcısı ve Milletvekili Ord. Prof. İsa Habibbeyli, söyleşide Azerbaycan şairi Nizami Gencevi’yi anlattı.

Azerbaycan’da 2021’in “Nizami Gencevi Yılı” ilan edildiğini aktaran Habibeyli, Nizami’nin Azerbaycan’ın Gence şehrinde dünyaya gelip orada yaşadığını, aynı zamanda dünya edebiyatındaki önemli isimler arasında da yer alan büyük bir şair olduğunu söyledi.

Yazar Azad Ağaoğlu da çağdaş Azerbaycan edebiyatı ve romanı hakkında bilgiler verdi.

Ağaoğlu, Azerbaycan edebiyatında önemli bir yeri olan “Ali ve Nino” eserine değindi.

“Ali ve Nino”nun yazarının kesin olarak bilinmediğini ancak bu yazarlar arasında Azerbaycanlı Yusuf Vezir Çemenzeminli isminin zikredildiğini söyleyen Ağaoğlu, “Çemenzeminli’nin ismini bu vesileyle anmak istiyorum. Onun ‘İki Ateş Arasında’ romanı Azerbaycan’ın tarihini anlatan bir eserdir. Bu eser kendisi hayattayken basılamamıştı. 1960’larda basılmıştır. O zaman da ‘Tank İçinde’ adıyla basılmıştır. Çünkü İki Ateş Arasında adı sakıncalı bulunmuştur. Burada İki Ateş Arasında derken bahsettiği Kuzey’de Rusya güneyde İran’ın arasında kalmasıdır. Bağımsızlıktan sonra tekrar özgün adıyla basılması mümkün olmuştur.” dedi.

Ağaoğlu, Azerbaycan romancılığında Şah İsmail Hatayi’nin önemli bir yeri olduğunu belirterek, “Şah İsmail hakkında yazılmış birkaç romanı zikretmek istiyorum. Bunların ilki 1981’de yazılmış olan Azize Caferzade’nin romanı ‘Bakı- 1501’dir. Onun ardından hemen 1982’de ‘Hüdaferin Hicran Köprüsü’nü yazar Ferman Kerimzade. Bunun devamında da 1988’de ‘Çaldıran Savaşı’ diye bir romanı var.” diye konuştu.

Programda ayrıca Akademisyen Dr. Mehman Hasanlı Azerbaycan romanının tarihini anlattı.

“Gerçek Kurmacayla Buluşunca: Çingiz Abdullayev” söyleşisi

Programın ikinci oturumu olan “Gerçek Kurmacayla Buluşunca: Çingiz Abdullayev” söyleşisinde ise yayımcı ve editör Nazlı Berivan Ak, Azerbaycanlı yazar Çingiz Abdullayev’e sorular yöneltti.

Yayımlanmış 200’den fazla eseri bulunan Abdullayev, küçük yaşlardan itibaren babasının kitaplığından etkilendiğini ve kitaplara ilgisinin o yaşlarda başladığını anlattı.

Abdullayev, Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti KGB İstihbarat Servisi’nde çalıştığını aktararak, “Yazmak benim sevdiğim bir şey. Sevmesem mecburi de olsa yazamazdım bunları. Eğer ben bunları yaşamasaydım da 200’den fazla eser yazamazdım. Bir roman yazabilirdim, iki roman yazabilirdim. Bu ikisinin birlikte olması lazım. Ben yazmayı seviyorum. O yüzden yazarken, sadece yazmıyorum, yaşıyorum. Bu benim hayatımdır.” ifadelerini kullandı.

Batı’da Müslümanların polisiye romanı yazamayacağına dair bir algı olduğunu söyleyen Abdullayev, “Polisiye yazılmaz, ona benzer şeyler yazılır Müslümanlar arasında diyorlar. Onlara göre Hristiyanlık dini polisiye romanı yazmaya müsaittir, çünkü bir kiliseye girdiğinizde Allah’ı, iblisi, düşmanını somut olarak görürsünüz. Birbirine bağlı olayları gördüğünüz için polisiye roman yazabilirsiniz. Ama Müslümanın inanışı yürektedir. Görmezsin somut olarak. O yüzden Müslümanlar daha yürekten gelen şeyler yazarlar. O yüzden belki benim romanlarımı Doğu ve Batı kültürünün bir sentezi olarak görüyorlar. Bu Müslüman Azerbaycanlı ne anlatıyor diyor olabilirler. Ben polisiye yazmıyorum. Yaşadıklarımı siyasetle bağlı yazıyorum.” diye konuştu.

Publishing Fellowship”, yarın sona erecek.

You may also like...

Bir cevap yazın