Bize ile Bağlan

İsrail

ABD Dışişleri Bakanı adayı Blinken ‘Çin’in Uygur Türklerine soykırım uyguladığı’ görüşünde

Yayınlanan

aktif

ABD Dışişleri Bakanı adayı Blinken 'Çin'in Uygur Türklerine soykırım uyguladığı' görüşünde

ABD’nin yeni Dışişleri Bakanı adayı Blinken, Senato Dış İlişkiler Komitesindeki oturumda adaylığının onaylanmasından önce senatörlerin sorularını yanıtladı.

Geniş bir yelpazede birçok dış politika başlığına ilişkin soruları cevaplayan Blinken, Demokrat Biden yönetiminin Donald Trump’ın ardından nasıl bir yol çizeceğini anlattı.

Blinken, ABD’nin küresel ölçekteki rakiplerinin Çin ile Rusya olduğunu ve kendi bakanlığı döneminde ABD’nin küresel imajını yeniden düzeltecek adımlar atacaklarını söyledi.

ABD-Çin ilişkileri bağlamında Blinken’a, Trump yönetiminin aldığı ve “Çin’i, Sincan Uygur Özerk Bölgesinde ‘soykırım’ ve ‘insanlığa karşı suç’ işlemekle suçlayan” kararı hakkındaki görüşü soruldu. Blinken, alınan karara katıldığını, “Benim de değerlendirmem bu şekilde olurdu.” sözleriyle dile getirdi.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Çin’in, Sincan Uygur Özerk Bölgesinde “soykırım” ve “insanlığa karşı suç” işlediği sonucuna vardıklarını açıklamıştı.

İki devletli çözümü destekliyorum

Orta Doğu barışı konusunda iki devletli çözümü desteklediğini vurgulayan Blinken, bunun çok kolay olmayacağını da sözlerine ekledi.

Trump yönetimi döneminde İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn arasında imzalanan İbrahim Anlaşmasının “İsrail’i ve dünyayı daha güvenli hale getirdiğini” savunan Blinken, söz konusu anlaşmaların devam edeceği mesajını verdi.

İran konusunda çok sayıda soruya muhatap olan Blinken, ABD’nin İran’la nükleer anlaşmaya dönüp dönmeyeceği konusunda, “Eğer İran nükleer anlaşmanın tüm kurallarına geri döner ve bunlara uyarsa biz de anlaşmadaki yükümlülüğümüze döneriz.” açıklamasını yaptı.

Blinken ayrıca, İran’la kuracakları ilişki ve nükleer anlaşma konusunda İsrail ve Körfez ülkeleriyle de istişare yapacaklarını belirtti.

Türkiye sorusuna yanıt

Blinken, Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’in Türkiye ve S-400’lerle ilgili sorusuna ise “CAATSA yaptırımları denen maddelere baktım. Bir NATO müttefiki olarak Türkiye’nin S-400’leri alması kabul edilemez.” diye cevap verdi.

Yeni bakan adayı, CAATSA yaptırımlarının sonuçlarını takip edip “ondan sonra daha fazla bir şey yapmaya gerek olup olmadığına karar vereceklerini” dile getirdi.

“Husilerin terör listesine alınmasını inceleyeceğiz”

Blinken, Trump yönetiminin 11 Ocak’ta aldığı “Yemen’deki İran destekli Husileri terör listesine dahil eden” kararını gözden geçireceklerini bildirdi.

Yemen’deki insani krizin farkında olduklarını vurgulayan Blinken, krizi daha da derinleştirmemek için bölgeye ilişkin adımları dikkatli şekilde atacaklarını kaydetti.

ABD’nin yeni Dışişleri Bakanı adayı Blinken, Senato Dış ilişkiler Komitesinde onay alması durumunda Senato Genel Kurulunda oylama yapılacak.

İsrail

İsrail Savunma Bakanı Gantz, CENTCOM Komutanı McKenzie ile görüştü

Yayınlanan

aktif

Yazar

İsrail Savunma Bakanı Gantz, CENTCOM Komutanı McKenzie ile görüştü

İsrail Savunma Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Tel Aviv’deki görüşmede İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz, ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Kenneth McKenzie’ye İsrail’in yeni bölgesel ortaklarla iş birliğini derinleştirebileceğini ve CENTCOM’un operasyonel ufkunun daha da genişletilmesine katkı sunabileceğini belirtti. 

İsrail Genelkurmay Başkanı Aviv Kochavi’nin de hazır bulunduğu görüşmede Gantz ayrıca McKenzie’ye ABD’nin İsrail’in güvenliği ve niteliksel askeri gücüne olan bağlılığı için teşekkür etti.

Yerel basında yer alan haberlere göre, görüşmede başta İran olmak üzere bölgesel tehditler ve iki ordunun savunma öncelikleri de ele alındı.

ABD Savunma Bakanlığı, 15 Aralık 2020’de Birleşik Komutanlık Planı’nda değişiklik yaparak İsrail’i Avrupa Kuvvetleri Komutanlığının yetki alanından çıkarıp CENTCOM yetki alanına dahil ettiğini açıklamıştı.

Devamını görüntüle

FİLİSTİN

Filistin’in Türkiye mezunları ülkelerinde hizmetin gözdeleri olarak görülüyor

Yayınlanan

aktif

Yazar

Filistin’in Türkiye mezunları ülkelerinde hizmetin gözdeleri olarak görülüyor

Filistin’in Türkiye’den mezun olan evlatları hem siyasette hem de sosyal hayatta ülkelerinin gözde noktalarında yer alarak, Türkiye’den aldıkları tecrübelerle halklarına hizmet ediyorlar.

İsrail işgaline rağmen kimisi kendi imkanlarıyla kimisi de Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının (YTB) sağladığı burslarla Türkiye’de eğitim görme fırsatı yakalayan Filistinliler, eğitim süreçleri boyunca edindikleri bilgi ve tecrübeyi ülkelerine taşıdı.

Kimi doktor, kimi mühendis, kimi eğitimci olan yüzlerce Filistinli öğrenci, aynı zamanda Türkiye ile Filistin toplumları arasında önemli bir köprü görevi de görüyor.

AA ekibi, bugün hem işgal altındaki Doğu Kudüs’te hem de işgal altındaki Batı Şeria’da önemli görevler yürüten Türkiye mezunu Filistinli yetkililerle görüştü.

Kudüs’ün gözde hastanelerinden Kızılay hastanesinin müdürü Türkiye mezunu

Doğu Kudüs’teki Filistin Kızılayı Hastanesinin Müdürü Doktor Mahmud Ileyyan, Türkiye’de eğitim görme sürecini, yaşadıklarını ve Türkiye ile olan bağlarını anlattı.

Kudüs doğumlu Ileyyan, ilk defa 1989’da eğitim amacıyla Türkiye’ye gittiğini ve Hacettepe Üniversitesi Sağlık Yönetimi Bölümü’nde okuduğunu ve 1994’te bu bölümden mezun olduğunu, 1998’de de aynı alanda yüksek lisansı tamamladığını belirtti.

Ileyyan, “Şimdi Kızılay Hastanesi müdürüyüm ve 21 yıldır bu görevi yürütüyorum.” dedi.

Eğitim için neden Türkiye’yi tercih ettiği sorusunu Ileyyan, “Bildiğiniz üzere 1987 yılında birinci intifada başlamıştı ve ben o zaman Beytullahim üniversitesinde okuyordum. İki sene beklemiştim ve o zamanlar üniversiteler de kapanmıştı. O zamanlar da Türkiye eğitim konusunda pek tanınmıyordu. Ancak biraz araştırdım ve Türkiye’de eğitime karar verdim. Türkiye hem Müslüman bir ülkeydi hem de eğitim alanında çok iyi olduğunu öğrendim.” şeklinde yanıtladı.

Ileyyan, kendisinin Türkiye’ye eğitime giden ikinci nesilden olduğuna dikkati çekerek, üniversitede bulunduğu yıllarda yabancı öğrenci sayısının çok az olduğunu ve kendilerinin Filistinli olması nedeniyle çok sevildiklerini belirtti.

Türkiye’de okumanın hayatlarını değiştirdiğini vurgulayan Ileyyan, “Türkiye eğitim alanında çok güçlü bir ülke. Sadece ben değil, Türkiye’den mezun olan tüm Filistinlilerin burada çok önemli noktalarda görev aldığını biliyorum. Türkiye’den döndükten hemen sonra burada bir tıp merkezinde göreve başladım. 2000 yılında da bu hastaneye müdür olarak atandım.” dedi.

Ileyyan, Türkiye’yi çok özlediğini belirterek, “Türkiye benim kalbimin bir parçası haline gelmiş. 10 yıl yaşadım orada. Hayatımızın en güzel yıllarını Türkiye’de geçirdik. Müslüman bir ülke. Türkiye’den bayrak sevgisini, ahlakı öğrendik.” ifadelerini kullandı.

Şimdi çocuklarını da Türkiye’de eğitime göndermeyi istediğini belirten Ileyyan, Türkiye ile hala ilişkilerinin de devam ettiğini söyledi.

Ileyyan, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ve Türk Kızılayı ile de hala çalıştıklarını aktararak, “TİKA ve Türk Kızılayı ile projeler yürütüyoruz. Bir de bizim derneğimiz var. Filistin Türkiye Mezunları Derneği. Bu derneğin de kurucu üyesiyim.” dedi.

Her yıl ailecek Türkiye’ye tatile gittiğini söyleyen Ileyyan, bu yıl koronavirüs salgını nedeniyle gidemediklerini kaydetti.

Ileyyan, eskiden okuma imkanlarının daha kısıtlı olduğunu ve zor zamanlar yaşadıklarına dikkati çekerek, “Eskiyle karşılaştıracak olursak şimdi fırsatlar çok daha iyi. Biz biraz çektik o zor zamanları. Şimdi ise Türkiye okumak için en münasip ülke. Bize gelen her öğrenciye de Türkiye’yi tavsiye ediyoruz. Hem yaşam olanakları açısından hem de eğitim açısından.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de eğitimini tamamladıktan sonra önceleri dönmeyi düşünmediğini ancak babasının çağrısı üzerine Filistin’e geri döndüğünü ifade eden Ileyyan, “Bu benim için en doğru karardı. Çünkü ülkeme hizmet etmeliydim.” şeklinde konuştu.

“Türkiye bizim ikinci vatanımız”

Lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimini Türkiye’de tamamlayan Prof. Dr. Mahmud Mustafa Matar, işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyinde bulunan Nablus kentindeki Filistin’in en gözde üniversitelerinden En-Necah’ın Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanlığı’nı yapıyor.

Matar, Hacettepe ve Marmara üniversitelerinde tıp eğitimini tamamladıktan sonra 2011’de Filistin’e döndü.

Aynı zamanda Filistin Türkiye Mezunları Derneği başkanlığını da yürüten Matar’ın 20 yılı Türkiye’de geçti.

Matar, Türkiye’de okuyan ağabeyinin teşvikiyle Türkiye’de okumaya karar verdiğine dikkati çekerek, “Aynı zamanda Türkiye hem coğrafik hem adet ve gelenekler açısında bize çok yakın. Biz Türkiye ile kardeşiz, dillerimiz de yakın birbirine. Bilimsellik açısından da Türkiye kendini kanıtlamış bir ülkedir.” dedi.

Türkiye’de yabancılık çekmediğini ve kendisini halkın bir parçası hissettiğini vurgulayan Matar, “Halk bize çok sıcak davranıyordu. Kendimizi orada gurbette hissetmiyorduk. Toplumdan bir parça olarak görüyorduk kendimizi. Zaten kendimizi öyle görmeseydik böyle uzun bir süre kalamazdık. Türkiye bizim ikinci vatanımız, Filistin’den bir farkı yok.” ifadelerini kullandı.

Matar, Türkiye’de okumanın kendi hayatını çok etkilediğini belirterek, “Türkiye’den döndükten sonra ilişkilerimizi kesmedik. Türkiye’den bir sürü adet ve alışkanlıklar da edindik. Tabi bu adet ve alışkanlıklar bize de yakın olduğu için hala sürdürüyoruz.” diye konuştu.

Türkiye halkının çok sıcak bir halk olduğunu söyleyen Matar, Türkiye’yi ve özellikle İstanbul’da gezmeyi çok özlediğini söyledi.

Matar, Türkiye’de eğitim görmekten gurur duyduğuna vurgu yaparak, Filistinlilere de Türkiye’de okumayı şiddetle tavsiye ettiğini kaydetti.

“Bence Türkiye eğitim için gidilebilecek en iyi ülkelerden biridir.” diyen Matar, “Türkiye Mezunları Derneği olarak da Türkiye ile olan ilişkilerimizi devam ettiriyoruz. Zaten bu derneği de bu amaç için kurduk.” şeklinde konuştu.

Devamını görüntüle

FİLİSTİN

Kudüslülere göre Biden’ın Trump’ın Kudüs kararından dönmesi zor

Yayınlanan

aktif

Yazar

Kudüslülere göre Biden'ın Trump'ın Kudüs kararından dönmesi zor

İşgal altındaki Doğu Kudüs’te yaşayan Filistinliler, ABD’nin yeni başkanı Joe Biden’ın önceki başkan Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in birleşik başkenti olarak tanıma kararına dokunmaması konusunda endişeli.

İsrail yanlısı Trump, Filistinlilerin başkenti Doğu Kudüs olan iki devletli çözüm talebini görmezden gelerek Kudüs’ü Aralık 2017’de İsrail’in başkenti olarak tanıma kararıyla uluslararası toplumda büyük bir tepkiyle karşılanmıştı.

Trump’ın yönetimi boyunca çok zor günler geçiren Filistin halkı, iki devletli çözümden yana olduğunu ifade eden halefi Biden yönetiminin her ne kadar Filistin’e dair şu ana kadar attığı adımlardan memnun olsa da, Trump’ın aldığı “Kudüs kararından” geri adım atmasının zor olduğu görüşünde.

AA ekibi işgal altındaki Doğu Kudüs’ün en işlek caddesinde Filistinlilere mikrofon uzattı.

ABD’nin İsrail yanlısı tutum sergilemesinin bir zorunluluk olduğunu ve yönetimlerin değişmesiyle bu tutumun değişmesinin mümkün olmadığını düşünen Filistinliler olduğu gibi, Biden yönetiminden umutlu olanlar da var.

Filistinlilerin kendi kaderini tayin etme hakkı

Kudüslü esnaf Hicazi Er-Rışk’a göre, Biden yönetiminin Trump yönetiminin Kudüs kararından geri dönme olasılığı zor ve şüpheli.

Rışk, “Biden’ın Beyaz Saray’daki atamalarına baktığımızda, çoğu Yahudilerden oluşuyor. Yine yeni atananlardan bir yetkili de İsrail’e karşı alınacak her türlü karara karşı çıkarım demişti. Dolayısıyla tüm bunlar endişe uyandırıyor.” dedi.

Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkına dikkati çeken Rışk, “Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) Washington’daki temsilciliğinin yeniden açılması ve Filistinlilere mali yardımların yeniden yapılması beni başkenti Kudüs olan bağımsız bir devletin kurulması hakkı ve kendi kaderini tayin etme hakkı kadar ilgilendirmiyor.” ifadelerini kullandı.

Rışk, Kudüs’ün her ne olursa olsun bir Arap-İslam şehri olduğuna vurgu yaparak, “Ne Trump ne Biden ne de Rusya kendilerinin olmayan bir şeyi birilerine verme hakkına sahip değillerdir. Kudüs, bir Arap-İslam ve Filistin şehridir. Bu Allah tarafından Kur’an-ı Kerim’de Müslümanlara tapulanmıştır.” dedi.

Biden’ın iki devletli çözümden yana olması durumunu uluslararası hukuk gereği Filistin halkının kaderini tayin etme hakkını iade ederek kanıtlayabileceğini belirten Rışk, Biden’ın Trump’ın Kudüs kararından dönme olasılığı için de şunları söyledi:

“Ben Biden’in Kudüs’ün İsrail’in başkenti kararından geri dönme olasılığından şüpheliyim.”

“Biden’ın Kudüs kararından dönmesi zor”

Kudüslü Nasır Dahnus (Ebu Luey) da, Biden yönetiminin Trump yönetiminden daha iyi olabileceğini ve Filistin’e dair atacağı adımlardan umutlu olduğunu söyledi.

Ebu Luey, Trump yönetiminin Filistin’e çok insafsızca yaklaştığına dikkati çekerek, Biden yönetiminin bunun aksi yönünde hareket edeceğine inandığını kaydetti.

Biden’ın Trump’ın Kudüs kararından dönebileceği konusunda ise Ebu Luey, “Biden’ın Kudüs’ün doğusunun Filistinlilerin olduğunu söyleyebileceğini sanmıyorum. Çünkü bu büyük bir adımdır. Kolay değil. Ancak en azından Filistin halkının menfaatlerine hizmet edecek daha başka adımlar atacağına inanıyorum.” şeklinde konuştu.

Kudüslü işçi Zuheyr Gazale’ye göre ise Biden yönetimi Trump yönetiminin bir kopyası. Gazale, “Bir alçak gidiyor, ondan daha alçağı geliyor.” dedi.

Biden yönetiminin Filistin’e mali yardımları yeniden başlatması kararına ilişkin ise Gazale, “ABD’liler bu paraları bir nevi cizye şeklinde Arap ülkelerinde, Körfez ülkelerinden alıyor ve bir kısmını bize veriyor. Yani bizden paraları alıyor bize sözde yardım olarak geri veriyor. Arap ülkelerinin bu yardımları doğrudan bize göndermesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Gazale, ABD halkının ülkeyi yönetmediğini ve Siyonist lobinin yönettiğini vurgulayarak, Biden yönetiminin Kudüs kararından dönmesinin mümkün olmadığını şöyle ifade etti:

“Siyonist lobi tüm kararları veriyor, Amerikan halkı değil. Dolayısıyla kendi menfaatlerine göre kararları alıyorlar. Biden yönetimi de ancak onların kararlarına destek veriyor. Kudüs kararını kesinlikle değiştiremez.”

Eski ABD Başkanı Trump, Aralık 2017’de düzenlediği Birleşik Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) 1980 yılında İsrail’in Doğu Kudüs’ü ilhak ederek başkent ilan etmesini geçersiz sayan 478 sayılı kararına rağmen, Kudüs’ü resmen “İsrail’in başkenti” olarak tanımıştı.

Devamını görüntüle

Trend Haberler