Sağlık personelinin Kovid-19 ile mücadelesi hız kesmeden sürüyor

Sağlık personelinin Kovid-19 ile mücadelesi hız kesmeden sürüyor


KORONAVİRÜS HABERLERİ


Türkiye’nin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ile mücadelesinde en ön safta yer alan ve hastalığa yakalanmaktan kurtulamayan isimlerden biri de hemşire Kader Coşkun oldu. 

Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan Coşkun, pandemi sürecinde yaşadıklarını AA muhabirine anlattı.

Görevi sırasında hastalığa yakalanan sağlık çalışanlarından olan hemşire Kader Coşkun da 29 Mart’ta rahatsızlandığını, sonrasında da kötüleştiğini söyledi.

Coşkun, uzun ve zorlu bir tedavi sürecinden geçtiğini, kendisinden bir gün sonra da babasının hastalanarak hastaneye yattığını dile getirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Ben yaklaşık 9 gün hastanede kaldım. Çok zor bir süreçti. Şiddetli nefes darlığım vardı. Doktor arkadaşlar gerçekten çok iyi baktı. 9 Günlük tedavi sürecinin ardından taburcu olduktan sonra 10 gün kadar evde izolasyonda kaldım. Sonrasında çok şükür sağlığıma kavuşarak tekrar geldim. Ama psikolojik olarak zorlu bir süreçti. Çünkü 2 çocuğumdan uzaktım. Babam kronik hastalıkları olduğu için zor atlattı. Sonrasında çok şükür toparladılar ama yaklaşık 3 ay çocuklarımı görememek beni çok etkiledi. Sağlık Bakanlığı her zaman bizim yanımızdaydı. Çünkü kişisel koruyucu ekipmanlar konusunda bizi her zaman desteklediler. Sonrasında hastaneye döndükten sonra tekrar hastaların iyileşmesine vesile olduğum için gerçekten çok mutlu oldum. Beni teselli eden tek şey oydu. Çünkü ailemden, eşimden, çocuklarımdan uzaktım. Hastaların iyileşerek evine dönmesi tek tesellimdi.”

Coşkun, babasının kronik karaciğer hastası olduğu için tedavi sürecinin ağır geçtiğini, ardından annesinin de hastalığa yakalandığını dile getirdi.

Hastalığın fizyolojik etkilerinden çok, psikolojik etkilerinin kendisini daha çok yıprattığını aktaran Coşkun, “Hatta benimle beraber hasta olup psikolojik destek alan arkadaşlarım oldu. Özellikle yalnızlık hissi çok etkiliyor. Kendi servisimde yattığım halde tek başına kalmak ve ölüm korkusu insanı sarıyor. Toparlamam yaklaşık 2-3 ay sürdü. Çocuklarıma kavuşunca bu süreç hızlandı ama gerçekten insanı yıpratıyor. Hiçbir kronik rahatsızlığım olmamasına rağmen çok ciddi sıkıntılar yaşadım. O yüzden herkes dikkat etmeli, kimse sağlığına ve gençliğine güvenmesin.” diye konuştu.

“Fedakarca çalıştık”

SBÜ Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Hizmetleri Müdürü Zerrin Dandin de hastane olarak Kovid-19’a karşı verdikleri mücadeleyi anlatarak, bir dönem yatak kapasitelerinin çok büyük bir bölümünen kovidli hastalarla dolduğunu söyledi.

Dandin, bu süreçte tüm sağlık personelinin taşın altına elini koyarak, ortak bir sorumluluk üstlendiğini aktararak, “Fedakarca çalıştık ve çok şükür bu süreci atlattık. Nasıl atlattık? Bakanlığın çok hızlı bir şekilde acil durum hastaneleri devreye girdi. Akabinde bütün hastalarımızı taburcu ettikten sonra yeni gelenleri oraya yönlendirdik. Biz an itibariyle sadece yoğun bakım 1. ve 3. düzey Kovid hastalarına hizmet veriyoruz.” diye konuştu.

Hastanede fedakarca çalışan sağlık personelinden de çoğunun hastalığa yakalandığını aktaran Dandin, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Hepsini biz yatırdık tedavi ettik, hepsi iyileşti ve sürece yeniden dahil olmaya başladılar. Şu anda hepsi cephede, hepsi de savaşıyor. Aklınıza gelen herkes, gerek bağışlarıyla, gerek gönderdiği mektuplarıyla bize çok büyük bir güç verdi. Onlara sonsuz teşekkür etmek istiyorum. Vatandaşlarımızdan bir istirhamımız var. Lütfen maske taksınlar, sosyal mesafeye ve temizlik kurallarına dikkat etsinler.

Bu süreçte sağlık çalışanlarının en çok zorlandığı konu evlerinden ayrı olmak. Evlerine gidemedi bazı arkadaşlarımız. Küçük çocukları, yaşlı anne, babası olan arkadaşlarımız vardı. Çocuklarını memleketlerine gönderdiler. Arkadaşlarımız ciddi bir evlat hasretiyle burada fedakarca çalıştı. Biz çocuklarını gönderemeyenler için de Sağlık Müdürlüğü ile beraber çalıştık. Arkadaşlarımıza misafirhaneler ayarladık, bazı oteller destek oldular. Civardaki üniversitelerin yurtları boştu. Onları ayarladık, mümkün olduğunca destek olmaya çalıştık.”