Hattın duayeni Hüseyin Kutlu ‘Batı’ya karşı sanatıyla nasıl mücadele verdiğini anlattı

“Hat sanatının piri” olarak gösterilen Kutlu, çocukluk yıllarını, sanatına olan ilgisini, Osmanlı’nın sanata düşkünlüğünü ve günümüz İslam toplumunu AA muhabirine anlattı.

Kutlu, güzel yazıya merakının küçük yaşlarda Konya’da başladığını dile getirerek, “Hatta hiç unutmam Konya’da ‘Bedesten’ dediğimiz, manifaturacıların bulunduğu bir çarşıdaki dükkanların levhaları süslü ve değişik olurdu. Okula gidip gelirken levhaların yazılarına hayran hayran bakardım. Yazıların altındaki imzayı okuyup, atılan imzadan yola çıkarak birinin atölyesini arayıp bulmuştum.” diye konuştu.

Hat sanatının çok bilinmediği bir dönemde içinden gelen yeteneğin ışığıyla bu yola giren, alanında usta isimlerin eşliğinde sanatını zirveye taşıyan Kutlu, sonraki süreçte “Hat sanatından kopamıyorum, o halde hakkını vermem lazım” diye düşündüğünü söyledi.

Kutlu, hattın kendi kültüründen ve rayından çıktığını, medeniyet temelinin artık kaybolduğunu tespit ettiğini ifade ederek, şöyle devam etti:

“Sanat, medeniyetin göstergesidir. Bizim Türk-İslam sanatlarımız, hat, tezhip, ebru ve benzeri sanatlarımız, İslam medeniyetinin ortaya çıkardığı sanat dallarıdır. Peki şimdi İslam medeniyeti var mı? İnkar etmişiz çünkü biz, ‘Evet, Müslümanız ama Batı medeniyetindeniz’ demişiz. Ben, bunu demiyor ve kabul etmiyorum. Katiyen de kabul etmedim çünkü ben Batı’yı medeni kabul etmiyorum. Menfaatine düşkün, iki yüzlü ve eli kanlı bir güruh olarak kabul ediyorum çünkü Batı’nın bu vasıflarını hala dünyada yaşıyoruz. Dolayısıyla İslam medeniyetini inkar etmişiz. Yalnız Osmanlı ve Türk milleti olarak değil, ümmet olarak inkar etmişiz, ardından da İslam sanatları demişiz, bu bir komedi… Böyle bir şey olabilir mi? Medeniyeti yok, fakat sanatı var. O halde bunları bir temele oturtmak lazım.”

Kutlu, hat sanatının, tarih boyunca hep tekkelerde öğretilerek geliştiğini, bu sanatın insani vasıfları terbiye için vesile kılındığını kaydetti.

İnsanın, denilen şeyleri yapabilmesi için sabırlı ve azimli olması gerektiğine dikkati çeken Kutlu, “Diğer önemli bir şey de ayrıntıları görür olmasıdır. Derin bakış ve görüş önemlidir. Bu sanatlar, detayları görmeyi ve ayrıntılara inmeyi, herkesin görmediği derin bir bakışla görmeyi öğretir. Tekkelerde bu bakış açısını meleke olarak geliştirmek için bu sanat dalları aracı kılınmıştır. Günümüzde ise bakıyorum, sanatla ilgilenenler ne kadar para kazandığını konuşuyorlar.” değerlendirmesini yaptı.

“FETÖ ile bir nesil mahvoldu”

Kutlu, 15 Temmuz’daki darbe girişiminde ülke ve millete yönelik hain niyetlerini ortaya çıkaran Fetullahçı Terör Örgütüne (FETÖ) bakış açısı ile örgütün topluma ile inanç dünyasına verdiği zararlarından bahsetti.

“FETÖ ile bir nesil mahvoldu.” diyen Kutlu, şunları söyledi:

“Bu bir nesil ile de bitmeyecek. İnşallah biter ama hem de çok kabiliyetli, tertemiz, zeki bir kuşak maalesef aldatıldı ve zehirlendi. Öyle zehirlendi ki panzehiri yok ve bu bir kuşak, bir kuşak daha aktarılacak. İnşallah sürmez ama bu durum böyle bir şeydir. Maalesef aciz kaldık. Çünkü her şey çok güzel ve sinsice planlanmış. Şeytan, herhalde istifa etmiştir, ‘Artık bana ihtiyaç kalmadı, ben gerçi kıyamete kadar bu işi yapacaktım ama benim yerime daha iyi yapanlar var.’ diye itiraf etmiştir. Telafisi mümkün olmayacak şekilde bir neslin mahvolduğu kesindir, nesil yok oldu fakat biz bundan gerekli dersi çıkaramazsak, bu tekrar eder.”

Kutlu, millet olarak boşa geçirecek tek bir vakitlerinin olmadığını, buna karşılık bazılarının sürekli “Yetkililer yapsın” diye söylediğine dikkati çekti.

“Batılılardan aldığımız en büyük kötü huy, ‘Yetkili yok mu?’ alışkanlığı”

Medeniyet ve kültürün ise böyle demediğinin altını çizen Kutlu, “Fatih İstanbul’u fethetti, ‘nimel ceyş (ne güzel ordu)’ dediğimiz askerler, ‘Biz keyfimize bakalım, cebimizi dolduralım da hepimiz birer arsa kapalım.’ demediler. Neyi var, neyi yok ise biri çeşme yaptı, diğeri tekke, camii ve mescit yaptı ve birkaç sene içerisinde İstanbul’u, Konstantiniyye’yi ‘İslambol’ haline getirdi. İlla beni bir yetkilinin yetkilendirmesi şart değil. Kendi kendini sorumlu kılacak ve yetkilendirecek insan, ‘Bana ne?’ demeyecek. Batılılardan aldığımız en büyük kötü huy, ‘Yetkili yok mu?’ alışkanlığıdır.”

Kutlu, sanatıyla “vahşi ve kan içici Batı’ya bir duruş sergilemesi” gerektiğini düşündüğünü söyledi.

Bütün bunları hazmedemediğini de ifade eden Kutlu, şunları kaydetti:

“Hat ile uğraştığım için öyle bir çalışma yapmak istedim ki Batı’ya bir şamar olsun ve Müslümanların ölmediğini, yok olmadığını, medeniyetini, kültür ve sanatını yaşatabilecek filizlerin neşvünema bulduğunu anlatmak istiyorum. Hat kağıdını, boyamı, baskısını kendim yapıyorum ve onlara Allah’ın izni ile ‘Şimdiye kadar yazdığınız, bastığınız en sanat dolu İncilinizi getirin haydi.’ diyeceğim. Herkes kendi sahasında bir şeyi başarsın ve ortaya koysun. Bakıyorsunuz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan canını dişine takmış, çıkıp insanlar ‘Yok onu öyle yapmamalıydı, yok şunu şöyle yapsaydı.’ diye konuşuyorlar. Sen neden yapmıyorsun? Yapmıyor ama laf çok. Kimliğimizi kaybettiğimizi ve kendimizi yeniden tarif etmemiz gerektiğini idrak etmeliyiz. ‘Biz kimiz, kim olmalıyız ve bunun için ne yapmalıyız?’ sorularına lütfen kafamızı yoralım.”

You may also like...

Bir cevap yazın