Elazığ depreminde eşi ve oğlunu kaybeden kadın, kızı Yüsra ile hayata tutunuyor

Elazığ’da 24 Ocak 2020’de meydana gelen depremde eşi ve çocuğunu kaybeden, 3,5 yaşındaki kızı Yüsra ile enkazdan çıkarılan Ayşe Yıldız, kızıyla yaşam mücadelesi veriyor.

Merkez üssü Sivrice ilçesi olan, 41 kişinin yaşamını yitirdiği 6,8 büyüklüğündeki depremde Mustafa Paşa Mahallesi’nde yıkılan Kalay Apartmanı’nın enkazından 24 saat sonra çıkarılan Yüsra ve 28,5 saat sonra kurtarılan anne Ayşe Yıldız, 3,5 aylık tedavinin ardından devletin sağladığı imkanlarla yerleştirildikleri Bizmişen Mahallesi’ndeki TOKİ konutlarında yaşamını sürdürüyor.

Depremde eşi Hüseyin (36) ve 12 yaşındaki oğlu Onur’u kaybeden 36 yaşındaki Ayşe Yıldız, kızı Yüsra ile hayata tutunuyor.

Ayak ve bacaklarında ezilmeler nedeniyle kızı ile çok sayıda ameliyat geçiren Yıldız, yürüteç yardımıyla yürüyebiliyor.

Ayşe Yıldız, AA muhabirine, depremde eşini ve oğlunu kaybetmenin acısını ilk günkü gibi yaşadığını söyledi.

Deprem gecesi ailesiyle enkaz altında kaldıklarını anlatan Yıldız, yaşadıkları o geceyi şöyle anlattı:

“Bina yıkılınca eşim hemen vefat etti, oğlum yaşıyordu. Oğlum sürekli konuşuyordu. Yardım çığlıkları atıyordu. Oğlum sürekli ‘anne bana yardım et, üstümde taşlar var’ diyordu. Dayanamadığını, nefes alamadığını söylüyordu. ‘Anne elini uzat kafama bir şey dolanmış’ diyordu. Elimi uzatıyordum ama elim yetişmiyordu. Bana üzülmememi söylüyordu. ‘Anneler çocuklarına yardım eder. Elin uzansaydı bana yardım ederdin’ diyordu. Oğlumun çığlıkları hiç kulağımdan gitmiyor. O gece yaşadıklarımızı hiç unutamıyorum. Sanki sürekli o enkazın altındaymışız gibi hissediyoruz. Hep o acı geceyi hatırlıyoruz.”

Oğlunun ölmeden önce kendisinden su istediğini dile getiren Yıldız, oğluna su veremediğini, her su içtiğinde o anın aklına geldiğini ifade etti.

Kızının da enkaz altında kaldığını anlatan Yıldız, “Kızım da artık son nefesine gelmişti, nefes alamıyordu. Ben artık ayaklarımı hissetmiyordum. Orada tek umudum çocuklarımın sağ çıkmasıydı.” şeklinde konuştu.

Kızının bugüne kadar 7, kendisinin de 14 operasyon geçirdiğini belirten Yıldız, “Geçirdiğimiz ameliyatların hepsi büyük ameliyatlardı. Çok zor zamanlardı. Şu an kızımla yeni bir hayat kurmaya çalışıyoruz. Zor ama yine de çabalıyoruz. Bize bu süreçte destek olan herkesten Allah razı olsun. Hiç unutmuyorum. Bizi kurtarmak için seferber oldular. Canlarını hiçe sayıp bizi enkazdan çıkardılar.” dedi.

Tedavisinin hala devam ettiğini aktaran Yıldız, şunları kaydetti:

“Hastaneden taburcu olduk ama sürekli hastaneye giderek tedavi gördüm. İlk önce yatalaktım, şimdi yürüteçle yürüyorum. Çok şükür kendimi idare etmeye çalışıyorum. Kızım ile beraber fizik tedaviye gidiyoruz. Kızımın hala ayağında hasar var. Yürümede sorun yaşıyor. Hasta yürüteci ile ayağımın üzerinde duruyorum. Kızım ile beraber yaşama tutunmaya çalışıyoruz. O yaşadığımız gece hiç aklımızdan çıkmıyor. Unutulmuyor da elimden geldiği kadar kızıma yaşadıklarımızı unutturmaya çalışıyorum. Kızımın psikolojisi bozuldu, çok yıprandı, sürekli kabuslar görüyordu. İnşallah bu süreci zamanla unutur. En büyük umudum budur. Şimdi kızımın iyi bir hayatı ve iyi bir geleceği olmasını istiyorum.”

 “Biz o eve girdiğimizde sağlam bina mı diye sormadık”

Yeni evlere taşınanların ilk önceliğinin evlerin sağlamlığına bakması gerektiğini hatırlatan Yıldız, şöyle konuştu:

“Bunu daha iyi anladık. Bir eve girildiği zaman önce sağlamlığına bakılıp kontrol edilmeli. ‘Sağlam yapılmış mı?’ diye soruşturmalı. En önemlisi insanın canıdır. Mal her zaman yerine gelir, can yerine gelemez. Elinizden geldiğinin fazlası ile soruşturun. Biz o eve girdiğimizde sağlam bina mı diye sormadık. Aklımıza gelmedi. Evimiz toz duman oldu. İki canımı kaybettim.”

Depremden sonra tüm anılarının enkaz altında kaldığını belirten Yıldız, devletin desteğiyle kızı ile yeniden hayata tutunmaya çalıştıklarını sözlerine ekledi.

You may also like...

Bir cevap yazın