İran’da halka seçim sonuçlarıyla ilgili görüşlerini sorduk

İran‘da reformist ve ılımlı muhafazakar adayların Anayasayı Koruyucular Konseyi (AKK) tarafından veto edilmesi nedeniyle 1979’da gerçekleştirilen devrimden bu yana en düşük katılımla yapılan seçimlerde muhafazakarların adayı Reisi, kullanılan oyların yüzde 62’sini alarak birinci turda 8. Cumhurbaşkanı seçildi.


Özel televizyon ve radyo kanallarının olmadığı ülkede devlet televizyonu katılımın “yüksek ve coşkulu” olduğu yönünde haberler verirken Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani yüzde 48’de kalan oy kullanım oranının düşük olduğunu söyledi. Ruhani yüzde 48 katılım oranının bir daha tekrarlanmamasını ve bunun telafi edilmesi için adımlar atılmasını istedi.

Ruhani ayrıca seçimlerde halkın yaklaşık yüzde 50’sinin yok sayıldığı eleştirisinde bulundu ve katılımın ekonomik nedenlerden kaynaklı olduğu yönündeki açıklamalara da tepki göstererek geçim sıkıntısının en fazla yaşandığı Sistan-Beluçistan gibi eyaletlerde katılımın yüksek olduğunu aktardı.

Ruhani’nin kazandığı 2017 seçimlerinde katılım yüzde 73 olmuş ve yaklaşık 56 milyon seçmenden 41 milyon kişi oy kullanmıştı. Son seçimde ise katılım yüzde 48 oldu ve 59 milyon seçmenden yaklaşık 29 milyon kişi oy kullandı. Önceki seçimde geçersiz oylar 1 milyon 200 bin olurken son seçimde yaklaşık 4 milyon oldu.

AA ekibi olarak başkent Tahran’ın Azadi Meydanı’nda seçim sonuçlarıyla ilgili halkın nabzını tuttuk. Seçmenin büyük çoğunluğunun boykot ettiği ve sandık başına giden halkın önemli bir kesiminin de oylarını yaktığı seçim sonuçlarıyla ilgili görüşlerini almak için halka mikrofon uzattık. Aldığımız cevaplar ise şöyle:

“Bu bir seçim değil daha gelişmiş biçimiyle bir atamaydı”

Tahran’da elektronik işi yapan Ramin Şems, adayların veto edilmesi nedeniyle bir seçim olmadığını ve belirlenen adaylar arasında bir tercihte bulunulduğunu belirterek, “Bu bir seçim değil daha gelişmiş biçimiyle bir atamaydı. Gelecekten ümitli değilim. Hangi İranlıya sorarsanız sorun geleceğe dair ümidi en düşük düzeydedir. Benim şahsen ümidim yok.” ifadelerini kullandı.

Yaptırımların Hasan Ruhani döneminde de kalktığını ancak kendi ellerine bir şey geçmediğini anlatan Şems, şunları söyledi:

“Yaptırımlar kalksa da bizim şartlarımızda çok fazla bir değişiklik olmayacaktır. Çünkü bizim sorunumuz içeridedir. Problemlerin belki yüzde 10’u yaptırımlardan kaynaklıdır ancak diğerleri dahilidir. Kötü yönetim ve halkla muamele sorunu var. Reisi sorunları çözemez. Çünkü sorunlar köklü ve yapısaldır. Mevcut yapıya dokunmayan sorunları da çözemez.”

“Gelecekten ümitli değilim”

Doktora öğrencisi Behmen İranfer ise ülkede yapısal genel değişiklikler olmadan Cumhurbaşkanının muhafazakar ya da reformist olmasının farklılık arz etmeyeceğini dile getirerek, “Ben bir şeyler olacağına dair iyimser değilim. Adayların ve Cumhurbaşkanı seçilen kişinin kapsamlı bir programının olduğunu zannetmiyorum. Dolar ve konutun pahalı olduğu ve düşmesi gerektiği söyleniyor fakat pratikte bir şey görmedim.” görüşlerini paylaştı. 

Yaptırımların geniş bir şekilde kalkmasının uzak ihtimal olduğunu söyleyen İranfer, eski yöntemlerin terk edilmesini ve devlet kademelerinde gençleşmenin olmasını istedi.

Geçimini motosiklet ile yolcu taşıyarak sağlayan Ali Kurbaniyan ise Irak savaşında yaralandığını aktararak, “Seçimler formalitedir ve gereksiz yere yapılıyor. Daha önce oy kullandım artık vermiyorum. Gelecekten ümitli değilim. Reisi sorunları halledeceğim diyor fakat Ruhani de aynı şeyleri söylemişti. Bu iş sözle olmuyor.” diye konuştu.

Kurbaniyan, devrimden bu yana 42 yılda Mahmud Ahmedinejad döneminde verilen sübvansiyonların dışında kendileri için bir şey yapılmadığını savundu.

Ev hanımı Mence Payende ise şöyle konuştu:

“Bu halkın çıplak ayaklıları devrimi yaptı. Enflasyon ve pahalılık nedeniyle Tahran merkezden daha uzaktaki Perdis bölgesine taşındım.”

You may also like...

Bir cevap yazın