AB’nin Türkiye ile ilişkilerine stratejik olarak yaklaşması lazım

Malta Dışişleri ve Avrupa İşleri Bakanı Evarist Bartolo, AB’nin Türkiye ile ilişkilerine stratejik olarak yaklaşması gerektiğini bildirdi.

Bartolo, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Antalya Turizm Belek Merkezi’ndeki görüşmesinin ardından ortak basın toplantısında konuştu.

Bakan Bartolo, AB Konseyi Başkanı Charles Michel’in Doğu Akdeniz’deki durumla ilgili olarak çok boyutlu bir konferans teklifi olduğunu söyledi.

Bunun çok ciddiye alınması gereken bir teklif olduğunu belirten Bartolo, şöyle konuştu:

“Gerçekten bu durumun da ötesinde, bu çatışmanın da ötesinde yararlı olacaktır. AB’nin stratejik bir tutumunun olması gerekir diye düşünüyorum. Türkiye ile ilişkileriyle ilgili olarak. Basit soru sorulması gerekir, AB düzeyinde. Türkiye ile nasıl bir ilişki istiyoruz. Çünkü Türkiye’nin geleceği, AB’nin geleceği ve tüm bölgenin geleceği aslında bu tür sorulara verilecek cevaplara bağlı olarak gelişecek. Bu konuyu ciddiye almak lazım, stratejik olarak bakmak, bu konuyu sadece doğalgaz veya petrol gibi konuları indirgememek lazım. Tabii ki bunlar da önemli konuşulması gereken konular ama ortak bir çözüm bulmak için girişimler olmalı, kimseyi küçük düşürmemeli bu çözüm.”

Herkesin çıkarlarını gözetecek ve bunları göz önünde bulunduracak bir çözüm olmasını isteyen Bartolo, “Bence artık zamanı geldi. AB’nin Türkiye ile ilişkilerine stratejik olarak yaklaşması lazım. Ticaret, insan hakları, terörle mücadele.. Yani bu ilişkinin çok boyutlarına AB’nin stratejik şekilde bakması lazım.” diye konuştu.

“Avrupa’nın güvenliği ve istikrarı, Akdeniz’de olan bitene bağlı”

Bartolo, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Antalya Turizm Belek Merkezi’ndeki görüşmesinin ardından ortak basın toplantısında konuştu.

Bakan Bartolo, Antalya’da olmanın çok güzel olduğunu, tekrar gelmek istediğini belirterek, kentte tarihi ve arkeolojik olarak görülmesi gereken önemli yerler olduğunu söyledi. 

Çok sayıda Maltalı’nın Türkiye’ye seyahat ettiğini, Antalya’ya geldiğini vurgulayan Bartolu, turizmin iki ülkenin birlikte çalıştığı bir alan olduğunu belirtti. 

Bartolu, pandeminin iyi yönetilmesinin ardından turizmi yeniden başlatmak istediklerini vurgulayarak, “Hem Türkiye hem de Malta daha az turist gelmesinden dolayı mağdur. Turizm iki ülkenin ekonomisi için çok önemli bir sektör.” diye konuştu. 

Türkiye ile Malta arasında çok iyi ikili ilişkilerin olduğunu ifade eden Bartolu, Malta’daki Türk şirketlerinin çok iyi bir ünü olduğunu, nitelikli ve önemli projeler gerçekleştirdiklerini anlattı. 

Türkiye ile Libya konusunda oluşturdukları ilişkiden dolayı çok memnuniyet duyduklarını dile getiren Bartolu, şunları kaydetti:

“Bu sadece Akdeniz’in güvenliği için değil, aynı zamanda Avrupa’nın güvenliği ve istikrarı, Akdeniz’de olan bitene bağlı. Biz de tek bir Libya istiyoruz. Bölünmemiş bir Libya istiyoruz. Hep birlikte Libya halkının refahını artırmak istiyoruz. Anlamanız gerekir ki Malta’dan Libya’ya sadece 40 dakikalık bir uçuşla varılıyor. Dolayısıyla herhangi bir istikrarsızlık ya da mülteciler, Libya’dan Malta’ya doğru gelecek olursa bizim için tabii ki sorun demek. Çünkü biz çok küçük bir adayız. Sadece 360 kilometrekarelik bir ülke. Türkiye’nin tamamıyla kıyasladığınız zaman Malta ne kadar küçük. Zaten bir haritada parmağınızı koyduğunuzda, Malta’yı kaplıyorsunuz, göremiyorsunuz.”

Malta’nın 450 bin nüfusu olduğunu hatırlatan Bartolu, “Ocak ve şubatta iki bin mülteci geldiği zaman bizim için alarm verici bir durum. Marttan beri Türkiye ile çok iyi bir iş birliğimiz oldu. Sahil Güvenlik konusundaki iş birliğimiz sayesinde 300 bin kişinin Malta’ya gelmesini engelledik. Eğer o 300 bin kişi gelseydi ve üstüne Kovid-19 kriziyle birlikte bizim için gerçekten ulusal bir kriz olurdu. 450 bin nüfusu olan bir ülkeye, eylül ayı itibarıyla bir senede 5 binden fazla kişi geldi. Bu, bizim için sorun yaratan bir durum.” ifadelerini kullandı.

“Barışçıl bir çözüm bulmak istiyoruz”

Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi’ne ziyaretlerde bulunduğuna değinen Bartolu, o ülkelere Doğu Akdeniz konusunda verdiği mesajı Türkiye’de de tekrarlamak istediğini söyledi. 

Doğu Akdeniz’deki durumun çok gergin olduğunu vurgulayan Bartolu, “Durumun daha kötü olmaması için neler yaptığımıza ve söylediğimize çok dikkat etmeliyiz. Herhangi bir agresif tutum tabii ki yardımcı olmuyor. Bundan sonraki dönemde sadece diyalog bizim için doğru tutum olacaktır. Tabii ki orta yollu olmak çok kolay olmuyor ama bu olmazsa askeri bir çatışma tabii ki çok acı verici ve istenmeyen bir şey olur. Dolayısıyla biz her zaman çağrılarda bulunduk. Burada barışçıl bir çözüm bulmak istiyoruz.” diye konuştu.

Bartolu, Akdeniz’deki durumun çok çetrefilli olduğunu söyledi.

“Adil bir çözüm olması çok önemli”

Dolayısıyla burada çok kolay bir formül olmayacağını anlatan Bartolu, “Çözüm bulmak tabii ki çok kolay olmayacak. Hep birlikte barışçıl bir çözümü bulmaya çalışmak, birlikte konuşmak çok daha iyi olur, agresif açıklamalar yapmaktansa. Çünkü bunlar sadece insanları zaten olduklarından daha da kızgın hale getirir. Biz küçük bir ülkeyiz. Akdeniz’in bu tarafında olsaydık ne derdik? Aslında aynı şeyi söylerdik. ‘İhtilaflar barışçıl şekilde ve müzakereler yoluyla uluslararası hukuka saygı çerçevesinde çözümlenmeli’ diyoruz, derdik.” değerlendirmesinde bulundu.

Herkesin çıkarına bakmak gerektiğini vurgulayan Bartolu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Birilerini dışlamak sorunları çözmez, tam tersine gelecek için daha çok sorun yaratır. Gelecekte bu tür sorunlar sizin peşinizi bırakmaz. O yüzden gittiğimiz her yerde şunu söylüyoruz. Evet tabii ki ulusal çıkarlarınız önemli. Çünkü bir orta yol dediğimizde bir kapitülasyon da ya ulusal çıkarlarınızı unutun demiyoruz. O yüzden çetrefilli bir durum diyorum. Gerçekten de çok farklı çıkarların göz önünde bulundurulması gerekiyor. Buna tarih ve coğrafyanın getirdiği zorluklar da ekleniyor. Birçok ülkenin birbiriyle çatışan çıkarları söz konusu olabiliyor. Gerçekten de ilerlemek için sadece barışçıl çözüm söz konusu olabilir. Dolayısıyla diyalog dediğim zaman, gerginliği azaltmaya yönelik adımlar dediğimde bu tür teklifleri yapan ülkeleri biz çok olumlu karşılıyoruz. Çünkü şu an zaten gergin olan durumu daha da gerginleştirmeye gerek yok. Adil bir çözüm olması çok önemli. Herkes için adil olması gerekiyor, uluslararası hukuka uygun olması gerekiyor. Unutmayın ki Malta, insanlığın ortak kültürel miras kavramının doğduğu ülke. Dolayısıyla bizim için son derece önemli bu çözümün dostane barışçıl olması, uluslararası hukuka ve söz konusu herkesin çıkarına uygun şekilde olması çok önemli.'”

You may also like...

Bir cevap yazın