15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ SON DAKİKA TÜRKİYE

Gülen’in örgüt üzerindeki gölgesi Mustafa Özcan

Haber Özeti

Darbe girişiminin ardından çözülmeye başlayan FETÖ‘de güç mücadelesi baş gösterirken elebaşı Fetullah Gülen‘den sonra yerine kimin geçeceği tartışması, gözleri örgüt yöneticilerinden oluşan “karanlık kurul üyeleri”ne çevirdi. “Başyüceler” ya da “istişare heyeti” de denilen bu kurul üyelerinden “Gülen’in örgüt üzerindeki gölgesi” […]

Gülen'in örgüt üzerindeki gölgesi Mustafa Özcan

Darbe girişiminin ardından çözülmeye başlayan FETÖ‘de güç mücadelesi baş gösterirken elebaşı Fetullah Gülen‘den sonra yerine kimin geçeceği tartışması, gözleri örgüt yöneticilerinden oluşan “karanlık kurul üyeleri”ne çevirdi.

“Başyüceler” ya da “istişare heyeti” de denilen bu kurul üyelerinden “Gülen’in örgüt üzerindeki gölgesi” sözde “Türkiye imamı” Mustafa Özcan‘ın ismi dikkati çekiyor.

AA muhabirinin dava dosyalarından derlediği bilgiye göre; 1975 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde vaizliğe başlayan Özcan, 1977’de müftü yardımcısı olarak atandığı İzmir’de elebaşı Gülen ile tanıştı.

O günden sonra örgüt hiyerarşisinde yer alan Özcan, 1992’de vaiz olarak görevlendirildiği Kartal’da aynı zamanda örgütün “İstanbul imamlığı”nı yaptı.

Kısa sürede FETÖ içerisinde hızla yükselen Özcan, daha sonra “hususi hizmetler” kapsamında Hava Kuvvetleri Komutanlığı imamlığı, ardından Balkan ülkeleri imamlığına getirildi.

Sık sık Pensilvanya’ya giderek örgüt elebaşının talimatlarını alan Özcan, Gülen’in ilk öğrencilerinden olmasının avantajıyla 2003’te “Türkiye imamı” oldu.

Diyanet İşleri Başkanlığındaki görevinden 2006’da emekli olan Özcan, ardından örgütün finans kaynaklarından Kaynak Holding’de Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı. Bu görev adı altında Türkiye’deki para havuzunu kontrol eden Özcan, aynı zamanda FETÖ tarafından hedef alınan, kamuoyunun yakından tanıdığı isimlere kurulan kumpasları yönetti.

Kumpas soruşturmalarını planladı

Özcan, aynı zamanda örgütün emniyet mahrem imamı “Kozanlı Ömer” kod adlı Osman Hilmi Özdil ile Balyoz, Ergenekon, İzmir casusluk davaları ile 17/25 Aralık kumpas soruşturmalarını planladı.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nce karara bağlanan “FETÖ çatı davası” iddianamesinde, Özcan’ın örgüt mensupları da dahil çok sayıda kişinin özel hayatına ilişkin bilgi ve görüntüleri gerektiğinde kullanmak üzere arşivlediğine yer verildi.

Bu faaliyetlerinden dolayı örgütün sözde tayin ve atamaların yanı sıra kumpas operasyonlarının detayı ile para akışı gibi konular Özcan’ın sorumluluğuna verildi.

Bu kapsamda Türkiye’deki para kasasının başına getirilen Özcan, kendisinden önce Gülen’e talebelik yapan ve örgütün “gelenekçi” kanadını temsil eden, aralarında farklı ülkelerde firari durumdaki Mehmet Ali Şengül, İsmail Büyükçelebi, İsmet Aksoy, Şerif Ali Tekalan gibi isimlerin tepkisini çekti.

Ayrıca dünyanın birçok yerinden Pensilvanya’ya gönderilen örgütün mali kaynaklarını, kendine yakın kişilere aktardığı ortaya çıkan Özcan’ın hedef alınması üzerine devreye giren elebaşı Gülen, yolsuzluk tatışmalarının üstünü kapattı.

Her seferinde Gülen tarafından aklanan Özcan, kendisine muhalif birçok örgüt yöneticisinin de ayağını kaydırdı.

Kapatılan Zaman gazetesinin eski yayın yönetmeni Hüseyin Gülerce, mahkeme dosyasına giren beyanında, Özcan’ın örgüt içerisindeki gücüne dikkati çekmek için “Örgüt içinde bu arkadaşa (Mustafa Özcan) kim toslamışsa hepsi gitmiştir. Mustafa Özcan’a toslayıp da ayakta kalan kimse olmamıştır.” ifadesini kullandı.

Uzun yıllar örgüt içerisinde bulunan yazar Latif Erdoğan da dava dosyasına giren beyanında Özcan’ın, Gülen’den sonra örgütün ikinci adamı olduğuna dikkati çekerek, “Özcan, Gülen Amerika’ya gittiği ilk günden itibaren Türkiye’deki yapının organizesini yapar. Ayrıca mali anlamda da kasadır. Örgütte bulunmadığı mevki yoktur.” dedi.

Çatı davası kapsamında tanık olarak dinlenen örgütün eski emniyet imamı Kemalettin Özdemir ise Özcan’ın Gülen’in gölgesi gibi hareket ettiğine işaret ederek, “Gülen hakkında yurt içinde ve yurt dışında açılan davaların ve mali işlerin takibinden, basın ve yayından, Gülen’in kitaplarının basılıp dağıtılmasından, yurt dışı ve yurt içi faaliyetlerin yürütülmesinden sorumlu, ‘başyüceler divanında’ en yetkili şahıstır.” değerlendirmesini yaptı.

Bir diğer tanık gazeteci Nurettin Veren, Özcan’ın FETÖ adına Türkiye genelinde mali konularda en yetkili kişi olduğunu, para koordinasyonunun sadece onunla Gülen arasında yönetildiğini vurguladı.

Gülen’den sonra en etkili kişi

Savcı Serdar Coşkun’un hazırladığı “FETÖ çatı iddianamesi”nde Özcan’ın, Gülen’in ilk talebelerinden ve ondan sonra gelen ikici isim olduğu, mütevelli heyeti içerisinde yer aldığı ifade edildi.

Özcan’ın her türlü tayin, terfi ve yönlendirmenin yapıldığı örgütün tayin heyetinde bulunduğu belirtilerek, şu tespite yer verildi:

“Gülen’in operasyon ekibi içerisinde yer aldığı, son olarak ‘Türkiye imamı-örgütün ikinci adamı’ olarak faaliyet gösterdiği, örgütün elindeki ekonomik kaynakların yönetiminden sorumlu olduğu, toplanan paranın harcanması, değerlendirilmesi, nemalandırılması, kullanılacağı yerlerin belirlenmesi işlerini idare ettiği, Gülen’den sonra örgütte en etkili en üst yönetici olduğu anlaşılmaktadır.”

Türkiye’nin farklı illerinde hakkında soruşturma açılan firari Mustafa Özcan hakkında, “silahlı terör örgütü yöneticiliği” ve “anayasal düzeni ihlale teşebbüs” başta olmak üzere birçok suçtan yakalama kararı bulunuyor.

Mustafa Özcan, İçişleri Bakanlığının Terörden Arananlar Listesi’nde 10 milyon lira ödülle kırmızı kategoride yer alıyor.