Bize ile Bağlan

SON DAKİKA

Mısır-Türkiye yakınlaşması, rejimle muhalifler arasındaki ‘tutuklular’ meselesinin çözümünde umut oldu

Yayınlanan

aktif

Mısır-Türkiye yakınlaşması, rejimle muhalifler arasındaki 'tutuklular' meselesinin çözümünde umut oldu

İhvan Rehberlik Konseyi Başkan Vekili İbrahim Munir ile diğer önde gelen muhaliflerin yaptığı açıklamalarda, İhvan‘ı ve onun taraftarlarını zor duruma sokan “siyasi tutuklular ve insan hakları” meselesinde bir iyileşme sağlanması için Türkiye-Mısır arasındaki yakınlaşmanın bir fırsat olabileceği umudu doğdu.

Demokratik yollarla seçilen ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye 2013 yılında yapılan darbeden bu yana başta İhvan’ın önde gelen isimleri olmak üzere birçok muhalif Türkiye dahil çeşitli ülkelerde ikamet ediyor. İhvan, bu ülkelerde muhalif figürlerle birlikte kurduğu medya ve insan hakları platformları kanalıyla faaliyetlerine devam ediyor.

İhvan, Rehberlik Konseyi Başkanı Muhammed Bedii gibi liderlerin de aralarında bulunduğu ve çoğu İhvan yanlısı 60 bin civarında tutukluya odaklanarak medya ve insan hakları konusunda çalışmalar yürütüyor.

Teşkilatın ve diğer muhalefetin Türkiye’nin olası ara buluculuğunu kabul etmeye hazır olduğu yönündeki beyanı, 2013’ten bu yana bir devletin ara buluculuğunun kabul edilmesi bağlamında bir ilki temsil ediyor ve Türkiye’ye duyulan güveni yansıtıyor.

Ara buluculuk konusuna, İhvan’ın varlığını tanımayan ve onu “terörist bir yapılanma” olarak kabul eden Mısır rejimi tarafından henüz bir yanıt gelmedi.

Muhalif gruplar Türkiye’nin ara buluculuğuna sıcak bakıyor

Ankara‘nın ilişkileri normalleştirmek için Kahire ile diplomatik temasların başladığını duyurmasından birkaç gün sonra Rehberlik Konseyi Başkan Vekili İbrahim Munir, 20 ve 21 Mart’ta iki ayrı televizyon kanalına açıklamalarda bulundu.

Munir, tutuklular ve 2013’te kanlı bir şekilde bastırılan eylemlerde hayatını kaybedenlerle ilgili konuların çözülmesi ve halkın yaşam koşullarının iyileştirilmesi için teklif edilmesi halinde Ankara’nın ara buluculuğuna karşı çıkmayacaklarını söyledi.

“Hayır işleyenin önünde durmayız. Türk yönetimi, Mısır’da çok büyük zulümler işlendiğini, tutuklamalar ve idamlar olduğunu biliyor. Gerçekleşecek bir uzlaşıda bunun göz ardı edilmesi söz konusu olamaz. Sonuç olarak rejimle yaşanan bu krizi çözecek olana teşekkür ederiz.” diyen Munir, bölgenin sükunete ihtiyacı olduğunu ve üstelik Mısır gibi ülkeleri de içine alacak bir bölünme korkusu yaşandığını kaydetti.

İhvan’ın Mısır’daki muhalefetin tamamını temsil etmediğini kaydeden Munir, rejimle uzlaşı kapısının açılması ve bunun tüm muhaliflere sunulması durumunda buna karşı çıkmayacaklarını, çıkarlarsa hata yapmış olacaklarını dile getirdi.

İhvan Şura Konseyi üyesi Mithat el-Haddad da İhvan’a ait “Vatan” televizyonuna yaptığı açıklamada, Türkiye ile Mısır halkı bu yakınlaşmadan bir fayda elde edeceklerse bu fırsatın zayi edilmeyeceğini vurguladı.

Haddad, iki ülke arasında yakınlaşma olması durumunda Türkiye’nin Mısır meselesinde ortalığı yatıştırıcı bir rol oynayacağı düşüncesi taşıdığını belirtti.

Mısır Ulusal Güçler Birliği de 21 Mart’ta yaptığı yazılı açıklamada, Türk ve Mısır tarafları arasında ilerleyen dönemde ilişkilerin gelişmesi halinde Türkiye’nin, söz konusu krizin hukuki ve siyasi açıdan çözümünde güvenilir bir ara bulucu olacağını ifade etti.

Eski Cumhurbaşkanı Enver Sedat suikastı davasından suçlanan ve uzun süre hapis yatan Tarık ez-Zumur ile eski Cemaati İslami Partisi yöneticilerinden 6 kişi de yaptıkları yazılı açıklamada, Türkiye-Mısır yakınlaşmasının İslam ümmetinin yararına olduğunu vurguladı.

Rejimle uzlaşmaya gitme söyleminin arkasındaki sebepler

Tüm bu açıklamalar öncelikle Mısırlı muhaliflerin, güvenilir olması, 7 yıldır kendilerine kucak açması ve taleplerini de anlıyor olması itibarıyla Türkiye’nin ara buluculuğuna güvendiğini ortaya koyuyor.

Bu durum, aynı zamanda muhalifleri, uzun yıllardır üstü kapalı kalan bir dosyanın yeniden açılmasında alışkın olmadığımız bir cesaretle konuşmaya sevk etmiş görünüyor.

Öte yandan, Türkiye’nin ara buluculuğu, muhaliflerin, “tutuklular ve özgürlükler” sorununun çözümü konusunda tutunduğu bir can simidi olma özelliği taşıyor.

Bu nedenle muhaliflerin açıklamaları genel anlamda “hukuk ve insan hakları” konularına odaklanıyor. Bu, muhaliflerin yıllardan beri dillendirdiği, Abdulfettah es-Sisi rejiminin devrilmesi söyleminden uzakta ikili müzakerelerde kabul edilebilir bir çerçeve olarak karşımıza çıkıyor.

Görünen o ki muhalifler yaptıkları açıklamalarla topu Sisi’nin kalesine atıyor ve buradan kazanan taraf olarak çıkmayı ümit ediyor. Rejim tutuklular konusunun çözümünü reddetse bile işleri zora sokan tarafın kendileri olmadığını göstermeyi amaçlıyor.

Muhaliflerin, iki ülke arasındaki yakınlaşmaya besledikleri bu umut, yeni ABD yönetiminin, Kahire’ye askeri destek sunma açıklamalarının ardından Mısır’ın insan hakları dosyasında köklü bir değişime gitmeyeceği kanaatinin hasıl olmasıyla paralel gelişmiş gibi duruyor.

Rejimle uzlaşı umudu gerçekleşir mi?

Mısır rejimini tanımayan İhvan’ın Türkiye’nin olası ara buluculuğuna yeşil ışık yakmasına rağmen rejimden henüz bir açıklama gelmedi. Bu sessizlik, muhaliflerle müzakereye gitmenin öncelikleri arasında olmadığı izlenimini veriyor. Ancak yakın bir zamanda bir anlaşma olmasa bile bir açılım olması uzak bir ihtimal değil.

Mısır yönetiminin, insan haklarıyla ilgili kendisine yapılan eleştirileri kabul etmesi beklenmiyor olsa da muhaliflerin basında ve belki de siyasette söylemlerinin şiddetini düşürmesi rejimi, kendi yandaşlarının taleplerini göz ardı etmeden ve müttefikleriyle olan çıkarlarına da zarar vermeden “güven inşa edecek” kararlar almaya teşvik edebilir.

Bu nedenle uzmanlar, ülke içinde istikrarlı ve dış güçler tarafından da desteklenen rejim karşısında muhaliflerin taleplerinin, taktiksel bile olsa “tutuklular” seviyesinde durması gerektiğini düşünüyor.

Sonuç olarak, Mısır-Türkiye yakınlaşması fırsatını stratejik bir şekilde yönetmesi durumunda, Mısır muhalefetinin önünde köklü değişim çağrısından aşamalı reforma geçişten başka seçenek görünmüyor.

EKONOMİ

Bankacılık sektörü kredi özgüantimetrei geçen hafta 5 trilyon 581 milyar lira oldu

Yayınlanan

aktif

Yazar

Bankacılık sektörü kredi hacmi geçen hafta 5 trilyon 581 milyar lira oldu

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafınca piyasaya çıkan haftalık bültene bakılırsa, sektörün kredi özgüantimetrei 22 Nisan saygınlıkıyla 55 milyar 292 milyon lira arttı. Söz mevzusu dörutubetde toplam kredi özgüantimetrei 5 trilyon 525 milyar 383 milyon liradan 5 trilyon 580 milyar 676 milyon liraya terfi etti.

Bankacılık sektöründeki toplam mevyakarmat da (bankalararası dahil), geçen hafta 45 milyar 139 milyon lira arttı. Söz mevzusu haftada yüzde 0,7 yükselen bankacılık sektörü toplam mevyakarmatı, 6 trilyon 112 milyar 692 milyon lira oldu.

Tüketici kredileri meblağı 820 milyar liraya terfi etti

Verilere bakılırsa, tüketici kredileri meblağı, 22 Nisan saygınlıkıyla 9 milyar 622 milyon lira artışla 819 milyar 792 milyon liraya çıktı. Söz mevzusu kredilerin 317 milyar 849 milyon lirası mevzut, 16 milyar 421 milyon lirası taşıt ve 485 milyar 523 milyon lirası gereksinim kredilerinden oluştu.

Söz mevzusu dörutubetde taksitli ticari kredilerin meblağı 3 milyar 864 milyon lira artarak 760 milyar 195 milyon liraya terfi etti. Bankaların ışıktsel kredi kartı alacakları da yüzde 1,4 artışla 235 milyar 226 milyon liraya çıktı. Bireysel kredi kartı alacaklarının 96 milyar 510 milyon lirası taksitli, 138 milyar 716 milyon lirası taksitsiz oldu.

Yasal öz kaynaklar arttı

BDDK haftalık verilerine bakılırsa, bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 22 Nisan saygınlıkıyla bundan ilkinki haftaya bakılırsa 39 milyon lira azcaalarak 161 milyar 852 milyon liraya geriledi. Söz mevzusu takipteki alacakların 129 milyar 491 milyon lirasına hususi karşılık ayrıldı.

Aynı dörutubetde bankacılık sistgüvenılirin yasal öz kaynakları 105 milyar 348 milyon lira artarak 1 trilyon 166 milyar 490 milyon lira oldu.

Devamını görüntüle

GÜNDEM

Bolu Dağı Tüneli bayrfakat hazcaır

Yayınlanan

aktif

Yazar

Bolu Dağı Tüneli bayrama hazır

Türkiye’nin mühim kara yolu geçiş sonbaharergahlarından Anadolu Otoyolu’nun Bolu Dağı Tüneli kesiminde, Rfakatzan Bayramı dinlencei süresince denetimlü trafik akışı sağlanması fakatcıyla Karayolları ekiplarince yürütülen emek harcfakatlar tfakatmlandı.

Rfakatzan Bayramı dinlencei ilkinsinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü ekiplarince, her gün on binlerce aracın geçmiş olduğu sonbaharergahta ulaşımda aksfakat yaşanmfakatsı için emek harcfakat yürütüldü.

Karayolları ekiplari tarafınca Kaynaşlı gişeleri ile Abant Kavşağı içinde byücenan 23 kilometrelik bölgede yol ve viyadüklerde bakım ve onarım ile tünel içinde aydınlatma emekleri gerçekleştirildi.

Ayrıca sonbaharergahta byücenan kameraların bakım, onarım ve temizlik emekleri yapılmış oldu.

Bolu Dağı Tüneli Kontrol Merkezinden bölgenin 92 kamerayla anlık izleneceği sonbaharergahta 40 personel 7/24 esasına gore gorev meydana getirecek. Merkez çalışanlamış olurı, trafik kazcaası ve yangın şeklinde vakaları anında ilk müdahale ekibine bildirecek. Böylekice mümkünlıkler içinde can ve mal yitiklarının önüne geçilmesi hedefleniyor.

Öte taraftan otoyolda yaşanabilecek negatifluklar sonucu yolun ulaşıma kapanması halinde trafik akışı, Abant Kavşağı ve Kaynaşlı gişelerinden D-100 kara yolunun Bolu dağı kesimine yönlendirilecek.

Bayram dinlencei yoğunluğunun cuma günü sabah saatlerinden saygınlıken başlfakatsı, öteki günlerde artarak ilaçm etmesi umut ediliyor.

Güzergahta gorev meydana getirecek İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığına bağlı ekiplar tarafınca da ek önlemler alındı. Bayram dinlencei süresince bölgede gorev meydana getirecek polis ve jandarma mensubu sayısı artırıldı.

Tatil süresince bölgeden geçecek sürücüler trafik kaidelarına uymaları mevzusunda uyarılacak, otoyolun belirli kesimlerinde hız denetimleri yapılacak.

Yetkililer, Rfakatzan Bayramı dinlencei için yola çıkacak sürücülere, vasıtalarının bakımlarını yapmış oldurmaları, sık sık mola vererek dinlenmeleri, uykusuz ve nboyutn yola çıkmfakatları, aşırı hız ve hatalı sollfakat yapmfakatları, trafik işaret ve işaretçilerine uymaları çağrısında byücenmuş oldu.

Devamını görüntüle

dünya

Ukrayna’ya ağır tabanca sevkiyatı önergesi Alman Meclisinde kabul edildi

Yayınlanan

aktif

Yazar

Ukrayna'ya ağır silah sevkiyatı önergesi Alman Meclisinde kabul edildi

Hükümeti oluşturan Sosyal Demokrat Parti (SPD), Yeşiller ve Hür Demokrat Partinin (FDP) verdiği önergeye Hristiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) de destek verdi. Önergeye aşırı sağcı Almanya için Alternatif Partisi ve Sol Parti ise karşı oy kullandı.

“Avrupa’daki sulh ve özgürlüğü müdafa” adlı önerge 586 “evet”, 100 “hayır” oyuyla kabul edilirken, 7 milletvekili çekimser oy kullandı.

Kabul edilen önergeyle yargıetin Ukrayna’ya ağır tabancalar ve değişik tabanca sistemleri sevk yazcaınsallmesine olanak sağlanıyor.

Ancak tabanca sevkiyatı NATO üyeleriyle yakın iş birliği içinde kıymetlendirilecek.

Önergeye “hayır” oyu kullanan Sol Parti Meclis Grup Başkanı Dietmar Bartsch, Ukrayna’ya tabanca teslimatlarının bir sonucu olarak nükleer harp riski mevzusunda uyarıda byücenmuş oldu.

Devamını görüntüle

Trending