Büyükada Rum Yetimhanesi’nin restorasyon sürecinde ortak hareket çağrısı

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan, Büyükada Rum Yetimhanesi’nde restorasyon sürecini önemsediklerini belirterek, “Bu süreç, başından beri Cumhurbaşkanımızın liderliğinde mülkiyeti çözülmüş ve belli bir yapım aşamasına gelmiş. Burada yapılan iş Kültür ve Turizm Bakanlığının asli işidir. Bu süreçte biz de üzerimize düşeni yapmaya ve ayağa kaldırma hususunda elimizden geleni göstermeye gayret göstereceğiz.” dedi.

Avrupa’nın en büyük ahşap yapısı olan ancak 57 yıldır hizmet vermeyen yetimhanenin bahçesinde, Fener Rum Patriği Bartholomeos’un ev sahipliğinde, restorasyon sürecine ilişkin bilgilendirme toplantısı düzenlendi.

Toplantıya, Demircan’ın yanı sıra Adalar Kaymakamı Mustafa Ayhan, Adalar Belediye Başkanı Erdem Gül, Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut, İBB iştiraki BİMTAŞ A.Ş Genel Müdür Yardımcısı Nazım Akkoyunlu, Europa Nostra Türkiye Başkanı Burçin Altınsay Özgüner, Adalar Vakfı Başkanı Halim Bulutoğlu, Yetimhane Restorasyon Projesi Koordinatörü Laki Vingas, Rum cemaati temsilcileri, bazı uzmanlar ve diplomatik misyon temsilcileri katıldı.

Restorasyondaki teknik ilerlemeler ve karşılaşılan zorlukların aktarıldığı toplantıda, gelecek aylarda özellikle binanın fonksiyonunun netleştirilmesi için geniş katılımlı çalıştayın düzenleneceği kaydedildi.

Toplantıda, ön restorasyon çalışmaları sürecindeki dijital belgeleme, drone ve lazer taramaları sonucunda ortaya çıkan 3 boyutlu ve rölöve çizimleriyle binanın fiziksel durumuna ilişkin bazı detaylar anlatıldı.

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Demircan, burada yaptığı konuşmada, Beyoğlu Belediye Başkanı olduğu dönemde İstanbul’un kültürel zenginliğinin korunması için çalışmalar yaptıklarını, din, dil ve kültürel farklılıkları her zaman bir zenginlik olarak gördüklerini söyledi.

Azınlık vakıflarıyla alakalı sorunları Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde çözdüklerini belirten Demircan, “Benzer birçok sorunu ben de Beyoğlu’nda yaşadım. Tarlabaşı’nda terk edilmiş yapılar beni hep hüzünlendirmiştir.” diye konuştu.

Demircan, İstanbul’un farklı dillerin, dinlerin ve kültürlerin yaşadığı bir şehir olduğunu kaydetti.

Vazifelerinin kültürel mirasın korunmasını sağlamak olduğuna dikkati çeken Demircan, şöyle devam etti:

“Bu sadece İstanbul’da değil bütün Türkiye’de böyle. Azınlık vakıflarıyla alakalı sorunlar da Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde çözüldü. Burası birinci dereceden tarihi bir eser. Rölöve ve restitüsyon çalışmaları da tamamlanmış. Hangi fonksiyonda kullanılacağına dair de çalıştay daveti yapılıyor. Bütün tarihi eserlerde en önemli şey, aslında başından sorulması gereken soru tam budur: Restorasyon ve bundan sonraki süreçte hangi fonksiyonda kullanılacağı… Değerli Patriğimiz, o konuyla ilgili de zihninde nasıl yapılacağı hususunda hazırlıklarını yapmış. Bu süreç, başından beri Cumhurbaşkanımızın liderliğinde mülkiyeti çözülmüş ve belli bir yapım aşamasına gelmiş. Burada yapılan iş Kültür ve Turizm Bakanlığının asli işidir. Bu süreçte biz de üzerimize düşeni yapmaya ve ayağa kaldırma hususunda elimizden geleni göstermeye gayret göstereceğiz.”

Fener Rum Patriği Bartholomeos, yetimhanenin restorasyonuyla kültürel ve mimari bir zenginliğin geleceğe aktarılabileceğini söyledi.

Yetimhanenin yıllarca yetimleri koruma gibi kutsal bir misyona sahip olduğunu dile getiren Bartholomeos, “Mimari özellikleriyle tüm dünyaca bilinen bu bina aynı zamanda toplumsal dayanışmanın, ilerici eğitimin, fedakarlığın ve şefkatin abidesidir. Bugün de son derece ihtiyaç duyduğumuz bu manevi değerlerin somut ve tarihe mal olmuş halidir. Yetimhanenin son 10 yıllarda yaşadığı ve hepimizi üzen erime sürecine dur demek vatandaş bilinci olan herkesin vicdani görevidir. Çünkü yetimhane hepimizin ortak değeridir ve kaderi bizlerin sorumluluğundadır.” ifadelerini kullandı.

Bartholomeos, bu nedenle tüm teknik ve ekonomik zorluklara rağmen yetimhaneyi ayağa kaldırmak için çalıştıklarını dile getirdi.

Restorasyon noktasında devlet makamları, belediyeler, sivil toplum kuruluşları ve tüm İstanbul sevdalılarına ulaşarak desteklerini almayı arzuladıklarını kaydeden Bartholomeos, “Ancak böyle kapsamlı bir el birliğinden çıkacak güç ile yılların birikimi bu sorun çözülebilir ve yetimhane ‘şehirlerin kraliçesi’ olarak tarif edilen İstanbul’a kazandırılabilir.” dedi.

Büyükada Yetimhanesi Restorasyon Projesi Koordinatörü Laki Vingas ise projede ön çalışmaların tamamlandığını belirtti.

Vingas, restorasyon öncesi binanın korunmasına yönelik geçici destekleme tedbirlerinin rölöveye uygun şekilde Anıtlar Kuruluna sunulmasının hedeflendiğini kaydederek, “Binanın fonksiyonunun belirlenmesi konusunda eylül-ekim aylarında uzmanların katılacağı bir çalıştayın düzenlenmesi ve tabii ki restorasyon için finans imkanlarının tespit edilmesi önceliklerimiz arasında olacaktır. Bu bina yıkıntı halindeyken mimari, tarihi ve kültürel değerine kıymet vermek ve gelecekteki potansiyeline inanarak, onu yeniden İstanbul’a kazandırmak için gerek devletimiz gerek patrikhanemiz gerekse şehrimizin yerel yönetimleri ve sivil toplum kuruluşları olarak elimizi taşın altına koymak, birçok bilinmezliğe rağmen bu iradeyi göstermek ve canlı tutmak bugün hepimizin atacağı yegane anlamlı adımdır.” değerlendirmesini yaptı.

Ön restorasyon projesinin yürütücüsü İBB iştiraki BİMTAŞ A.Ş Genel Müdür Yardımcısı Akkoyunlu da binayla ilgili dijital belgeleme, drone ve lazer destekli 3 boyutlu çizimler hazırlanması ve rölöve gibi çalışmaların 30 kişilik bir ekiple, 45 gün sahada çalışarak tamamlandığını söyledi.

Akkoyunlu, yetimhanenin çatısının yüzde 50’sinin yıkık ve tamamının hasarlı olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Dördüncü katın yüzde 60’ı çökmüş, 3 ve 4. kat döşemelerinin yüzde 40’ı kırıktır. Yapının tamamında döşeme kirişleri yüzde 60 taşıyıcılığını yitirmiştir. Yapının bir yıkım sürecine girmemesi için koruyucu bir örtü sistemi ve destek unsurları yerleştirilmelidir. Binayla ilgili KUDEB Konservasyon ve Restorasyon Laboratuvarı tarafından gözlemsel olarak incelenmiş ve 43 adet ahşap, 1 tane tuğla, 1 adet taş, 3 adet boya, 9 adet sıva, 18 harç numunesi alınmıştır.”

You may also like...

Bir cevap yazın