Fedakar sağlık çalışanı anneler salgın sürecinde çocuklarından ayrı kaldıkları günleri unutamıyor

Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayça Taş Tuna (40), AA muhabirine, yoğun bakım ve ameliyathanede 8 yıldır çalıştığını, salgının ilk dönemlerinde hasta sayısının artması nedeniyle yoğun bakımda çalıştığını söyledi.

O dönem ailesini hastalıktan korumak için bir süre tek başına yaşadığını dile getiren Tuna, “5 yaşındaki kızım ve eşim, annemlerle yaşamaya başladı. 3 ay boyunca birbirimizden ayrı kaldık.” dedi.

Tuna, bu süreçte kendisinin de Kovid-19’a yakalandığını ve ağır bir hastalık dönemi geçirdiğini, 10 gün hastanede kaldığını anlattı.

Bir yıl önce atlattığı hastalığının bir ay kadar sürdüğünü aktaran Tuna, şöyle devam etti:

“5 yaşındaki kızımı karşıma alarak her şeyi anlatmak zorundaydım. Bir mikrobun olduğunu, bunu eve getirebileceğimi, kendisine, babasına ve anneannesine zarar verebileceğimi güzel bir dille anlattım. Anlayışla karşıladı ve bir gün bana telefonda ‘Eve gelmiyorum, üzülüyor musun?’ dediğimde, ‘Neden gelemediğini biliyorum anne, bu mikrop bitecek ondan sonra bizim yanımıza geleceksin. Onun için hiç üzülmüyorum, hiç ağlamıyorum. Ben senin ne durumda olduğunu biliyorum, sen hastalara faydalı olmaya çalışıyorsun.’ dedi. 5 yaşındaki bir çocuktan beklemediğimiz çok büyük bir olgunluk aslında. O gün bu gündür ayrılamıyor benden. İster istemez yine ayrılma korkusu yaşıyor ve bir gün mikrop bitsin diye sürekli dua ediyor.”- “Bir şeyler yapabiliyorsak ne mutlu bize”

Bu süreçte ailesinden ayrı kalmasının iki tarafı da çok zorladığını dile getiren Tuna, “Çocuğumla 3 ay ayrı kaldık ve bu süreçte sadece 2 gün bir araya gelebildik. Ben bahçede, o evde camın arkasında, ben dışarda dururken 1-2 saat vakit geçirdik bu şekilde.” diye konuştu.

Tuna, uzun aradan sonra kızıyla ilk kez bir araya geldiğinde inanılmaz buluşma yaşadıklarını belirterek, gece boyunca kızını uyutamadığını kaydetti.

Bir anne olarak zor da olsa önceliğini mecburen işine verdiğini vurgulayan Tuna, “Önceliğimiz insan hayatı” diyerek yola çıktıklarını vurguladı.

Tuna, zorlu bir süreçten geçildiğine işaret ederek, “Hem hastanıza faydalı olmaya çalışıyorsunuz hem de ailenizden ayrısınız ve yalnızsınız. Gerçekten çok büyük bir travma ancak bir gün atlatacağız. Fedakarlıkta bulunup hastaları iyileştirmek zorundaydık. Bir şeyler yapabiliyorsak ne mutlu bize. Tedavi yaklaşımlarında çok etkili olamıyoruz belki ama yine de onlar için savaşmak zorundayız.” şeklinde konuştu.

Tüm sağlık çalışanlarının Anneler Günü’nü kutlayan Tuna, “Birçok sağlıkçı anne canla başla savaşıyor. Hastalarını iyi edebilmek için evlatlarından, ailelerinden, sevdiklerinden ayrılar. En zor Anneler Günü olacak bu yıl da, inşallah en kısa zamanda birbirlerine kavuşurlar.” dedi.

 “Güzel günlerin geleceğine inanıyorum”

Biri 14, diğeri 9 yaşında iki kız çocuğu annesi Karabük Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli 15 yıllık süpervizör hemşire Gönül Yerlikaya (39) da hem sağlık çalışanı hem anne olmanın tarif edilemez bir zorluk olduğunu belirterek, “Gece nöbetlerinde anne olmak, çocuğunu bırakıp nöbetlere gelmek ve çocuğunuzu düşlemek anlatılmaz bir zorluktur.” ifadelerini kullandı.

Sağlıkçı çocuğu olmanın da bir o kadar zor olduğunu ifade eden Yerlikaya, çoğu zaman çocuklarının etkinliklerine katılamadığını anlattı. Salgın döneminde aylarca annesinden ve çocuklarından uzakta yaşadığını dile getiren Yerlikaya, şöyle konuştu:

“Haliyle çocuklarımız bu durumdan olumsuz etkilendiler. Anne olmanın yanında bizler de birer evladız. Kendi annelerimize karşı sorumluluklarımız var. Pandemi döneminde onlardan da uzak kaldık. Onlara sarılamadık, bayramlaşamadık. Hem kadın hem anne hem de sağlıkçı olarak yaşadığımız salgın dönemindeki zorlukları kadın olmanın verdiği güçle aşacağız. Güzel günlerin geleceğine inanıyorum.”

“Çocuklarımla aylarca aynı evin içinde yabancı gibi yaşadık”

Yerlikaya, çocuklarıyla aynı evin içinde otelde gibi yaşadıklarını vurgulayarak, ayrı odalarda kalıp farklı masalarda yemek yediklerini kaydetti. Çocuklarıyla hiç yaklaşmadıklarını anlatan Yerlikaya, aylarca aynı evin içinde yabancı gibi yaşadıklarını dile getirdi.

Geçen yıl Anneler Günü’nde çocuklarına sarılamadığını anımsatan Yerlikaya, “Hiç önemsemediğimiz küçük şeylerin aslında bizim hayatımız için çok önemli şeyler olduğunun ailecek farkına vardık. Başta annem olmak üzere tüm şehit annelerinin, hastane koridorlarında evlatlarıyla imtihan olan cefakar annelerin, anne olmasalar bile yüreğiyle bütün çocukları kucaklayan meslektaşlarımın Anneler Günü’nü kutlarım.” dedi.

You may also like...

Bir cevap yazın