‘Evlat nöbeti’ tutan Bingöl ailesi, oğullarına kavuşacağı günü bekliyor

İstanbul’da yaşayan Şevket ve Fatma Bingöl çifti, 2014’te henüz 14 yaşındayken HDP aracılığıyla kandırılıp dağa gönderilen çocukları Tuncay’a kavuşmak ümidiyle HDP Diyarbakır İl Başkanlığı önünde evlat nöbeti tutan ailelerden biri.

Evlat nöbeti tutan annelerden Ayşegül Biçer’in 3 yıllık hasretin ardından oğluna kavuşmasının mutluluğunu yaşayan Bingöl ailesi, kendi evlatlarından da gelecek müjdeli haberi bekliyor.

Anne Fatma Bingöl, bu süreçte yaşadıklarını AA muhabirine anlatırken, 7 yıl önce HDP aracılığıyla kaçırılan oğlundan hiçbir haber alamadığını söyledi.

Ailelerin çocuklarına kavuşmasına hem çok sevindiklerini hem de bu durumun umutlarını artırdığını dile getiren Bingöl, “Çok mutlu oluyoruz. Ben zannediyorum, Tuncay geldi. İnşallah hepsi gelir. Kimsenin gözü yolda kalmasın. Ben Ayşegül’ü aradım. Kaç yıldır kanserle mücadele ediyor. O kadının ne gecesi ne gündüzü vardı. Evladı için mücadele etti. Rabb’im herkese yaşatsın o sevinci, bizlere de yaşatsın.” diye konuştu.

“Neden bize evlat acısı yaşatıyorlar?”

Anne Bingöl, çocuğunun sesini 7 yıldır duymadığını, kokusuna hasret kaldığını aktararak, “Benim çocuğum nasıl kandırıldı ve götürüldü bilmiyorum. Çocuğum böyle bir insan değildi. Allah bunlara fırsat vermesin. Bunlar hayallerimizi, dünyamızı başımıza yıktılar. Psikolojimiz bozuldu, hayatımız altüst oldu. Evimizde huzur kalmadı. Biz bunlara ne kötülük yaptık? Bunlar bize bu kadar kötülük yapıp işkence çektiriyor. Ne gecemiz belli ne gündüzümüz. Ne güldüğümüz belli ne ağladığımız belli. Bir gün gülüyoruz, bir gün ağlıyoruz. Neden bize evlat acısı yaşatıyorlar?” ifadelerini kullandı.

PKK ve HDP’nin Kürtlere en büyük zararı verdiğini dile getiren Bingöl, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Kürt dediğim insanlar bana zarar veriyor. Ben Türklerin içinde 5 yıl yaşadım, ben kardeşlerimden görmediğim iyiliği onlardan gördüm. Madem Kürt’sün beni savunuyorsun, neden benim evladıma zarar verip ciğerimi yakıyorsun? Ben 7 senedir böyle bir işkence görmedim. Vurursun, öldürürsün ama böyle bir ceza çektiremezsin insanlara. Biz çocuklarımızı fakirlikle, kiralarda süründük büyüttük. Gelip evlatlarımızı dağa götürüp, ölüme terk ediyorsunuz. Öyle bir acı, öyle bir yangın var ki içimde çocuklarıma göstermiyorum. Çocuklarım için ayakta durmaya çalışıyorum.”

“Tuncay beni görüyorsa, duyuyorsa o zalimlerin elinden kendini kurtarsın”

Oğluna güvenlik güçlerine teslim olması çağrısında bulunun anne Bingöl, şunları aktardı:

“Tuncay, beni görüyorsa, duyuyorsa o zalimlerin elinden kendini kurtarsın. Biz de bilelim ki bizim evladımız bizi düşünüyor ve çıktı geldi diyelim. Onlara hizmet etmesin. Onlar Kürtlere, Türklere, polisimize, askerimize, hepimize zarar veriyor. Oğlum gel. Biz seni seviyoruz. Senin kokunu özledim. Oğlumun kokusun özledim. Fotoğrafına sarılarak yatıyorum. Allah kabul eder mi bunu? Hangi din, hangi vicdan insanlara bu kadar acı çektirir.”

Oturma eylemini bırakmaları için diğer çocuklarıyla tehdit edildiklerini anlatan Bingöl, şöyle devam etti:

“Artık ağlamak istemiyorum. Ağlaya ağlaya gözlerimde yaş bitti. Psikolojim altüst oldu. Artık bıraksınlar yakamızı. Evdeki çocuklarımdan ne istiyorsunuz? Bizi evdeki çocuklarımızla tehdit ediyorsunuz. Bizi korkutmaya çalışıyorlar, biz korkmuyoruz. Biz Allah’tan başka kimseden korkmuyoruz. Mücadelemi bırakmayacağım. Evladımı alana, bu sevinci yaşayana kadar ben oğlumun peşini bırakmayacağım.”

“Bizim çocuklarımızı HDP götürdü. PKK dağdan gelip çocuklarımızı alıp götürmüyor”

Baba Şevket Bingöl de evlatlarına kavuşuncaya kadar oturma eylemine katılmaya devam edeceklerini belirtti.

Bingöl, “Bizim çocuklarımızı HDP götürdü. PKK dağdan gelip çocuklarımızı alıp götürmüyor.” dedi.

HDP Diyarbakır İl Binası önünde 2 yıla aşkın zamandır oturduklarını hatırlatan Bingöl, bugüne kadar kendilerinden desteklerini esirgemeyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya teşekkür etti.

“Kürtlere ölümden başka, zulümden başka ne verdiniz?”

HDP ve PKK’nın Kürtlerin kanı üzerinden rant sağladığını ve Kürtlere en büyük zararı verdiğini anlatan Bingöl, şu ifadeleri dile getirdi:

“Orada oturduğum için beni diğer çocuklarımla tehdit ediyorlar. HDP bundan sorumludur. ‘Bu eylemi bırak.’ diyorlar. ‘Senin öbür çocukların da var.’ diyorlar. Benim başka çocuğum var diye bu çocuğumun davasını etmeyeyim mi? Benim çocuğum daha 14 yaşındaydı. Hangi din ve vicdan bunu kabul eder? Onlar PKK’yı bu kadar çok seviyorlarsa kendi çocuklarını göndersinler. Bizim çocuklarımızı götürüp, parayla satıyorlar. O parayı alıp kendi çocuklarını yurt dışında okutup gezdiriyorlar. Allah bunu kabul eder mi? Bir de çıkıp diyorlar ki, ‘Biz Kürt’ün temsilcisiyiz.’ Sen hangi Kürt’ün temsilcisisin? Sen beni temsil edemezsin. Eğer benim temsilcim olsaydın, gelip yanıma oturup, ‘PKK seni kınıyorum, bu insanların çocuğunu senden istiyorum.’ derdin. Ama bunu yapmıyorsun. Sen bebek katili Abdullah Öcalan’la, Selahattin Demirtaş’la aynısını yapıyorsun. Kürtlere ölümden başka, zulümden başka ne verdiniz?”

“Onların tehditlerin korksaydım, gidip Diyarbakır’da eylem yapmazdım”

Çocuklarını HDP ve PKK’dan istemeye devam edeceklerinin altını çizen Bingöl, “41 yıldır Kürtlerin kanı üzerinde rant sürüyorsunuz. Biz çocuklarımızı HDP ve PKK’den istiyoruz. Diyorlar ki, ‘AK Parti, MHP, CHP gibi partiler de var.’ Biz hangisinin kapısına gidelim? Bizim çocuklarımızı HDP götürdü, başka parti mi götürdü? CHP, onlara destek veriyor. CHP, Atatürk’ün kurduğu parti değil mi? Neden bize destek vermiyor? Gelin bize destek verin Allah rızası için. Biz de bu ülkenin vatandaşıyız.” diye konuştu.

Şevket Bingöl, milletvekillerinden kendilerine destek olmasını isteyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz çocuklarımızı dağa göndermedik. Onlar çocuklarımızı dağa götürdü. Onların tehditlerinden korksaydım, gidip Diyarbakır’da eylem yapmazdım. Gelsinler beni öldürsünler. Ben çocuğumdan kıymetli değilim. Ben niye yaşıyorum, insan namusu, ailesi ve çocukları için yaşar. Eğer onları da benden alırlarsa benim yaşamamın bir anlamı yok. Beni öldürsünler, ben çocuğumu istiyorum. Bunlar Kürt temsilcisi değil. Bunlar İsrail ve Amerika’nın kuklalarıdır. Bunlar çocuklarımızı götürüp, Amerika ve İsrail’le pazarlık yapıp, ‘Biz size asker gönderelim.’ diyorlar. Bizim çocuklarımız, petrol kuyularına bekçilik yaparken ölüyor. Vatan için ölse, deriz ki ‘Eyvallah vatanımız, milletimiz sağ olsun.’ Çünkü vatan bizim vatanımız, bayrak bizim bayrağımız. Fakat bu çocuklar niye orada ölüyor?”

“Herhangi bir çocuk gelirse bizim bayramımızdır”

PKK’dan kurtulan her çocuğun kendilerini umutlandırdığını dile getiren Bingöl, şunları kaydetti:

“Allah’ın izniyle zafer bizim olacak. Onlar kazanmayacak, biz kazanacağız. Çünkü onlar Kürtlerin kanı üzerinde rant sürüyor. Biz kazanacağız, onlar mağlup olacak. Onlar dağlarda bizim çocuklarımızı ölüme terk ediyor. Bizim çocuklarımız her ay, tek tek geliyor. Onlar istediği kadar bizi tehdit etsinler, bizim tehditlere karnımız tok. Mutluyuz, çocuklar geldiği zaman umudumuz daha da artıyor. İnşallah bizim çocuğumuz da bir gün gelecek. Birbirimize kenetlenip, eylemimizi sürdürüyoruz. Herhangi bir çocuk gelirse bizim bayramımızdır. O çocuklar hepimizin çocuklarıdır. Onlar bizim evlatlarımız, bir tanesini de kurtarırsak bu bizim için gurur vericidir. Allah’ın izniyle bu çocukların hepsi gelecek. Zafer bizim olacak, onlar kaybedecek.”

Baba Bingöl, evlatları dağa kaçırılan anne ve babalara oturma eylemine katılması çağrısında bulunarak, sözlerini, “Çocukları dağa götürülen anneler gelsin. HDP’den, PKK’dan korkmayın. Gelin çocuklarınızı isteyin. Biz ordayız. Onlardan, ekmek, su ve para istemiyoruz. Biz diyoruz ki götürdüğünüz çocuklarımızı geri getirin.” diyerek tamamladı.

You may also like...

Bir cevap yazın