Orta Afrika Cumhuriyeti Fransa ve Rusya’nın çekişme alanına dönüştü

Fransa’nın 2016’da Orta Afrika Cumhuriyetindeki (OAC) askeri varlığını Birleşmiş Milletler Çok Boyutlu Entegre İstikrar Misyonuna (MINUSCA) bırakma kararından sonra Rusya da OAC’deki askeri varlığını her geçen gün artırıyor.

OAC’de Rus paralı asker gücü Wagner Grubu’nun insan hakları ihlalleri ve sivillere işkence ettiği iddiaları ülkenin gündemini meşgul ederken Rusya, OAC’nin isteği üzerine, 30 Haziran 2021’de bu ülkeye 600 asker daha yollayacağını açıkladı.

Fransa ise 10 Mayıs’ta Bangui yönetiminin yürüttüğü Fransa karşıtı kampanyaları gerekçe göstererek OAC ile olan bütün askeri iş birliği anlaşmalarını dondurduğunu ve 10 milyon avroluk bütçe yardımı anlaşmasının bir sonraki emre kadar askıya alındığını duyurdu.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde, Sahraaltı Afrika’da bölge halkı nezdinde artan Fransa karşıtlığını önlemek amacıyla askeri güç kullanmaktan kaçınmasıyla oluşan boşluğu, Rusya’nın doldurmaya çalıştığı belirtiliyor.

Afrika’da Libya, Orta Afrika Cumhuriyeti, Mozambik, Çad, Mali ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti gibi ülkelerde etkinliğini artıran Rusya, eski Çad Cumhurbaşkanı İdris Deby’nin öldürülmesi ve Mali’de gerçekleştirilen askeri darbenin arkasındaki güç olmakla suçlanıyor.

“Rusya Sovyetler döneminin şaşalı günlerine dönmek istiyor”

İnsani ve Sosyal Araştırmalar Merkezi’nde (İNSAMER) Afrika uzmanı Dr Serhat Orakçı ve Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Bölge Çalışmaları Enstitüsü Afrika Çalışmaları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Mürsel Bayram, AA muhabirine, OAC’deki Fransa-Rusya çekişmesini değerlendirdi.

Orakçı, “Rusya’nın kısa sürede kıtada etkin bir aktöre dönüşmesinde rol oynayan etkenlerden biri de SSCB döneminden devraldığı mirastır. Rusya soğuk savaş döneminde etkili olduğu Afrika kıtasında Sovyetler dönemindeki şaşalı günlerine dönmek istiyor.” dedi.

Rusya’nın Batı ve Çin kıskacındaki Afrika ülkelerine üçüncü bir alternatif oluşturduğunu belirten Orakçı, Afrika kıtasının, Rusya’nın özellikle Putin döneminde önem verdiği yerlerden biri haline geldiğini, 2019’da düzenlediği Afrika zirvesiyle bölgede etkin bir aktöre dönüştüğünü belirtti.

Orakçı, özellikle Fransız etkisinin görüldüğü Frankofon ülkelerde, yönetimlerin Fransa’ya karşı Rusya kozunu kullanarak her iki güçten de faydalanmaya çalışmasının, Fransa ve Rusya arasında çekişme oluşturduğunu dile getirdi.

Rusya’nın bölgede güç kazanmasıyla Fransa’nın zemin kaybettiğinin altını çizen Orakçı, Rus paralı asker gücünün (Wagner Grubu) bölgede insan hakları ihlalleri ile Rusya karşıtı gazetecilerin şaibeli ölümleri gibi hukuksuzluklara imza attığını ileri sürdü.

Orakçı, Rusya-Fransa çekişmesinin farklı mecralara yayılarak genişleme ihtimalinin olduğunu sözlerine ekledi.

“Fransa ve Rusya, bölgedeki var olma sebepleri olan çatışmaların sona ermesini istemiyor”

Bayram ise kıtadaki çatışma ortamının bölgedeki yabancı aktörlere müdahale gerekçesi sunduğunu söyledi.

Herhangi bir çatışma durumu olmadığında, Fransa ve Rusya’nın bölgede var olma gerekçelerinin ortadan kalkmış olacağını belirten Bayram, “Bu nedenle, bu aktörler her ne kadar çatışmayı sona erdirmek için bölgede olduklarını iddia etseler de çatışmaların sona ermesini istemiyorlar.” ifadelerini kullandı.

Bayram, Fransa’nın uzun yıllar arka bahçesi olarak gördüğü OAC’yle askeri faaliyetleri askıya almasının arkasındaki asıl gerekçenin, bölgedeki askeri faaliyetlerin çok maliyetli olması olduğunu belirtti.

Fransa’nın, hala Frank kullanan OAC’nin döviz rezervlerinin büyük kısmını kontrol ettiğini belirten Bayram, ülkedeki doğal kaynakların önemli bölümünün Fransız şirketler tarafından işletildiğinin altını çizdi.

Bayram, “Elmas, altın ve uranyum gibi madenler bakımından zengin OAC’de kazanmış olduğu imtiyazlardan vazgeçmek istemeyen Fransa, ülkedeki askeri faaliyetlerini askıya almasından sonra oluşan boşluğu Rusya’nın doldurmaya çalışmasından rahatsızlık duyuyor.” ifadelerini kullandı.

Fransa’nın bölgede uzun yıllar süren hegemonyasının sadece sömürüye hizmet ettiğini ve bölgeye herhangi bir fayda sağlamadığını belirten Bayram, Rusya’nın Fransa ve ABD varlığı karşısında önemli bir alternatif olduğunu ve Rus varlığının OAC yönetimini memnun ettiğini söyledi.

“Rusya Wagner Grubunun paralı askerlerini paravan olarak kullanıyor”

Bayram, Rusya’nın bölgedeki faaliyetlerinde Rus paralı asker gücünü (Wagner Grubu) paravan olarak kullandığını belirtti.

Rusya’nın bölgedeki askeri faaliyetlerinde, insan hakları ihlalleri, sivillere işkence, tecavüz ve infaz gibi birçok suçla itham edilen Wagner Grubunu kullandığını aktaran Bayram, böylece Rusya’nın doğrudan siyasi, hukuki ve askeri sorumluluktan kurtulduğunu ileri sürdü.

Bayram, Rusya’nın Libya ve Sudan’daki faaliyetleri için Orta Afrika Cumhuriyeti’ni bir üs olarak kullanmak istediğini ve Rusya’nın kıtadaki etkisinin her geçen gün arttığını sözlerine ekledi.

Rus paralı askerleri, yerel orduları eğitmek, önemli isimleri korumak, isyancı veya terörist gruplarla mücadele etmek ve sıcak noktalarda altın, elmas ve uranyum madenlerini korumak amacıyla Orta Afrika Cumhuriyeti, Sudan, Libya ve Mozambik gibi ülkelerde faaliyet gösteriyor.

Fransa’nın ardından OAC’ye yerleşen Rus güçleri

OAC, 2017’de elmas ticaretinin kontrolünü isyancıların elinden alarak 2012’den bu yana binlerce kişinin ölümüne ve 1 milyondan fazla insanın yerinden edilmesine neden olan çatışmaları sonlandırmak amacıyla Rusya’dan yardım istemişti.

Kremlin yönetimi, 2013’ten bu yana silah ambargosu uygulanan Orta Afrika Cumhuriyeti’nin ordusunu eğitmek amacıyla, Birleşmiş Milletlerin (BM) de onayıyla “silahsız askeri eğitmenler” göndermeyi teklif etmişti.

Ancak bir süre sonra, Rus eğitmenlerin, silahlı paralı askerler olduğu ve yerel hükümet yetkilileriyle birlikte kazançlı elmas ticareti anlaşmalarına öncülük ettiği öne sürüldü.

Rus paralı askerlerle ilgili iddiaların arkasında Fransız medyası var

BM insan hakları uzmanları, 31 Mart’ta yayımladıkları raporda, OAC’de 27 Aralık 2020’deki cumhurbaşkanı seçiminden bu yana devam eden şiddetli saldırılar ve insan hakları ihlallerinin ardında hükümetle hareket eden Rus Wagner grubu olduğunu iddia etmişti.

Raporda, ihlaller arasında toplu infazlar, keyfi gözaltılar, sorgulamalar sırasında işkence, sivil nüfusun zorla yerinden edilmesi, sivil tesislerin gelişigüzel hedef alınması, sağlık hakkı ihlalleri ve insani yardım aktörlerine yönelik artan saldırıların da yer aldığı aktarılmıştı.

OAC’de bulunan Rus askeri eğitmenlerin şefi Alexandre Ivanov, Sputnik Haber Ajansına verdiği mülakatta, Rus askerlerin yaptığı iddia edilen ihlallerin tamamen Fransız medyasının uydurması olduğu ileri sürmüştü.

Ivanov, ana akım Fransız medya kuruluşlarınca gündeme taşınan iddiaların asılsız olduğunu savunmuştu.​​​​​​​

Çoğunu Hristiyanların kurduğu 20’den fazla silahlı grup bulunuyor

20’den fazla silahlı grubun varlık gösterdiği OAC’de, ordunun müdahalesine rağmen çatışmalar devam ediyor.

Seleka, Anti-Balaka, Barış İçin Birlik (UPC), OAC Vatansever Hareketi (MPC), Tanrının Direniş Ordusu (LRA) gibi silahlı gruplar, özellikle yer altı kaynaklarının zengin olduğu bölgelerin hakimiyeti için mücadele ediyor.

Ülkede, 2013’ten bu yana devam eden şiddet olaylarında çoğunluğu Müslüman, binlerce kişi katledilirken 1 milyondan fazla kişi yerlerinden oldu.

You may also like...

Bir cevap yazın