Delta varyantının VLP aşısına uyarlamasını yapacağız

TÜBİTAK COVID-19 Türkiye Platformu çatısı altında, Ankara Onkoloji Hastanesinde çalışmaları sürdürülen ve Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) aşı adayı listesinde yer alan virüs benzeri parçacık (VLP) temelli aşısı, 26 Haziran’da başlayan Faz 2 kapsamında Ankara, Kocaeli ve İstanbul’da da gönüllülere uygulanıyor.

Bilkent Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi olan Prof. Dr. İhsan Gürsel, eşi ODTÜ Biyolojik Bilimler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mayda Gürsel ile birlikte yürüttüğü VLP temelli yerli aşı çalışmalarını AA muhabirine anlattı.

VLP temelli aşının SARS-CoV-2 virüsünün dört yapısal proteinini içinde barındırdığını, bunun daha kapsamlı ve uzun süreli bağışıklık sağlamak açısından önemli olduğunu belirten Gürsel, aşının bu yönüyle, üretilen diğer aşılardan farklılaştığını vurguladı.

Aşıyla ilgili ilk çalışmaların öğrencileriyle Bilkent ve ODTÜ laboratuvarında başladığını, hayvan denemeleri sonrasında bir yıldan kısa bir sürede klinik faz çalışmalarına geçildiğini aktaran Gürsel, şu değerlendirmede bulundu:

“Geliştirdiğimiz aşının diğer aşılardan bir farkı da virüs benzeri parçacıkların istediğimiz varyanta göre tasarımını gerçekleştirebilmemiz. Şu anda mesela Delta varyantı gündemde. Biz şimdi Delta varyantına özgü ‘spike’ proteininin tasarımını yapıyoruz. Daha önce Vuhan veya İngiliz (Alfa) varyantında yaptığımız gibi Delta varyantının da VLP aşısına uyarlamasını yapacağız. 15 gün içerisinde bu çalışmayı gerçekleştiririz. VLP aşısının güzel yanı gelişebilecek her türlü mutasyona veya varyanta adapte edilebilir bir sisteme sahip olması.”

“Bir hafta olmasına karşın 200 gönüllü sayısını aşmış durumdayız”

Prof. Dr. Gürsel, aşının Faz 1 çalışmalarında 12 gönüllünün düşük, 12 gönüllünün yüksek doz aşı aldığını, 12 gönüllüye de plasebo uygulandığını ve bu aşamanın ara çalışmalarında aşının güvenilir olduğunun kanıtlandığını anımsattı.

Faz 2’de 330 gönüllünün yer alacağına, aşının 110’ar kişiye ayrılan üç gruba, üç farklı şekilde uygulanacağına işaret eden Gürsel, birinci grubun Vuhan, ikinci grubun İngiliz, üçüncü grubun ise Vuhan ve İngiliz tipi varyantı içeren virüs benzeri parçacıklar ile aşılanacağını söyledi.

Böylelikle gruplar arası bağışıklık tepkilerinin neler olduğunu, hangilerinin varyantlara karşı daha fazla koruma ve nötralizasyon antikor geliştirdiğini belirleyeceklerini aktaran Gürsel, “Faz 2 başlayalı bir hafta olmasına karşın şu anda 200 gönüllü sayısını aşmış durumdayız. 330 kişiye de zaman içinde ulaşacağımızı ve bir aksaklık yaşamadan bu aşamayı tamamlayacağımızı öngörüyoruz. Yerli aşı çalışmalarımıza destek olmak, bu tarihi sürece katkı vermek isteyen, aşı olmamış, sağlıklı, daha önce Kovid-19 geçirmemiş gönüllüler de ‘onkoloji.gov.tr’ adresinden başvuru yapabilir.” çağrısında bulundu.

Faz 2’nin ara sonuçlarını ağustos ayının üçüncü haftasına doğru tamamlamayı planladıklarını belirten Gürsel, “Eylülün üçüncü haftası gibi Faz 3 çalışmalarına başlayabileceğimizi öngörüyoruz.” diye konuştu.

“200 kişilik bir ekip, gece gündüz görev yapıyor”

Prof. Dr. İhsan Gürsel, bu süreçlerin arkasında ciddi bir ekip çalışmasının yattığının altını çizerek, şunları kaydetti:

“Yerli VLP aşısıyla ilgili çalışmalar öğrencilerimiz sayesinde hayata geçti. Üç laboratuvardaki öğrencilerimiz, Gebze’deki Nobel İlaç firmasında görev yapan genç araştırmacılarımızın gece gündüz çabaları ile oldu. Özellikle öğrencilerimize minnettarız çünkü bu işin başından, 27 Mart 2020’den beri laboratuvarda 7/24, şikayet etmeden, inanılmaz bir iş birliği ve görev sorumluluğu içerisinde bizi buralara getirdiler. Şu anda üniversitelerimizde 25 öğrencimizden oluşan ekip var. Nobel İlaç’ta 70’e yakın çalışan var. Faz çalışmalarını da dahil edersek aşı çalışmalarının arka planında 200 kişilik bir ekip, gece gündüz görev yapıyor.”

“Eşimle sınıf arkadaşıydık, sonra hayat arkadaşı sonra da iş arkadaşı olduk”

Prof. Dr. Mayda Gürsel ile iyi bir ekip olduklarını vurgulayan Gürsel, “Eşimle sınıf arkadaşıydık. Sonra hayat arkadaşı sonra da iş arkadaşı olduk. Uzun yıllar birçok farklı yerde görev aldık. Şansımız yaver gitti ve bu kariyeri birlikte yaptık. Birlikte çalışmak bizim için çok alışılmış bir şey. İyi vaktimiz de kötü vaktimiz de kavgamız da laboratuvarda oluyor. Öğrencilerimiz de bize alıştı.” dedi.

Yerli aşı için 7/24 birlikte çalıştıklarını anlatan Gürsel, “Bizim açımızdan bu süreç, çok özel, üretken ve yorucu olmasının yanında eğlenceli ve öğretici geçiyor. Her kötülükten bir iyilik çıkar derler ya bu dönemde aşı çalışmalarıyla uğraşmak da ayrıcalık ve şans. Bunu yakaladığımız için memnunuz. Eşimle birlikte kariyerimiz boyunca elde ettiğimiz bilgi ve deneyimi bu projeye yansıtmış olduk. Umarım iyi bir şekilde sonuçlanır.” ifadelerini kullandı.

“VLP temelli yerli aşı projesini, 48 saat, sabahlayarak oluşturduk”

Gürsel, yerli aşı çalışmalarına katılmaya karar verme süreçlerini ise şu sözlerle anlattı:

“Hem eşimin hem benim doğal olarak salınan nano parçacıklarla ilgili daha önce yaptığımız oldukça fazla deney vardı. Fakat aşıyla ilgili çağrıya çıkılmış ve biz o gün başka bir toplantıda olduğumuz için o toplantıya katılamamıştık. Eşimle o dönem İstanbul’dan dönerken aşı çalışmalarına katılma konusunu aramızda tartışmış, bizi de çağırırlar mı, VLP teknolojisiyle böyle bir aşı tasarlayabilir miyiz diye konuşmuştuk. Bundan bir gün sonra TÜBİTAK’tan telefon aldık, ‘maalesef iki günlük süreniz var, bize lütfen başvurunuzu yapar mısınız’ dediler. 48 saat, sabahlayarak bu projeyi kaleme aldık ve virüs benzeri parçacıklar konseptini o dönemde oluşturduk.”

“İleri teknolojili aşı üretim merkezlerinin oluşturulması lazım”

Prof. Dr. İhsan Gürsel, Türkiye’nin aşı konusundaki geçmişine, bu konudaki güçlü birikimine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Türkiye’nin zaten var olan aşı geliştirme kültürünün yeniden canlandırılması açısından Kovid dönemi aslında büyük bir şans. Yetiştirdiğimiz öğrencilerin bu bayrağı alıp daha da ileriye götürmesi lazım. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız, TÜBİTAK Başkanlığımızın önderliğinde oluşturulan aşı ve ilaç konsorsiyumunun yarattığı dinamikler, geliştirdiği deneyimler, gelecekte ortaya çıkabilecek pandemilere karşı ülkemizin en güçlü silahları olacak. Gençlerimizin desteklenmesi ve ileri teknolojili aşı üretim merkezlerinin oluşturulması lazım.”

Yerli VLP aşısını vefat eden abisine ithaf etti

Öte yandan Prof. Dr. İhsan Gürsel, “bu noktaya gelmeme vesile olan kişi” diyerek anlattığı, vefat eden abisi Zeki Gürsel’in anısı için de çok anlamlı bir adım attı.

Gürsel, henüz ismi belli olmayan yerli VLP temelli aşının çalışma ve raporlamalarda kullanılan araştırma kodunu (VLP-58-1023-Al-K3), abisi Zeki Gürsel’in doğum tarihi olan “23.10.1958” rakamlarından oluşturdu.

You may also like...

Bir cevap yazın