SON DAKİKA YAŞAM

Salgın sürecinde ailede sorumluluk paylaşımı ve babaların çocuk bakımındaki rolü araştırıldı

Haber Özeti

Çocuk ihmal ve istismarını önlemeye katkı sağlamak amacıyla ailelere yönelik eğitim verilmesinin hedeflendiği proje kapsamında, Türkiye, İtalya, Yunanistan, İspanya ve Litvanya’da toplam 1000 aileye ulaşılarak sokağa çıkma kısıtlamalarında ebeveyn-çocuk ilişkilerine dair önemli veriler elde edildi. Kütahya Dumlupınar Üniversitesi‘nden (DPÜ) öğretim […]

Salgın sürecinde ailede sorumluluk paylaşımı ve babaların çocuk bakımındaki rolü araştırıldı

Çocuk ihmal ve istismarını önlemeye katkı sağlamak amacıyla ailelere yönelik eğitim verilmesinin hedeflendiği proje kapsamında, Türkiye, İtalya, Yunanistan, İspanya ve Litvanya’da toplam 1000 aileye ulaşılarak sokağa çıkma kısıtlamalarında ebeveyn-çocuk ilişkilerine dair önemli veriler elde edildi.

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi‘nden (DPÜ) öğretim üyeleri Prof. Dr. Oktay Şahbaz, Doç. Dr. Nihal Tunca Güçlü, Doç. Dr. Senar Alkın, Dr. Öğretim Üyesi Zeynep Hiçdurmaz, öğretim görevlileri Elif Körpe ve Vehbi Onur Demirciler’in bulunduğu proje, İtalya’dan Milano Bicocca, Litvanya’dan Mykolas Romeris, Yunanistan’dan Hellenic Mediterranean üniversiteleri, İspanya’dan M&M eğitim kurumu ile Kütahya Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ortaklığında yürütüldü.

Üniversitenin Dış İlişkiler Koordinatörlüğü görevini de yürüten Prof. Dr. Şahbaz, AA muhabirine, çocuğa şiddeti önlemek için ailelerin farkındalıklarının artırılmasının hedeflendiği uluslararası projenin, Türkiye Ulusal Ajansı tarafından desteklendiğini söyledi.

Ailelerle görüşülerek ebeveyn-çocuk ilişkisi ve düzeltilmesi gereken noktaların detaylarıyla tespit edilmeye çalışıldığını belirten Şahbaz, “Projeye 2019 yılında başlanmış olup 2020 yılında yaşanan pandemi sebebiyle bu konu üzerinde bir çalışma yapılmasına karar verildi. Böylece pandemide yaşanan karantina dönemlerinde aile-çocuk ilişkisini anlamaya yönelik anketler hazırlandı. Bu anketler ailelere ulaştırılarak detaylı sonuçlar elde edildi.” dedi.

Şahbaz, elde edilen sonuçların, ailelerin farkındalıklarını artırmak ve onlardaki şiddet eğilimini azaltmak amaçlı eğitim programı hazırlamada kullanılacağını anlattı.

Türkiye’den aldıkları sonuçlara ilişkin bilgi veren Şahbaz, “Türkiye’de acil durum, aile içindeki sorumluluk paylaşımını artırmış ve babanın çocuk bakımındaki rolü daha görünür hale gelmiştir. Ancak yine de her iki durumda da annenin rolü babaya kıyasla çok daha belirgindir. Ailelerin acil durumlarda çocuklarına karşı öfke kaybına neden olan durumlar arasında sıklıkla çocukların kurallara uymaması (dışarı çıkmak istemeleri, hijyen ve maske kurallarına dikkat etmemeleri), çocukların evi dağıtmaları, kendi aralarında kavga etmeleri ve tartışmaları dile getirilmiştir.” diye konuştu.

Diğer ülkelerdeki örneklemlerden elde edilen sonuçlar

Şahbaz, İspanya’da ailelerin spesifik kamu desteklerinin yeterince alınamamasından yakındıklarını aktardı.

Bu ülkeden projeye katılan ebeveynlerden hiçbirinin çocuğuna şiddet uyguladıklarını söylemedikleri ve buna karşı olduklarını dile getirdiğini anlatan Şahbaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ancak ailelerin yüzde 40’ı çocuklara tokat atmanın, tehdit etmenin ve bağırmanın normal olduğunu belirtmiştir. Ailelerin önemli bir kısmının pandemi döneminde çocukları disipline etmek için dijital araçlardan mahrum bıraktıkları görülmüştür. Ailelerin hislerini ve negatif anlarını kontrol etmek için eğitime ihtiyaç duyabileceklerini dile getirmişlerdir.”

Araştırmaya göre, İtalya’da anne ve babaların yakındığı konuların başında ödev ve okulla ilgili durumların geldiğine değinen Şahbaz, çocukların kendilerini dinlememeleri ve kendilerine ayrı bir alan bulamamalarının da yine aileleri zorlayan etkenler olarak göze çarptığını ifade etti.

Litvanya’dan alınan sonuçlara değinen Prof. Dr. Şahbaz, “Ailelerde mutsuzluk, tükenmişlik, üzüntü, şüpheci olma ve sinirlilik durumunun ağır bastığı görülmektedir. Çocukların online derslerde çok fazla zaman geçirmesi, hırçın davranışları, kaprisleri, ev işlerinin fazla ağır gelmesi ailelerin sinirlenmelerinin en önemli nedenleri olmuş. Genellikle televizyon ve oyunlar kapatılmış, bir aktivite yapmaya zorlamış, bir kısmı onlarla konuşmayı kesmeyi tercih etmiş, çok az bir kısmı da fiziksel ceza uygulamıştır.” ifadelerini kullandı.

Şahbaz, Yunanistan’da da diğer ülkelere benzer sonuçlar elde edildiğine işaret etti.

“Kovid-19 süreci ebeveynliğin anlamının güçlenmesini sağlamıştır”

Araştırmada genel olarak, sokağa çıkma kısıtlaması dönemlerinin insanlara sevdikleriyle daha fazla zaman geçirme, önceliklerini ve değerli olanları tekrar belirleme şansı ve yaratıcı olma imkanı sunduğunun dile getirildiğine dikkati çeken Şahbaz, şunları kaydetti:

“Kovid-19 süreci ebeveynliğin anlamının güçlenmesini sağlamıştır. Bu süreçte, ebeveynliğin katılımcılar tarafından ‘her şeyden önce çocuklarını düşünmek, fedakarlık, sorumluluk, güçlü ve sabırlı olmak, anlayışlı olmak, koruma duygusu, soğukkanlı olmak, tedirgin olmak, bilgili olmak’ şeklinde tanımlandığı görülmektedir. Kovid-19 süreci her ne kadar sonuçları itibarıyla olumsuz olsa da aile bağının güçlenmesi, aile içi paylaşımın artması, ailelerde sağlık farkındalığının artması gibi olumlu değerlendirilebilecek sonuçlara da sahiptir. Kovid-19 sonrası dönemde de öncelikli konulardan biri sağlık farkındalığı olacaktır.”

Dr. Öğretim Üyesi Zeynep Hiçdurmaz ise salgın sürecinde yaşananlarla ilgili ailelere verilecek eğitimlerin şiddet olaylarının önlemesine yardımcı olacağına inandıklarını vurguladı.

​​​​​