SON DAKİKA YAŞAM

Libya’da oto tamirciliği yapan Mustafa Usta’nın hayali bir gün memleketi Adana’ya dönmek

Haber Özeti

Trablus’un merkezi semtlerinden birinde “Turkish Center” adlı atölyesinde mesleğini sürdüren Mustafa Usta, Libya’ya geliş hikayesini ve ülkedeki koşulları AA muhabirine anlattı. Çiftçi bir aileden gelen Seçen, araçlara duyduğu hevesle, memleketi Adana’da ilkokulu tamamlamasının ardından oto tamirciliğine adım attığını söyledi. Eğitim […]

Libya'da oto tamirciliği yapan Mustafa Usta'nın hayali bir gün memleketi Adana’ya dönmek

Trablus’un merkezi semtlerinden birinde “Turkish Center” adlı atölyesinde mesleğini sürdüren Mustafa Usta, Libya’ya geliş hikayesini ve ülkedeki koşulları AA muhabirine anlattı.

Çiftçi bir aileden gelen Seçen, araçlara duyduğu hevesle, memleketi Adana’da ilkokulu tamamlamasının ardından oto tamirciliğine adım attığını söyledi.

Eğitim için çıraklık okuluna gittiğini, ardından sanayide ustalarından mesleğin inceliklerini öğrendiğini aktaran Seçen, şöyle devam etti:

“Askere gidip geldikten sonra da kendi atölyemizi açtık. 2010’a kadar bir müddet Türkiye’de çalıştık. Bir arkadaşım ısrarla ‘Libya’ya gel’ diyordu. Önce 1-2 ay düşündük. Sonra ‘Nasıl gideriz?’ derken, sanki Türkiye’de Adana’dan Ankara’ya veya İstanbul’a gider gibi uçak biletini aldık, çektik geldik Libya’ya. O zamanlar vize de yoktu.”

Mustafa Usta, başlangıçta ülkeye adapte olup olamayacağı konusunda şüpheleri olduğunu ama mesleki yetkinliğinin verdiği güvenle kolay uyum sağladığını ifade etti.

“Arapçayı burada konuşa konuşa öğrendim”

Seçen, “İnsanlar bizim yöreye yakın insanlar. Fazla zor olmadı. Geldiğimde (Arapça) dilim yoktu, Arapçayı da burada konuşa konuşa sokak lehçesiyle öğrendim.” dedi.

Libya’da 2010-2014 yıllarının kendisi için ekonomik olarak güzel geçtiğini ve dolar kurunun o dönem düşük olduğunu kaydeden Seçen, ikinci iç savaşın başladığı 2014’ten sonra ülkedeki şartların zorlaştığını belirtti.

Libya’ya gelişinden sadece aylar sonra, 17 Şubat 2011’de, Muammer Kaddafi rejimine karşı devrimin başlamasıyla ülkenin iç savaşa sürüklenmesine rağmen neden Türkiye’ye dönmediğine yönelik bir soruyu ise Seçen, şöyle yanıtladı:

“Konsolosluk yetkililerinden ve izlediğimiz haber kanallarında Türklerin ülkeyi terk etmesi hakkında açıklamalar geliyordu. Biz arkadaşla ‘İki-üç gün bir bakalım, durum neyse ona göre gideriz’ dedik. Haliyle burada arkadaşlarla yatırım yaptık, bunun masrafı falan var. Bırakıp gitsek olmazdı. Bu kadar büyük bir savaş olacağını zannetmedik. 3-5 günde biter diyorduk. 1 ay bekledik, 2 ay bekledik derken sabrettik. Kimse de bize bir şey demeyince bu şekilde kaldık.”

Libya’da geçirdiği 10 yıllık sürede özellikle 2014 ve 2019-2020 yıllarındaki savaşların kendileri için korkutucu olduğunu belirten Seçen, bu dönemlerde bombardımanlar gibi şiddet olaylarının yoğunlaştığını söyledi.

Benzin ve araç ucuz, kazalar sorun edilmiyor

Mustafa Usta, oto tamirciliği açısından Libya’nın avantajlarını şöyle anlattı:

“İşçilik ucuz olsa da sürümden kazanma olayı var. Benzin ucuz olduğu için, Türkiye’de 1 yılda yaptığımız yolu burada 15-20 günde yapıyorlar. Haliyle araçlar daha çok bakım istiyor, daha çok arıza veriyor.”

Mustafa Usta, Afrika kıtasının en büyük petrol rezervlerine sahip ülkesi olması nedeniyle, Libya denince ilk akla gelen konulardan biri olan petrol fiyatlarından da söz etmeden geçmedi. Seçen, ülkede benzinin litre fiyatının “15 kuruş” olduğunu ve sudan çok daha ucuza satıldığını kaydetti.

Ülkede araç fiyatlarının da çok uygun olduğuna ve ufak çaplı trafik kazalarının normal karşılandığına işaret eden Seçen, şunları söyledi:

“Türkiye ile kıyaslandığında Libya’da araçlar daha fazla hasar görüyor. Bizde kaza olduğunda trafik polisini çağırırız veya rapor tutarız. Tabii kazanın belirli bir bedeli vardır. Libya’da bu (kaza olayları) sadece ‘sameh’ ile geçiyor. ‘Sameh’ veya ‘maleş’, yani özür diliyorlar ve çekip gidiyorlar. Bu da bize avantaja dönüşüyor. Haliyle bize geliyorlar.”

“Türk olduğumuz için bizi daha çok tercih ediyorlar”

Türk meslek erbaplarının yaptıkları işlerin Libyalılar tarafından beğenildiğini ve daha çok tercih edildiğini söyleyen Mustafa Usta, buna duyduğu güvenle atölyesinin adını “Turkish Center” koyduğunu anlattı.

Adanalı Usta, “Türk oluşumuzdan, işimizi hakkını vererek yaptığımızdan dolayı bizi daha fazla tercih ediyorlar.” dedi.

Yaklaşık altı ayda bir Adana’da yaşayan anne babasını ve yakınlarını görmeye gittiğini söyleyen Seçen, ancak bu yıl yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle sınırların kapanmasının ardından memleketine gidemediğini ifade etti.

Trablus’ta lokanta ve inşaat işleri yapan Türk esnaf arkadaşlarıyla sık sık görüştüğünü belirten Seçen, şunları kaydetti:

“Öz Adana lokantasının sahibi Adanalı arkadaşımız var. Sürekli görüşüyoruz. Onun yerine gideriz. Adanalı olarak haliyle biz kebapsız yapamayız. Bir de burada Türk kahvehanemiz var. Cuma günleri oraya gideriz. Gerçi şu an koronadan dolayı orası kapalı.”

“Filmin sonunda Adana’ya kavuşacağız”

Libya’nın doğusundaki gayrimeşru güçlerin lideri Halife Hafter’in Trablus’a başlattığı saldırıların 14 ay sonunda haziranda başarısızlıkla sonuçlanmasına rağmen, ülkede hala istikrar sağlanamadı.

Ülkenin yeniden bir şiddet sarmalına girmesi tehdidi devam ederken Mustafa Usta’ya mesleğini Türkiye’ye dönerek yapmayı düşünüp düşünmediğini soruyoruz.

Mustafa Usta, eninde sonunda hayalinin memleketine dönmek olduğunu şöyle anlatıyor:

“Ya (Türkiye’ye dönmek) çok kafamızdan geçti. Çok sinirlendiğimiz, bardağı taşıran noktalara geldiğimiz oldu. ‘Az daha sabır, az daha bekle Mustafa, düzelecek’ diye diye bu durumlara kadar geldik. Filmin sonunda memleketimize gideceğiz, Adana’ya kavuşacağız.”