Endülüs’ün geleneksel edebiyat ve musiki sanatı ‘Melûf’ Libya’da yaşatılmaya çalışılıyor

Endülüs’ten Mağrib ülkelerine miras kalan edebiyat ve müzik sanatı ‘Melûf’ Libya’da yaşatılmaya devam ediyor.

15’inci yüzyılda İspanyol Engizisyonunu döneminde sürgün edilen Müslümanlar, ayak bastıkları Mağrib ülkelerine köklü Endülüs medeniyetinin kültür ve sanatını da beraberinde taşıdılar.

Libya’nın başkenti Trablus ile Tunus’ta (başkent) ve Cezayir’in Konstantin kentinde yaygınlık kazanan Endülüs mirası Melûf geleneği, esas olarak Sufi zaviyelerinde Mevlid-i Nebi gibi dini münasebetlerde icra edilen “muvaşşah” adlı şiir türünün musiki ile birleştiği bir sanat olarak biliniyor.

Bugünse Melûf, Libya’da festival ve düğün gibi toplumsal kutlamalar vesilesiyle de toplumda dinleyici buluyor.

Endülüs muvaşşahat eserlerinin seslendirildiği Melûf’ta kullanılan müzik aletlerini, “gita” adı verilen üflemeli bir çalgı, zilli bir tef türü olan Tar, darbuka, def ve kudümün yanı sıra, daha geç dönemde kullanılmaya başlanan ud, ney ve keman gibi aletler oluşturuyor.

AA muhabirine konuşan Libya Maluf Komisyonu Başkanı Halife Abdullah Hammude, Melûf geleneğinin yüzyıllarca tekke ve zaviyelerde tatbik edilerek bugüne kadar korunduğunu kaydetti.

20’nci yüzyılın ilk yarısından itibaren, din bilginlerinin öncülüğünde bu sanata özgü topluluklarının kurulmasıyla Melûf’un geliştirilerek yaygınlaştığını belirten Hammude, Hasan el-Ureybi’nin 1964’te Trablus’ta kurduğu Melûf topluluğunun bunların en ünlülerinden biri olduğunu söyledi.

Melûf’ta seslendirilen ‘muvaşşahat’ eserlerinde Hz. Muhammed’e methiyeler içeren şiirlerin önemli bir yer tuttuğuna işaret eden Hammude, “Bu nedenle çeşitli etkinliklerde (bu sanatın) adının, ‘melûf, muvaşşahat ve dini methiyeler’ şeklinde kullanıldığını görürsünüz.” dedi.

Libyalı sanatçı, Melûf’un “Arap müziğinin öncü türlerinden biri” olduğunu kaydederek, “Hatta Arap müziğinin en temel dayanaklarından biri sayılır. Zira bir sanatçı veya şarkıcı, bir Melûf topluluğunun ritimlerini kavrar ve iyi bir şekilde bunu icra etmeyi başarırsa, sözleri ve ritmi ne kadar zor olursa olsun diğer bütün edebi metinleri seslendirebilir.” diye konuştu.

Libya’daki Melûf topluluklarının performansları sırasında önlerinde yazılı metinler ve notalar bulunmadığına dikkati çeken Hammude, bu sanatçıların ezbere dayalı olarak Meluf’u icra ettiklerini kaydetti.

Hammude, Melûf’un bu özelliğini hakkında şunları söyledi:

“Merhum Hasan el-Ureybi öncülüğünde Libya Meluf Topluluğu olarak birgün Paris’te konser veriyorduk. Etkinliğe katılan Avrupalılar ve özellikle oryantalistler, Melûf ekibinin bir-bir buçuk saat boyunca önlerinde metin ve müzik notaları bulunmadan çaldıklarını gördüler. Bu onlara göre hayli ilginç bir durumdu. Çünkü onlar (Avrupalı sanatçılar) yazılı kurallara göre çalıyorlar.”

Hammude, bu kadim ve zengin kültürün korunmasının, “Arap ve İslam kimliğinin muhafaza edilmesi” anlamına geldiğini sözlerine ekledi.

You may also like...

Bir cevap yazın