Kaşıkçı cinayetine ilişkin 2. iddianamede çarpıcı detaylar

Kaşıkçı cinayetine ilişkin 2. iddianamede çarpıcı detaylar

Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın, 2 Ekim 2018’de Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğunda katledilmesine ilişkin Suudi Arabistanlı 2’si başkonsolosluk çalışanı firari 6 şüpheli hakkında hazırlanan ikinci iddianamede, 4 kişinin Kaşıkçı cinayetinde delilleri karartmak için Türkiye’ye geldiği belirtildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, Orta Doğu’nun etkin gazetecilerinden Washington Post yazarı Cemal Kaşıkçı’nın katledilmesiyle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan ve mahkemeye gönderilen ikinci iddianamede çarpıcı detaylara yer veriliyor.

İddianamede, soruşturma kapsamında daha önce hazırlanan iddianame kapsamında 20 sanığın yargılamasının halen İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinde sürdüğü anlatıldı.

Olayın kapsam ve niteliği, suçun işleniş şekli dikkate alınarak, delilleri yok etmek veya kasten öldürme eylemine doğrudan katılmak ve azmettirmek suretiyle iştiraki bulunan şüphelilerin tespiti amacıyla soruşturmaya devam edildiğine vurgu yapıldı.

İddianamede, bu soruşturmada da Kaşıkçı’ın boğularak öldürülmesi ve cesedinin parçalanarak yok edilip ortadan kaldırılmasına doğrudan katılmak suretiyle “tasarlayarak ve canavarca hisle eziyet çektirerek kasten öldürme” suçunu işlediği iddiasıyla şüpheliler Sultan Yahya A. Abdulbari ve Yasir Halid B. Salman hakkında soruşturma açıldığı ifade edildi.

İddianamede, soruşturmada delillerin tespiti ve toplanabilmesi için başkonsolosluk binası, konutu ve araçlarında yapılacak arama ve incelemelerle ilgili olarak Suudi Arabistan Krallığı yetkilileri ile çeşitli yazışma ve görüşmeler gerçekleştirildiği belirtildi. İddianamede, bunun sonucunda 9 Ekim 2018’de söz konusu işlemlerin yapılması yönündeki notaya rağmen incelemelerin sadece gözle gerçekleştirilmesine izin verildiği kaydedildi.

“Ciddi direniş ve engellemelerle karşılaşıldı”

İddianamede, biyolojik materyaller ile parmak izi araştırması, vücut izi ve biyolojik kalıntıların kimyasal yöntemlerle aranması, luminol kimyasal madde ile kan izi aranarak örnekler alınması şeklindeki inceleme için değerlendirme yapılacağının belirtilmesi üzerine 9 Ekim 2018’de alınan mahkeme kararına rağmen inceleme işlemlerinin gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı aktarıldı.

İki ülke makamları tarafından sürdürülen görüşmelerde varılan mutabakat sonucunda konsolosluk yetkililerinin 15 Ekim 2018’de söz konusu işlemlerin yapılmasına izin verdiği aktarılan iddianamede, mahkeme kararları ile konsolosluk binasında 15 Ekim 2018’de başlayıp 16 Ekim 2018’de sona eren, konut ve araçlarda 17 Ekim 2018’de başlayıp 18 Ekim 2018’de sona eren arama, luminol sıvı ve UV ışık kaynağı ile incelemeler yapıldığı kaydedildi.

İddianamede, ilgili kanun maddeleri uyarınca “mülkilik” ilkesi ve Viyana Konsolosluk İlişkilerine Dair Sözleşme hükümleri dikkate alınarak Suudi Arabistan yetkililerinden arama ve inceleme izni talep edildiği belirtilerek, “Suudi yetkililer, yapılan görüşmelerde ciddi direniş ve engellemeler çıkarmasına rağmen cumhuriyet başsavcılığımızın ısrarlı talepleri neticesinde gecikmeli olarak verilen izin sonrasında ilk arama ve el koyma işlemi 15 Ekim 2018 tarihinde yapılabilmiştir. Bu sebeple olayda yetkili soruşturma makamının makul sürede görevini yerine getirdiği, ancak konsolosluk ülkesi yetkililerince ciddi direniş ve engellemelerle karşılaşıldığı açıktır.” denildi.

Delilleri karartan şüpheliler

Arama ve incelemelerin yapılmaya başlandığı 15 Ekim 2018’den önceki tarihlerde, aralarında delillerin silinmesi, yok edilmesi ve karartılması için Türkiye’ye geldiği tespit edilen şüpheliler Ahmed Abdulaziz M. Aljanobi, Halid Yahya M. Alzahrani, Muhammed İbrahim A. Alzaid ve Obaid Ghazi A. Alasaadi hakkında “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan soruşturma başlatıldığı anlatılan iddianamede, şüphelilerin ülkeye giriş-çıkış tarihlerine detaylı olarak yer verildi.

İddianamede, maktul Cemal Kaşıkçı’nın evlilik işlemlerini başlatmak üzere 28 Eylül 2018’de Fatih Belediye Başkanlığına başvuru için gittiklerinde, burada evlilik için bekar olduğuna dair belge alması gerektiği söylendiği anlatılarak, Kaşıkçı’nın buna müteakip aynı gün nişanlısı Hatice Cengiz ile Suudi Arabistan Krallığı İstanbul Başkonsolosluğuna gittiği belirtildi.

Burada Hatice Cengiz’in dışarıda beklediği, saat 10.04 sıralarında Başkonsolosluğa giren maktul Cemal Kaşıkçı’nın bekar olduğuna ilişkin belge talebiyle ilgili işlemler için şüpheli Sultan Yahya A. Abdulbari ile görüştüğü ifade edilen iddianamede, burada kendisine işlemlerinin yetişmeyeceği gerekçesiyle 2 Ekim 2018’de randevu verildiği kaydedildi.

Öldürme planı için Suudi Arabistan’a gitmişler

İddianamede, maktulun 2 Ekim 2018’de tarihinde konsolosluğa tekrar geleceği hususunda haklarında daha önce “Tasarlayarak ve canavarca hisle eziyet çektirerek kasten öldürme suçuna azmettirmek” suçundan dava açılan Suudi Arabistan Krallığı yetkilileri Ahmet Bin Muhammed El Asiri ve Saud Al Kahtani tarafından bilgi edinildiği aktarıldı.

Bunun üzerine maktul Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’a getirilmesi, kabul etmemesi ve getirilememesi halinde öldürülmesi için harekete geçildiği anlatılan iddianamede, Mansour Othman M. Abu Hussain’a verilen talimat üzerine Suudi Arabistan’da görev yapanlardan 15 kişilik bir ekip oluşturulduğu vurgulandı.

Yapılan görüşmeler sonrasında, Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğunda ataşe olarak çalışan sanıklar Yasir Halid B. Salman ile istihbaratçı Ahmed Abdullah A. Almuzaini’nin, İstanbul’daki hareket tarzını belirlemek, icra edilecek eylemin yer, zaman ve konumunu belirleyip planlama yapmak ve gerekli bilgileri almak amacıyla Suudi Arabistan’a çağırıldıkları kaydedildi.

İddianamede, Suudi Arabistan’a yapılan planlama sonrasında oluşturulan ve önceki soruşturma sonrasında haklarında iddianame düzenlenen 15 kişilik ekip ile bu çalışmaya katılmak üzere 29 Eylül 2018 tarihinde Suudi Arabistan’a giden Ahmed Abdullah A. Almuzaini ve Yasir Halid B. Salman’ın, maktulun Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğuna gideceği 2 Ekim 2018 günü orada olmak üzere gruplar halinde harekete geçtikleri ifade edildi. İddianamede, haklarında daha önce dava açılan 18 sanık ile söz konusu 2 şüphelinin, maktulun başkonsolosluğa gelmesinden önce gerekli hazırlıkları tamamladıkları anlatıldı.

Şüphelinin, Kaşıkçı’yı araması

İddianamede, 2 Ekim 2018 günü Londra’dan dönen maktul Kaşıkçı’nın aynı gün nişanlısı olan müşteki ile birlikte iken cep telefonu ile saat 11.20 sıralarında şüpheli Sultan Yahya A. Abdulbari’yi arayarak işlemlerinin hazır olup olmadığını sorduğu, şüpheli Abdulbari’nin “Buyrun evraklarınız hazır, almaya gelin. Saat 13.00’de sizi bekliyoruz” dediği aktarıldı.

Söz konusu tarihte başkonsolosluğa giren maktulün, Başkonsolosun 2. katta bulunan odasına davet edildiği belirtilen iddianamede, burada Kaşıkçı’ya Suudi Arabistan’a dönüp dönmeyeceğinin sorulduğu ve hakkında geri dönmesi için İnterpol’den emir olduğu, yargı kararı bulunduğunun söylendiği anlatıldı.

İddianamede, burada hakkında herhangi bir dava olmadığını söyleyen Kaşıkçı’dan oğluna mesaj yazmasının istendiğini ancak maktulun bunu kabul etmediği ifade edildi.

Kaşıkçı’nın, odada bulunan şüpheliler tarafından ayrılmasına izin verilmeyip ağzının kapatıldığı, karşı koymaya çalışsa da bunu başaramadığı ve boğularak öldürüldüğü bildirilen iddianamede, cesedinin parçalanarak başkonsolosluk binasından çıkarıldığı kaydedildi.

Olaydan sonra haklarında daha önce iddianame düzenlenen 18 sanığın olay günü farklı gruplar halinde İstanbul’dan ayrıldıkları belirtilen iddianamede, şüpheli Yasir Halid B.Salman’ın 3 Ekim 2018’de, şüpheli Sultan Yahya A. Abdulbari’nin ise 29 Eylül 2019’da Suudi Arabistan’a gittiği vurgulandı.

İddianamede, şüpheli olarak yer alan bu iki şahsın, haklarında dava açılan 18 sanıkla birlikte hareket ederek olayın tüm ayrıntıları ile ilgili plan ve iş bölümü yaptıkları suçun işlenmesine etkin ve işlevsel bir şekilde katkıda bulundukları vurgulandı.

İddianamede, bu iki şüphelinin suça doğrudan katıldıkları ve ortak hakimiyet alanına aldıkları maktul Kaşıkçı’yı boğarak öldürdükleri ve bu suretle “tasarlayarak ve canavarca hisle eziyet çektirerek kasten öldürme” suçunu işledikleri belirtildi.

Aramanın yapıldığı tarihten önce deliller yok edildi

İddianamede, konsolosluk binasında, konutunda ve araçlarında yapılan arama ve olay yeri incelemelerine rağmen cinayetten sonra delilleri yok etmek amacıyla Türkiye’ye gelen şüpheliler Ahmed Abdulaziz M. Aljanobi, Halid Yahya M. Alzahrani, Muhammed İbrahim A. Alzaid ve Obaid Ghazi A. Alasaadi tarafından delillerin yok edilmesi nedeniyle maktulun cesedi veya cesede ait herhangi bir iz veya emare bulunamadığı kaydedildi.

Konsolosluk binası, konutu ve araçlarında planlanan ayrıntılı ve kapsamlı aramanın, Suudi yetkililer tarafından değerlendirme yapılacağı belirtilerek 9 Ekim 2018’de gerçekleştirilemediği anlatılan iddianamede, bundan sonra, arama ve incelemelere başlandığı,15 Ekim 2018’den önceki tarihlerde suç delillerini yok etmek ve gizlemek amacıyla bir ekibin Türkiye’ye geldiği aktarıldı.

İddianamede, şunlar kaydedildi:

“Suça ilişkin delilleri ortadan kaldırmak amacıyla bu ekibin Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yapılacak olan biyolojik materyaller ile parmak izi araştırması, vücut izi ve biyolojik kalıntıların kimyasal yöntemlerle aranması, luminol kimyasal madde ile kan izi aranarak örnekler alınması şeklindeki arama ve inceleme işlemi sırasında herhangi bir delilin elde edilememesi için gerekli çalışmaları yapmak ve dolayısıyla suç delillerini gizlemek, silmek, yok etmek ve karartmak amacıyla ülkemize geldikleri tespit edilmiştir.”

Şüpheliler Ahmed Abdulaziz M. Aljanobi ve Halid Yahya M. Alzahrani’nin 11 Ekim 2018’de, diğer şüpheliler Muhammed İbrahim A. Alzaıd ve Obaid Ghazi A. Alasaadi’nin 10 Ekim 2018’de Türkiye’ye giriş yaptıkları ve 18 Ekim ile 21 Ekim tarihleri arasında ise Suudi Arabistan’a geri döndükleri aktarılan iddianamede, şüphelilerin Türkiye’de bulundukları süre içerisinde Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğu binası ve konutunda delillerin silinmesi, yok edilmesi ve karartılmasına yönelik teknik çalışmalar yaptıkları vurgulandı.

İddianamede, şüphelilerin Kaşıkçı’nın öldürülmesinden sonra yapılacak biyolojik materyaller ile parmak izi araştırması, vücut izi ve biyolojik kalıntıların kimyasal yöntemlerle aranması, luminol kimyasal madde ile kan izi aranarak örnekler alınması şeklindeki arama ve inceleme işlemi sırasında herhangi bir delilin elde edilememesi için çalışma yaparak suç delillerini silip yok ederek delilleri kararttıkları kaydedildi.