Bize ile Bağlan

Portre

Galatasaray ve Türk sporuna adanan hayat: Ali Sami Yen

Yayınlanan

aktif

Galatasaray ve Türk sporuna adanan hayat: Ali Sami Yen

Ünlü dilbilimci ve yazar Şemsettin Sami’nin ikinci oğlu olan Ali Sami Yen, 20 Mayıs 1886’da İstanbul’da dünyaya geldi.

İlk tahsilini babasından alan Yen, daha sonra Galatasaray Lisesine gönderildi. Lise öğrenimi sırasında dönemin siyasal, edebi ve sportif gelişmelerini yakından takip eden Yen, bir grup sınıf arkadaşıyla futbol kulübü kurma kararı aldı. Ali Sami Yen ve arkadaşları, 1905 yılının Ekim ayında lisedeki bir edebiyat dersinde Galatasaray Kulübünü kurdu. Yen, kulübün bir numaralı kurucu üyesi ve ilk başkanı oldu.

Ali Sami Yen, Galatasaray’ın kuruluş amacını, “Maksadımız İngilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve Türk olmayan takımları yenmek.” şeklinde belirtti.

Galatasaray’da zarif çalımları ve kuvvetli driplingleriyle orta sahanın vazgeçilmez oyuncularından biri olduğu aktarılan Ali Sami Yen’in, 1907 yılının sonlarında Kadıköy takımına karşı oynanan ve 3-0 kazanılan maçta ayağı kırıldı. Yapılan uzun tedavilerin ardından sahalara dönen Yen, artık eskisi gibi oynayamadığı için futbol kariyerine son verdi.

14 yıl başkanlık yaptı

Ali Sami Yen, Galatasaray Kulübünde toplamda 14 yıl başkanlık koltuğunda oturdu.

Yen, sarı-kırmızılı kulübün kuruluş yılı olan 1905’ten 1918 yılına dek 13 yıl aralıksız başkanlık yaptı. Ali Sami Yen, kulüpte 1925’te de bir yıl başkanlık görevinde bulundu.

Ali Sami Yen, Osmanlı İmparatorluğu’nun zor bir süreçten geçtiği ve 1. Dünya Savaşı’nın yaşandığı bu dönemde Galatasaray’ı başarılı bir şekilde idare etti.

Yen, ayrıca başkanlığı döneminde ülkede farklı spor branşlarının gelişmesi için önemli çalışmalar yaptı.

A Milli Takım’ın ilk teknik direktörü

Ali Sami Yen, A Milli Futbol Takımı’nın teknik direktörlüğünü yapan ilk isim oldu.

Türkiye, FIFA’ya üye olduktan sonra ilk maçını 26 Ekim 1923’te İstanbul Taksim Stadı’nda Romanya’yla oynadı.

Ali Sami Yen yönetimindeki A Milli Takım, karşılaşmada Romanya ile 2-2 berabere kaldı.

TİCİ ve TMOK başkanlığı

Ali Sami Yen, 1922’de kurulan ve ülkenin ilk spor teşkilatı olan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakının (TİCİ) başkanlığına getirildi.

Yen, bu dönemde tüm spor branşlarında federasyonların kurulmasına öncülük ederken, spor branşları için gerekli yönetmelikler de yabancı dillerden tercüme edilerek yürürlüğe kondu.

Ali Sami Yen, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Başkanı sıfatıyla 1924 Paris Olimpiyat Oyunları’na giden kafilenin başında yer aldı.

Yen, 1926-1930 yıllarında da Türkiye Milli Olimpiyat Komitesinin (TMOK) Başkanlığı’nı yürüttü.

İlk spor müzesi ve ilk futbol kitabı

Türkiye’de ilk spor müzesini kuran Ali Sami Yen, aynı zamanda ilk futbol kitabını yazan isim de oldu.

Yen’in 1915 yılında Kalamış’taki kulüp lokalinde kurduğu ve daha sonra Galatasaray Lisesine taşınan müze, Türkiye’nin ilk spor müzesi olarak kayıtlara geçti.

Ali Sami Yen’in yazdığı “Futbol Kitabı” adlı eser, 1927 yılında basıldı. Futbolun teknik ve bilimsel kurallarının yer aldığı eser, Türkiye’de futbol alanında yazılan ilk kitap olma özelliği taşıyor.

65 yaşında vefat etti

Ali Sami Yen, 29 Temmuz 1951’de, 65 yaşında hayata gözlerini yumdu.

Yen’in naaşı, Feriköy Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Galatasaray’ın uzun yıllar maçlarını oynadığı ve 2011 yılında yıkılan Mecidiyeköy’deki stada Ali Sami Yen’in ismi verildi.

Sarı-kırmızılı takımın günümüzde maçlarını yaptığı Türk Telekom Stadı, Ali Sami Yen’in isminin verildiği spor kompleksinin içinde yer alıyor.

Kültür

Çağdaş Türk tiyatrosunun kurucusu Muhsin Ertuğrul, vefatının 43. yılsinde anılıyor

Yayınlanan

aktif

Yazar

Çağdaş Türk tiyatrosunun kurucusu Muhsin Ertuğrul, vefatının 43. yılında anılıyor

Sirutubeta ve tiyatro yönetmeni, oyuncu, çevirmen Ertuğrul, Hariciye Nezareti işgörenlarından Hüseyin Hüsnü Bey ile Alman aslolanlı Fatma Dilruh Hanım’ın oğlu olarak İstanbul’da 28 Şubat 1892’de dünyaya geldi.

İstanbul Tefeyyüz Mektebi, Darüledep, Soğukçeşme ve Toptaşı Rüştiyesi ile Mercan İdadisi’nde eğitim alan Ertuğrul, çocuk yaşlarında meddah, Hacivat Karagöz ve orta oyunu benzer halde ananesel sahne gosterilerine ilgi duymaya başladı.

Sanatçı, rüştiyede öğrenciyken okul dostlarıyla çeşitli fakattör tiyatro emek harcfakatları yapmış oldu ve tiyatroyla ustalaşmış manada 1909’da Erenköy’deki Burhanettin Kumpanyası’nın “Sherlock Holmes” oyununda canlçağrıştırdığı “Bob” karakteriyle tanıştı.

Türk tiyatrosuna yön verdi

Daha sonrasında Odeon Tiyatrosu’nda çalışan Ertuğrul, William Shakespeare tarafınca kevrene alınan “Othello” ve Türkiye’de ilk kez sahnelenen “Hamlet” piyeslerinde rol aldı.

Başarılı tiyatrocu, dostı Vahram Papazcayan’ın tavsiyesiyle kendini geliştirmek suretiyle 1911’de gitmiş olduğu Fransa’dan 1912’de Türkiye’ye dönerek dostlarıyla kendi toplyüceğunu kurdu.

Türk tiyatrosuna yön veren Ertuğrul, 1913’te gene Paris’e giderek, bir taraftan eğitimini tfakatmlarken, öteki taraftan dünyaca meşhur tiyatro toplyüceklarıyla tanışma olanakı elde etti.

Aynı yıllerda Comedie Française’de Paul Gravolet’ten hususi dersler alan Ertuğrul, Şehzadebaşı’nda açmış olduğu Ertuğrul Sirutubetası’nda, film gösteryazcaımnmaleri ilkinsi kısa tiyatro oyunları sahneledi.

Kurtyüceş Savaşı üstüne ilk belgesel sayılan “Zaışık Yolları”nı çekti

Muhsin Ertuğrul, 1914’te İstanbul’da Darülbedayi adıyla yaşfakat geçen, sonrasındaki yıllerda Şehir Tiyatroları adını alan merkezin müesseseunda yer aldı. Sanatçı, Darülbedayi’de Reşat Rıdvan Bey ve Andre Antonie ile birlikte nazcaaranv yapmış oldu.

Sirutubeta ve tiyatro araştırmaleri yapmak suretiyle 1918-1921’de yaşamış olduğu Berlin’de İstanbul Film şirketnıni kuran Ertuğrul, aynı dörutubet Üstat Film’in ortaklığını ve yönetmenliğini de üstlendi.

Usta tiyatrocu, “Karanlıkta Işık” adlı fbilimselmizde mühim bir rol aldıktan sonrasında “Samson”, “Kara Lale Bayramı” ve “Şeytana Tapanlamış olur” filmlerini çekti. Almanya günleri esnasında 1917’de “Edebi Tiyatro Heyeti” adlı bir toplyücek da kuran sanatçı, o yıllerda Halit Fahri Ozansoy’un “Baykuş” piyesini de sahneledi.

Berlin’de “Beranien Düşesi” fbilimselmizde ihtilalci bir subay görevinü oynayan Muhsin Ertuğrul, Türkiye’ye döndükten birkaç ay sonrasında “Temaşa Dergisi”nde çeşitli beyazca perde eleştirileri kevrene aldı.

Robert Kolejinde, Halide Edip’in löğrenektosunu yazcamış olduğu, Vedi Sabar’ın bestelediği “Kenan Çobanlamış olurı” operasını hazcaırlayan Ertuğrul, Kurtyüceş Savaşı üstüne ilk belgesel sayılan “Zaışık Yolları” adlı fbilimseln yönetmenliğini üstlendi.

İlk sesli Türk fbilimsel “İstanbul Sokaklarında”yı çekti

Muhsin Ertuğrul, 1925-1927’de byücenmuş olduğu Sovyetler Birliği’nde Nazcaım Hikmet vesilesiyle beyazca perde dünyasından pek oldukca kişiyle tanışma ve emek harcfakat fırsatı buldu.

Burada “Tamilla”, “Spartaküs” ve “Beş Dakika” filmlerini çeken sanatçı ek olarak Moskova’da tüm tiyatrolara girme izni alarak Stanislavski, Nkomutoviç-Dançenko, Aleksandır Yakovleviç Tayrov, Vsevolod Meyerhold benzer halde adlarle tanışıp onların emek harcfakatlarına katıldı.

Ertuğrul, ABD’ye seyahat ederek beyazca perde ve tiyatro üstüne çeşitli araştırmalarda byücenmuş oldu ve İstanbul’a döndüğünde 1927’de üstlendiği Darülbedayi’nin sanat yönetmenliğini 1949’a kadar sürdürdü.

İlk sesli Türk fbilimsel “İstanbul Sokaklarında” ve “Bir Millet Uyanıyor”u çeken Ertuğrul, “Karım Beni Aldatırsa”, “Söz Bir Allah Bir”, “Leblebici Horhor Ağa”, “Aysel Bataklı Damın Kızı” filmlerinde senarist olarak Mümtazca Osman takma adını kullanan Nazcaım Hikmet’le birlikte çalıştı.

Türkiye’de 1922’den 1940’a kadar tek film yönetmeni olan Ertuğrul, 1928’de Türkiye’nin ikinci büyük yapım şirketi İpek Film’in kurulmasına öncülük etti ve “Ankara Postası” adlı fbilimseln büyük ticari başarı kazcaanmasının ardından İpek Film’de yönetmen olarak 20 filme imza attı.

Ertuğrul, 1931’de Tiyatro Meslek Okyücenun kurucuları içinde yer aldı. 1933’te İstanbul’a çağrılan Viyana Müzik ve Tiyatro Akademisi başkanı Joseph Marx, Belediye Konservatuvarının öncüsü sayılabilecek bu okyüce yeni baştan düzeyledi ve Muhsin Ertuğrul bu kurumda da dersler verdi.

Ege Üniversitesi’nce fahri doktor hisseesi verildi

Sanatçı, Moskova’da çocuk tiyatrosu üstüne de araştırmaler yapmış olduktan sonrasında 1935-1936 sfaizunda İstanbul Şehir Tiyatrosunda Türkiye’deki ilk tertipli çocuk oyunlarını başlattı. Ertuğrul, tiyatro alanında verdiği hizmetler sebebiyle 1932’de Goethe Madalyası ile ödüllendirildi.

Ankara Devlet Konservatuvarında da bir süre tiyatro öğretmeni olarak nazcaaranv meydana getiren Ertuğrul, 1941’de eşi Handan Ertuğrul’la birlikte “Perde” ve “Sahne” adlı bir mecmua çıkardı.

Ertuğrul, 1947’de Ankara’da Küçük Tiyatro, 1948’de Büyük Tiyatro’yu kurdu ve 1949’da Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’ne getirildi.

“Bir Komiser Geldi” oyunundaki müfettiş göreviyle oyuncu olarak son kez sahnede görülen sanatçı, 1950’de Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü nazcaaranvinden çekilme etti.

Ertuğrul, Türk beyazca perdesında tfakatmı renkli ilk film olan “Halıcı Kız”ı 1953’te çekti ve bu film Ertuğrul’un son beyazca perde emek vermesi oldu. 1954’te ikinci kez Devlet Tiyatrosu Genel Müdürü olan Ertuğrul, 1955’te Küçük Tiyatro ve Oda Tiyatrosu’nu açtı.

Daha sonrasında 1958’de İstanbul Şehir Tiyatrosu’na başyönetmen olarak atanan Ertuğrul, 1966’ya kadar bu nazcaaranvini sürdürdü. Ertuğrul, bu zfakatnda Üsküdar Tiyatrosu, Kadıköy Tiyatrosu ve Zeytinburnu Tiyatrolarını açarken, 23 Ekim 1971’de Türkiye’de ilk kez Devlet Kültür Armağanı’nı aldı.

Usta tiyatrocu, 1974’de 82 yaşlarındayken gene Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenliğine atandı. Ertuğrul, tiyatronun yanı sıra Türk beyazca perdesında da çeşitli türlerdeki ilk örneklerini veren 30 film yönetti.

“Leblebici Horhor Ağa” fbilimselyle “2. Venedik Film Festivali’nde” Türk beyazca perdesına ilk internasyonal ödülü kazcaanmıştırran Muhsin Ertuğrul, Batı tiyatrosunun yorum, sahne tekniği ve yönetim alanlamış olurındaki yeniliklerini Türk tiyatrosunda da uygulfakatya koydu ve tiyatronun İstanbul haricindeki kentlere yayılmasına katkıda byücenmuş oldu.

Çağdaş Türk tiyatrosunun temelini atan ve geliştiren Muhsin Ertuğrul’a 23 Nisan 1979’da Ege Üniversitesi’nce fahri doktor hisseesi verildi. Sanatçı, unvanını almak ve sanat yaşam deliğinin 70. yıl kutlfakatlarına katılmak suretiyle gitmiş olduğu İzmir’de 29 Nisan günü kalp krizi sonucu yaşam deliğini yitirdi. Ertuğrul’un cenazcaesi, İstanbul’da Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.

Devamını görüntüle

Kültür

Türk müziğine adanan yaşam: Münir Nurettin Selçuk

Yayınlanan

aktif

Yazar

Türk müziğine adanan ömür: Münir Nurettin Selçuk

Türk müziğinin unutulmazca adlarınden bestekar, eğitmen ve koro şefi Münir Nurettin Selçuk’un vefatının üstünden 41 yıl geçti.

Darülfünun İlahiyat Fakültesi Fars Edebiyatı profesörü ve Kadıköy Sultanisi Fransızca öğretmenlerinden ozan Mehmed Avni Nureddin Bey ile Fatma Hanife Hanım’ın oğlu olan Selçuk, 1900’da İstanbul Sarıyer’de dünyaya geldi.

Çeşitli kaynaklarda doğum yılı 1899, 1900 ve 1902 olarak da emarelen sanatçı, ilköğretimu Beyazcaıt İbtida-i Mektebi’nde okuduktan sonrasında Soğukçeşme Askeri Rüştiyesi’nde, arkasından Kadıköy Sultanisi’nde tahsil görmüş oldu.

Henüz 10 yaşlarında sesinin sonbaharelliği fark edilen Selçuk, 15 yaşlarındayken girmiş olduğu Kadıköy’deki Darülfeyzi Muyarağı Mektebi’nde üç yıl eğitim aldıktan sonrasında bu kurulle ilk konserine çıktı.

Selçuk, sınav sonucu elde etmiş olduğu başarıyla Darülelhan adıyla etkinlik gösteren İstanbul Belediyesi Konservatuvarına girmeye hak kazcaanmıştır.

Şark Muyarağı Cemiyeti’nin kurucuları içinde da yer aldı

Şark Muyarağı Cemiyeti’nin kurucuları içinde yer edinen sanatçı, I. Dünya Savaşı’nın ilaçm etmiş olduğu 1917’de, ailesinin isteği üstüne Macaristan’a ziraat tahsiline gönderildi sadece muyarağıye olan sevdası sebebiyle babasını ikna ederek kısa süre sonrasında yurda döndü.

Münir Nurettin Selçuk, bir dörutubet Fenerbahçe’de futbolca oynadı ve kulübü ziyaret eden Mustafa Kemal Mustafa Kemal Atatürk’le de burada tanışma fırsatı buldu.

Muyarağıye ciddi şekilde bağlanan sanatçı, 1923’te askerlik hizmetini yapmak suretiyle teğmen aşfakatsiyle girmiş olduğu Muzıka-i Hümayun’da müezzinliğe atfakat edildi.

Cumhuriyet duyuru edilince aynı aşfakatyle Ankara’daki “Riyaset-i Cumhur İncesazca Heyeti”ne dahil olan sanatçı, Mustafa Kemal Atatürk’ün maiyetinde byücenmuş oldu. Sanatçı, 1926’da Mustafa Kemal Atatürk’ten izin alarak kurulten ayrılarak, İstanbul’a döndü.

Türk muyarağısinde bir ekol oldu

Selçuk, 1928’de İstanbul’da Sahibinin Sesi Plak Şirketi’yle antak kalma yapmış oldu. Ardından muyarağı inbiçimasyonsini arttırmak fakatcıyla Paris’e giderek bir yıl kalan sanatçı, Paris Konservatuvarında şan, piyano ve solfej dersleri aldı.

Enise Hanım ile 1928’de evlenen ve eşinin 1966’da vefatına kadar ayrılmayan usta sanatçının, bu eşiyle olan evliliğinden Meral adını verdiği kızı dünyaya geldi. Şehime Erton ile eşiyle olan evliliğinden ise oğulları Timur ve Selim dünyaya geldi.

Sanatçı, Beyoğlu’ndaki Fransız Tiyatrosu’nda 22 Şubat 1930’da ilk solo konserini verdi.

Türk muyarağısinde bir dönüm noktası olan konser, Tanburi Mesut Cemil, kemençeci Ruşen Ferit, udi Nevres, kanuni Artaki ve keengel Nubar’ın refakatinde ilk kez frak giyilerek, ayakta, yepyeni bir üslupla ve mikrofonsuz gerçekleştirildi.

Farklı biçimlarda 100’ün üstünde beste

Münir Nurettin Selçuk, klasik Türk müziğinin sözlü icrasında, makam ve usül inbiçimasyonsinde, ses perdelerinin doğru kullanımında, seyir egemenlikinde zirve olarak gösteryazcaımndı.

Belediye Konservatuvarı İcra Heyeti’ne 1942’de giren sanatçı, kurulten 1943’te ayrıldı.

Usta sanatçı, İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Muyarağısi Konservatuvarında sualmluiyet dersleri verdi, 1953’te İstanbul Radyosunda müşavirlik goreviyle icra kuruli başkanlığı gorevini üstlendi..

Solo konserleriyle Türk müziğinde çığır açan Selçuk, değişik biçimlarda 100’den fazcala yaratıe imza attı, yurt haricinde da fazcalaca sayıda konser verdi.

Unutulmazca sanatçı, Mevlana, Fuzuli, Nedim, Ahmet Paşa, Şeyh Galip, Ziya Paşa, Süleyman Nazcaif, Tevfik Fikret, Vecdi Bingöl, Yahya Kemal Beyatlı, Faruk Nafiz Çamlıbel, Behçet Kemal Çağlar, Necdet Atılgan, Munis Faik Ozansoy, Cahit Sıtkı Tarancı, Ümit Yaşar Oğuzcan, İsmet Bozdağ ve Refik Ahmet Sevengil’in şiirlerini besteledi.

Selçuk, 1970’li yıllera kadar plak emek harcfakatlarının yanında yurt içi ve yurt dışı konserlerine ilaçm etti.

“Allah’ın Cenneti” ve “Kahveci Güzeli” filmlerinde oynadı

Tambur ve piyano çalan Münir Nurettin, kendindson olarakraki dörutubetlara örnek bir muyarağı adamı oldu, neredeyse tüm beste şekillerindeki yaratıleri okuyabilen bir yorumcu oldu ve pek fazcalaca gencin yetişmesine katkı elde etmiş oldu.

Cumhurbaşkanlığınca 1981’de takdim edilen “Mustafa Kemal Atatürk Sanat Ödülü”ne layık görülen sanatçı, Muhsin Ertuğrul’un ilk müzikal film gözgüretim etmesi olan 1939 yapımı “Allah’ın Cenneti” fbilimselyle 1941 yapımı “Kahveci Güzeli” filmlerinde oynadı.

Selçuk, Kahveci Güzeli’nde Stanetin Kaynak’ın bestelediği “Ela Gözlerini Sevdiğim Dilber”, “Aşığım Baharın Yeşil Gaslıne”, “Zeynebim Uçtu Gitti”, “Garibiz, Gurbet Bize Artık Bir Sıla Oldu”, “Çoban Kızı” ve “Yad Eller Aldı Beni” yaratılerini yorumladı.

Arap filmlerine Stanetin Kaynak’ın yazcamış olduğu yaratıleri okuyan Selçuk, bazcaı müzikal filmler için yaratıler de besteledi.

Münir Nurettin Selçuk, 27 Nisan 1981’de Nişantaşı’ndaki evinde vefat etti ve Aşiyan Mezarlığı’na defnedildi.

Adına pul baslolanan sanatçının adı, yapmış olduğu besteler ve İstanbul’a olan sevgisi sebebiyle Kalamış’ın ana caddesine ve Bağcılar’da bir ilköğretim okyücena verildi.

Sanatı, konservatuvarlarda sav ve doktora mevzusu olarak çalışılan sanatçının yaşamı, Ayşe Kulin tarafınca 1996’da “Bir Tatlı Huzur” adıyla kitaplaştırıldı.

Sanatçının bestelerinden bazcaıları ise şöylekiki:

“Beni Kör Kuyularda Merdivensiz Bıraktın”, “Kalamış”, “Aziz İstanbul (Güfte: Yahya Kemal Beyatlı)”, “Söyleki Sevgili”, “Gül Yüzünde Göreli Zülf-i Semen-say Gönül”, “Safa-yı Metle Parıldasın Cam deliğimiz”, “Hülyfakat Doğan Son Güneşim”, “Son Hevesimde”, “Varalım Kuy-ı Dilaraya Gönül Hu Diyerek”, “Bir Söz Dedi Canan ki Keramet Var İçinde”, “Rindlerin Akşamı (Dönülmez Akşamın Ufkundayız) (Güfte: Yahya Kemal Beyatlı)”, “Ne Doğan Güne Hükmüm Geçer Ne Halden Anlayan Byücenur”, “Endülüs’te Raks”, “Sessiz Gemi”, “Rindlerin Ölümü”, “Sen Şarkı Söylekidiğin Zfakatn”, “Dumanlı Başları Göklere Ermiş”, “Yedi Renk Üstüne Hareli Dağlar.”

Devamını görüntüle

Portre

Çeçenistan’da bağlarımsızlık cenkımsinin sembolcaü Cahar Dudayev’in ölümünün üstünden 26 yıl geçti

Yayınlanan

aktif

Yazar

Çeçenistan’da bağımsızlık mücadelesinin sembolü Cahar Dudayev'in ölümünün üzerinden 26 yıl geçti

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonrasında Çeçenlerin bağlarımsız olma cenkımsine önderlik eden Dudayev, 1944’te Josef Sikinciln’in yönergeiyle Çeçen ve İnguş halklarının Orta Asya ve Sibirya’ya sürüldüğü dörutubetde Çeçen bir ailenin evladı olarak dünyaya geldi.

Çocukluk yıllerı Sibirya’da sürgünde geçen Dudayev, 1957’de Sovyetler Birliği’ni yöneten Nikita Kruşçev’in Kafkas halklarının saygınlıkını geri verme sonucu sonrasındası ailesiyle Grozni’ye döndü.

Dudayev, Kuzey Osetya Devlet Üniversitesi Fizik-Matematik Fakültesine girdi sadece birinci dersliktan sonrasında anasınden gizli saklıce Rusya’nın Tambov şehrinde askeri pilotluk için uzmanlık dersleri aldı arkasından Tambov Askeri Pilotluk Yüksekokyücenda tahsilini tfakatmladı.

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) Silahlı Kuvvetlerinde 1962’de nazcaaranve süregelen Dudayev, girmiş olduğu Gagarin Hava Harp Akademisinden üstün başarıyla 1974’te mezun oldu.

Başarılı bir subay oldu

Sovyet ordusunda nazcaaranvlerindeki başarılarından dvakası pek oldukca madalya alan cenk uçağı pilotu Dudayev, orduda iyi eğitimli ve becerili bir subay olarak adınden bahsettirdi.

Askeri yaşamında dayanıklılığı, sakinliği ve insanoğlua verdiği kıymetle öteki komutanlamış olurdan ayrılan Dudayev, kısa sürede tümgeneralliğe terfi etti.

SSCB’nin dağılma sürecinde birlik içindeki ülkelerde bağlarımsızlık hareketleri baş gösterdi. Bağımsızlıklarını duyuru etmek için Baltık vatanlamış olurında isyanlamış olur başladı. Sovyet makamları, Estonya’da nazcaaranv icra eden Dudayev’e isyanlamış olurı zor kullanarak bastırma yönergeı verdi. Ancak Dudayev, bağlarımsızlığı için muharebeyen insanoğlua bomba atmayacağını so şekildeyerek bu yönergea karşı çıktı.

Çeçenistan’ın bağlarımsızlık hareketinin başına geçti

Hayatında dönüm noktası olacak bu andan saygınlıken Dudayev, Rusların gaslınde artık asi bir komutan oldu. Ordudan ayrılarak Grozni’ye geçen Dudayev, Çeçenistan’ın bağlarımsızlık cenkımsine katıldı.

Dudayev, 1990’da toplanan Çeçen Halk Kongresinde halk meclisinin İcra Komitesi Başkanlığı’na seçildi. Bu arada ertesi yıl devlet içinden bir grup, Sovyetler Birliği’nin önderi Mihail Gorbaçov’dan yönetimi almak suretiyle Moskova’da darbe girişiminde byücenmuş oldu. Başarısız darbe girişimi 3 gün sürse de bu fiil, Sovyetler Birliği içinde büyük sualnların deposu oldu.

Dudayev, o esnada darbecilerle iş birliği icra eden Çeçen-İnguş Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne karşı süregelen halk hareketinin başına geçti.

Aynı yıl toplanan 2. Çeçen Halk Kongresinde ülkenin bağlarımsız “Çeçenistan Cumhuriyeti” olarak duyuru edilmesine karar verildi.

Kongrede geçici yargıet diye deklare edildi ve başına İcra Komitesi Başkanı olarak seçilen Dudayev’in geçmesi kararlaştırıldı. Dudayev, bo şekildece Çeçen-İnguş Cumhuriyeti yönetimine paralel bir yönetim kurdu.

Moskova’daki darbe girişiminin arkasından Çeçenistan’daki Sovyet bağlantılı yönetime karşı prokontrolo mitinglerini organize eden Dudayev, ülkede cumhurbaşkanlığı seçimi duyuru etti.

Bağımsız Çeçenistan’ın ilk cumhurbaşkanı

27 Ekim 1991’de meydana getirilen seçimde cumhurbaşkanı seçilen Dudayev’in ilk icraatı, Çeçenistan’ın Sovyetler Birliği’nden ve Rusya’dan bağlarımsızlığını duyuru etmek oldu.

Moskova’daki darbe girişimine karşın Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreteri Mihail Gorbaçov, yönetimi cuntacılara vermese de bu süreçtson olarakra Gorbaçov Parti Genel Sekreterliği’nden çekilme etti. Bo şekildece ülke yönetiminde oluşan boşlukta, darbeye karşı çıkan ve genel oyla seçilen Rusya Başkanı Boris Yeltsin yönetimi eline aldı. Yeltsin, SSCB’nin dağılması sonucuna imza attı.

Yeltsin, Çeçenistan’ın bağlarımsızlık sonucunı tarifayarak Cumhurbaşkanı Dudayev’e tepki gösterdi.

Sovyetlerden kalan tabancaları toparlayarak gelecekte Rusların düzeyleyebileceği bir hücumya karşı hazcaırlık icra eden Dudayev, Moskova ile siyasal temas kurmaya çalıştı.

Dudayev’in bu yöndeki çabalarına karşılık Yeltsin ise Aralık 1994’te Rus birliklerini Çeçenistan’a gönderdi.

Ruslara karşı direniş

Rus ordusu iki saatte Grozni’yi alma planı ile hareket etse de Dudayev’in Rus ordusundaki gözgüretimleri yardımıyla aylar sürecek Çeçen-Rus cenkı başladı.

Rus ordusu; hanım, çocuk ayırt etmeden sivillerin yaşamış olduğu bölgelere hava desteğiyle bombalı hücumlar düzeyledi. Asker sayısı ve tabanca gücü bakımından Çeçenlere nazcaaran güçlü olan Rus ordusu, Grozni’de büyük bir direnişle karşılaştı. Çeçenler, ellerindeki kısıtlı olanaka karşın şehri bir süre Ruslara teslim etmedi.

Ancak şehrin bombalarla daha oldukça tahrip olmasını engellemek için Çeçenler dağlara çekilerek gerilla taktiği uygulfakatya başladı. Şehirdeki Rus karargahlarına hücumlar düzeyleyip dağlara geri çekilen Çeçenlerin bu taktiği, Ruslara büyük zayiat verdirdi.

Dudayev komutasında süregelen cenkımde sayıca azca olan Çeçenler, Ruslara karşı başarıya ulaşmış operasyonlar gerçekleştirmiş oldu.

Yaklaşan devlet başkanlığı seçimleri ilkinsinde Rusların, Çeçenler karşısında büyük yitiklar vermesi Yeltsin’e puan yitirdirdi. Yeltsin, hem kamuoyu nezdindeki popülaritesini çoğaltmak hem de Çeçen direnişini kırmak için Dudayev’e suikast yönergeı verdi.

Görevi süresince Dudayev’e onlarca kez suikast girişiminde byücenulmuş oldu.

İki yıl sonrasında 21 Nisan 1996’da Çeçenistan’ın batısında bir köyde uydu telefonu ile mevzuşurken Ruslar tarafınca mevzumu belirlenen Dudayev, byücenmuş olduğu yere atılan Rus roketleri sonucunda yaşamını yitirdi.

Devamını görüntüle

Trend Haberler