Bize ile Bağlan

FRANSA

Paris ve birçok şehirde Kovid-19 nedeniyle belirli saatlerde sokağa çıkma yasağı uygulanacak

Yayınlanan

aktif

Paris ve birçok şehirde Kovid-19 nedeniyle belirli saatlerde sokağa çıkma yasağı uygulanacak


KORONAVİRÜS HABERLERİ



Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, TF1 ve France 2’nin canlı yayın programında yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına karşı alınan yeni tedbirleri duyurdu.

Salgınla ilgili durumun endişe verici olduğunu ancak panik yapılmaması gerektiğini ifade eden Macron, salgında ikinci dalganın yaşandığını bildirdi.

Macron, virüsün artık her yaş kategorisinde yayıldığını ve herkes için tehlikeli olduğunu belirtti. 

Ülkede her gün 200 yeni hastanın yoğun bakımda tedaviye alındığını, yoğun bakım ünitelerinde yoğunluk oluştuğunu ifade eden Macron, salgının yayılmasının önlenmesi gerektiğini aktardı.

Macron, Paris ve çevresinde, Grenoble, Lille, Lyon, Aix-en-Provence, Marsilya, Rouen, Toulouse ve Montpellier kentlerinde 17 Ekim itibarıyla 4 hafta süreliğine 21.00-06.00 saatlerinde sokağa çıkma yasağı uygulanacağını duyurdu. 

Emmanuel Macron, bu yasağa uymayanlara 135 avro para cezası kesileceğini, bu kuralı birkaç kez ihlal edenlere ise 1500 avro para cezası verileceğini belirtti. 

Uygulama kapsamında sağlık kuruluşlarına gitmek için dışarı çıkılmasına izin verileceğini ifade eden Macron, şehirler arası dolaşımın serbest olduğu bilgisini paylaştı. 

Bu uygulama nedeniyle olumsuz etkilenecek bazı sektörlere yardımlarda bulunacaklarını aktaran Macron, Fransızların Kovid-19 tedbirlerine sıkı şekilde uymasının ve 6’dan fazla kişinin bir araya gelmemesinin önemine işaret etti. 

Macron, gelecek yılın yazına kadar bu virüsle birlikte yaşanacağını söyledi.

Sağlık alanında OHAL

Diğer yandan, hükümetin yayımladığı kararnameyle 17 Ekim’de sağlık alanında yeniden olağanüstü hal (OHAL) ilan edilmesine karar verildi. 

OHAL, hükümete ülke genelinde veya belirli bölgelerde bazı özgürlükleri kısıtlama, gerek görülen her türlü mal varlıklarına ve hizmetlere el koyma yetkisi veriyor. OHAL kapsamında aynı zamanda salgından etkilenen şirketlere mali yardım yapılıyor.

Fransa’da martta da 2 ay süreliğine sağlık alanında OHAL ilan edilmişti. 

Ülkede, 10 Ekim’de kayıtlara geçen 26 bin 896 vakayla salgının başlangıcından bu yana ülkede ve Avrupa’da en yüksek günlük vaka sayısı tespit edilmişti.

FRANSA

Fransa’nın ‘özür dilemeksizin’ hazırlattığı raporla sömürge geçmişiyle yüzleşme çabası Cezayir’de tepkiyle karşılandı

Yayınlanan

aktif

Yazar

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransız tarihçi Benjamin Stora‘yı Temmuz 2020’de “sömürge tarihi ve Cezayir Savaşı” konusunu araştırarak “iki halk arasında uzlaşıyı” sağlamak üzere görevlendirdi. Elysee Sarayı, Macron’un 20 Ocak 2021’de raporu teslim aldığını, bu konudaki çalışmaları sürdürmek istediğini ve bu raporun ışığında bazı inisiyatifler alacağını açıkladı.

Rapor sonucunda iki ülke arasındaki geçmişin daha geniş biçimde aydınlatılması için bir “hakikat komisyonu” kurulması tavsiye edildi. Stora’nın çalışmasında Fransa’daki eğitim müfredatının değiştirilmesi, sömürge tarihine ilişkin arşivlerin bilim adamlarına açılması gibi tavsiyeler yer aldı.

Macron, Cezayir sömürge geçmişi konusunda kendisinden önceki altı cumhurbaşkanından daha ileri gitmesine rağmen rapor Cezayir’in öncelikli talebi olan Fransa’nın sömürge dönemine ilişkin resmi bir özür dilemesinin aksine tavsiyede bulundu. Bunun üzerine, Macron’un makamından sömürge konusunda özür dilemeyeceğinin resmi olarak belirtilmesi, Kuzey Afrika ülkesinde yoğun tepkiyle karşılandı.

Stora raporunda, özrün aksine bu konuda atılacak somut adımların normalleşmeyi teşvik etmek için daha etkili olacağını savundu. Stora, raporunda, çalışmasının “Fransa’nın sömürge geçmişi ve Cezayir savaşının geride bıraktığı konularda kapağı kaldırmayı amaçladığını” belirterek, “Eğer ki tüm kapakları birer birer kaldırırsanız, sömürgenin hakiki tarihine bir genel bakış elde edersiniz.” ifadelerine yer verdi.

Raporda, Fransa’nın uzunca süredir tam manasıyla kabul etmediği Cezayir’deki nükleer denemeleri itiraf etmesi gibi yeni unsurlar bulunmasına rağmen, Fransız sömürge ordusunda görev yapan “Harki” Cezayirlilerin ülkelerini ziyaret etmesi ve her yıl 25 Eylül’de bunların anılması gibi unsurlar Cezayirliler tarafından eleştirildi.

Cezayir, Fransız sömürge idaresinin ülkeden ayrılırken Cezayir’in Osmanlı dönemine de ait yüz binlerce evrakı kaçırdığını ve bunların iadesini vurgularken, raporda tarih arşivlerinin açılmasından bahsedilirken bunların iadesi konusunda sessiz kalınması dikkat çekti.

Cezayirli yetkili: “Rapor elimize ulaşmadı”

Cezayir Cumhurbaşkanlığı Sömürge Geçmişi’nden Sorumlu Danışmanı Abdulmecid Şeyhi, yerel basına yaptığı açıklamada, raporun kendilerine resmi yollardan gönderilmediğini ve ülkeler arasındaki ilişkilerin basında çıkan raporlardan yürütülemeyeceğini söyledi.

Şeyhi, “Rapor elimize resmi yollardan ulaştığı zaman yanıt vereceğiz.” dedi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya’da tedavi gören Cezayirli mevkidaşı Abdulmecid Tebbun ile yaptığı telefon görüşmesinde, “iki ülkeyi ilgilendiren ortak geçmiş ve çıkarlar konusunda birlikte çalışma” arzusunu aktardı.

Cezayir Cumhurbaşkanlığı’nın açıklamasına göre, Tebbun da tedavisinin tamamlanmasının ardından ülkesine döndüğünde bu konuyla ilgileneceğini söyledi ancak açıklamada rapora herhangi bir referans verilmedi.

Cezayir kamuoyu rapora sert tepki gösterdi

Fransa’nın travmatik sömürge dönemine ilişkin söz konusu rapora Cezayir’in siyaset, basın, sivil toplum ve entelektüel çevreleri ortak tavır gösterdi.

Cezayirli İslami eğilimli Barış Toplumu Hareketi Lideri Abdurrezak Mukri, rapora ilişkin açıklamasında, “Raporu okuduğunuzda, sanki ‘aynı toprak üzerinde hak sahibi iki ayrı grubun savaşından’ bahsediyor gibi hissediyorsunuz. Rapor, sanki insanlığın tanıdığı en kötü işgallerden birini anlatıyor gibi değil.” İfadelerini kullandı.

Cezayir Üniversitesi’nden tarihçi Prof. Dr. Mevlüd Uveymer, rapora ilişkin AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, “tarihçi Stora’nın Fransız ve Cezayirli siyaset ve bilim dünyasından isimlerle görüşmelerine, çoğu da Fransızca kaynaklarda yayınlanmış bilgilere dayanarak bu raporu hazırladığını” söyledi.

Raporda yeni bir unsura rastlamadığını belirten Uveymer, çalışmanın Fransa’daki seçim dönemi öncesinde “aceleyle” hazırlandığına dikkati çekti.

Cezayirli tarihçi, Stora’nın raporunda sadece ülkesinin bağımsızlık savaşı başlattığı dönem 1954-1962 yılına odaklandığına işaret ederek, “Stora, raporunda Cezayir toplumunun mülkiyetine ve unsurlarına 132 yıl boyunca el konulmasına değinmedi. Tüm sömürgeyi sadece 20. yüzyıla indirgedi.” dedi.

Aynı şekilde, Cezayirli tarih araştırmacısı Lizaher Bugambuz da raporun “cellatla kurbanını bir tuttuğunu” ifade ederek, “Stora’nın raporu, sömürge şiddetini Cezayirli bağımsızlık savaşçılarının ülkesini savunmasına bağlayarak geçmişi saptırıyor.” ifadelerini kullandı.

Raporun Cezayir’i uzaktan yakından ilgilendirmediği yorumunu yapan Bugambuz, “tarih kitaplarının kaydettiği biçimde Fransa’nın Cezayir’de milyondan fazla kişiyi infaz ettiği sömürge geçmişini resmi olarak tanıması, özür dilemesi ve kurbanlara tazminat ödemesi gerektiğini” belirtti.

Bugambuz, geri kalan unsurların ikincil olduğunu ve iki ülke arasındaki ortak komitelerin bununla ilgilenebileceğini paylaştı.

Stora, Cezayir basınına raporu savundu

Raporu kaleme alan Fransız tarihçi Stora, Cezayir’de Fransızca yayın yapan bir gazetedeki makalesinde, Cezayir tarafının en çok tepki gösterdiği resmi özüre işaret etti.

Stora, “Özür beyanları, bir an dile getirilip daha çok derin bir sorunu ertesi gün giderecek sözcükler değildir.” ifadelerine yer verdi.

Fransa ve Cezayir arasındaki geçmişe ilişkin yeni bir metodoloji üzerinde çalıştığını savunan Stora, eğitim ve kültür aracılığıyla iki tarafın birbirini daha iyi tanıması amacı güttüğünü paylaştı.

Fransa’nın Afrika kıtasındaki sömürgeci tarihinin en güncel ve en kanlı örneğini teşkil eden Cezayir, 1954’te bağımsızlık mücadelesine başladı.

Cezayir, 8 yıl süren bağımsızlık mücadelesiyle bu uğurda en ağır bedel ödeyen ülkelerden biri kabul edilirken, yaşanan büyük acılar Fransa’nın Afrika’dan çekilirken bıraktığı “kara leke” olarak tarihe yazıldı.

Ülkede yıllar süren insanlık dışı savaşta yaklaşık 1,5 milyon Cezayirli hayatını kaybetti, milyonlarca insan yerinden oldu.

Fransız tarihçinin de raporunda yer verdiğine göre, Fransa Cezayir topraklarında 17 ayrı nükleer deneme yaptı ve Fransız güçlerinin bu topraklara döşediği mayın ve patlayıcılar binlerce Cezayirlinin canına mal oldu.

Devamını görüntüle

FRANSA

Fransa’da 2020’de İslam karşıtı saldırılar yüzde 53 arttı

Yayınlanan

aktif

Yazar

Fransa'da 2020'de İslam karşıtı saldırılar yüzde 53 arttı

Fransa İslam Konseyi’ne (CFCM) bağlı Fransa İslamofobi Gözlemevi Başkanı Abdullah Zekri, yaptığı yazılı açıklamada, ülkede saldırıların en çok Rhones-Alpes, Paca ve başkent Paris’in de içinde olduğu Ile-de-France bölgelerinde yaşandığını belirtti.

Geçen yıl Müslümanlara yönelik 235 saldırı gerçekleştiğini kaydeden Zekri, bu rakamın 154 saldırı olan bir önceki yıla göre yüzde 53 arttığını vurguladı.

Zekri, 2020’de camilere yönelik saldırıların ise yüzde 35 arttığını aktardı.

Geçen yıl CFCM’in merkezine veya yöneticilerin evine tehdit içeren 70 mektup gönderildiğini ifade eden Zekri, sanal ortamda İslam ve Müslümanlar hakkında yalanların ve Müslümanlara karşı nefreti körükleyen e-maillerin yayılmasının endişe verici olduğunun altını çizdi.

Zekri, Fransa’daki Müslümanların bazı Fransızların İslam’a olumsuz bakmasından endişe duyduğunu kaydetti.

İslam ile terör arasında bir ilişkinin bulunmadığını vurgulayan Zekri, Fransa’da yaşayan Müslümanların diğer dine mensup kişiler gibi dinini yaşayabilmesi gerektiğine işaret etti.

Ülkede Ekim 2020’de Samuel Paty isimli öğretmenin öldürülmesinin ardından İslam karşıtı saldırılarda da artış gözlenmişti.

Fransa’da İslam karşıtı saldırıların yanı sıra Müslümanları hedef alan yasa tasarısı hazırlandı.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron yönetiminin geçen yıl hazırladığı, “İslamcı ayrılıkçı” olarak bilinen ve “Cumhuriyet değerlerine saygıyı güçlendiren prensipler” olarak değiştirilen yasa tasarısı, Fransa’daki Müslüman toplumu hedef gösterdiği, hayatlarının neredeyse her alanına kısıtlamalar getirdiği gerekçesiyle eleştiriliyor.

Tasarı, camiler ve bu camilerin idaresinden sorumlu derneklere yönelik müdahalenin yanı sıra Müslümanlara ait dernek ve sivil toplum kuruluşlarının finansmanını denetim altına almayı öngörüyor.

Buna paralel olarak, Fransa İslam Konseyi (CFCM) hükümetin desteğiyle “Fransa İslam’ı Prensipler Tüzüğü”nü hazırladı. Bu tüzüğü birçok Müslüman sivil toplum kuruluşu imzalarken, Fransa’daki Türk Müslüman Dernekleri Koordinasyon Komitesi (CCMTF), Fransa İslam Toplumu Milli Görüş (CIMG) ile “İnanç ve Uygulama” adlı kuruluş, Müslümanları ötekileştirdiği gerekçesiyle bu tüzüğe imza atmadı.

Tüzükte, “İslam’ın Fransa’nın değerleriyle uyumlu olması, İslam’ın siyasi amaçlar için kullanılmasının reddi, yabancı ülkelerin Fransa’da dinin yaşanmasına müdahale etmemesi ve kadın erkek eşitliği” maddeleri öne çıkıyor.

Fransa’da yaşayan Müslümanlara yönelik saldırıların “aşırıcı bir azınlık” tarafından gerçekleştirildiği ve bunların Fransız devleti ve halkıyla bağdaştırılmaması gerektiği ifade edilen tüzükte, “devletin ırkçı” olduğunu söyleminin iftira atmak olduğu belirtiliyor.

Fransa’da çoğu Kuzey Afrikalı yaklaşık 6 milyon Müslüman yaşıyor.

Fransa, Avrupa’da en fazla Müslüman’ın yaşadığı ülkeler arasında ilk sırada yer alıyor.

Devamını görüntüle

FRANSA

Tunus, devrik lider Bin Ali’nin kayınbiraderinin iadesi için gerekli evrakları Fransa’ya teslim etti

Yayınlanan

aktif

Yazar

Tunus, devrik lider Bin Ali'nin kayınbiraderinin iadesi için gerekli evrakları Fransa'ya teslim etti

Tunus haber ajansı TAP’a göre, Başsavcı Raziye el-Hac Salim, 2011’de devrimin başlamasından sonra Fransa’ya kaçan Trablusi’nin iadesi için tüm evrakların Fransa’ya iletildiğini belirtti.

Salim, sunulan evraklar arasında Trablusi’nin insanlık dışı muameleye maruz kalmasını önleyecek hukuki teminatların da yer aldığını kaydetti.

Fransız yargısı 27 Ocak’ta, “insanlık dışı ve aşağılayıcı muameleye maruz kalması yönünde gerçek bir tehlike” olduğu gerekçesiyle Trablusi’yi iade etmeyi reddetmişti.

Fransa’da Mart 2019’da yakalandığı belirtilen Trablusi, daha önce Tunus mahkemesince yolsuzluk, kamu malını yağmalama gibi suçlardan 33 yıl gıyabi hapis cezasına çarptırılmıştı.

Tunus ile Fransa arasında suçluların iadesi ve yargı alanında iş birliği anlaşması bulunuyor.

Devamını görüntüle

Trend Haberler