POLİTİKA SON DAKİKA

Seçmen iradesine, demokrasiye yapılan her saldırıya karşı CHP’nin tavrı açıktır

Haber Özeti

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, ABD Kongre binasının basılması ve öncesinde seçimle ilgili yaşanan tartışmalara işaret ederek, seçim sonuçlarına karşı davaların açıldığını hatırlattı. Yargıçların, Adalet Bakanlığı eliyle uygulanan baskıya karşı […]

CHP Sözcüsü Öztrak: Seçmen iradesine, demokrasiye yapılan her saldırıya karşı CHP'nin tavrı açıktır

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, ABD Kongre binasının basılması ve öncesinde seçimle ilgili yaşanan tartışmalara işaret ederek, seçim sonuçlarına karşı davaların açıldığını hatırlattı.

Yargıçların, Adalet Bakanlığı eliyle uygulanan baskıya karşı seçmen iradesine darbe yapılmasına geçit vermediğini söyleyen Öztrak, “Güçler ayrılığının olduğu bir sistemde yargıçlar, başkanın değil, halkın yargıçları olduğunu gösterdi.” diye konuştu.

ABD’de tüm yetkilerin tek bir kişide toplandığı bir rejimin bulunmadığını belirten Öztrak, “Sonuç olarak, yeminine sadık kalmayan, anayasayı tanımayan, sınırlarını aşan güce, diğer güçler yerini hatırlatıverdi. Şimdi dünyanın tüm demokratları gibi biz de Amerika Birleşik Devletleri’nde seçmen iradesine saldıranların nasıl cezalandırılacaklarını görmeyi bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Milli iradeye karşı darbenin sadece silahlı güçlerle yapılmayacağını dile getiren Öztrak, despot popülist liderlerin demokrasinin imkan ve araçlarını istismar ederek de seçmen iradesine ve hukukun üstünlüğüne saldırabileceklerini söyledi.

Öztrak, “Dünyanın neresinde olursa olsun, seçmen iradesine, demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne yapılan her saldırıya karşı Cumhuriyet Halk Partisinin tavrı açıktır, karşı çıkarız.” dedi.

“Biz, bu sivil darbe girişimini şiddetle kınıyoruz”

“Biz, bu sivil darbe girişimini şiddetle kınıyoruz.” ifadesini kullanan Öztrak, 1946’da Türkiye’ye çok partili demokrasiyi getiren bir parti olarak demokrasiden ve hukukun üstünlüğünden asla taviz vermeyeceklerini bildirdi.

Öztrak, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesiyle yargının vesayet altına alındığını, parlamentonun işlevsizleştirildiğini öne sürerek, “Sandığın, demokrasinin varlığı için gerekli olduğunu, ancak yeterli olmadığını da bu dönemde öğrendik. Demokrasinin yaşaması için kuvvetler ayrılığının gerektiğini artık hepimiz biliyoruz.” diye konuştu.

Demokrasiye ve anayasaya sadakatin her meşru organ, kurum ve kişi için esas olduğunu söyleyen Öztrak, bağımsız, adil yargının demokratik sistemin havası ve suyu olduğunu ifade etti.

Öztrak, “Rüşvetten aklanmamış bakanların, partili mütekait vekillerin büyükelçi atandığı, kamu bankalarının ballı arpalıklara dönüştürüldüğü, sahte diplomalı pehlivanın kamu bankasına, hayvanat bahçesi müdürünün TÜBİTAK’a yönetici yapıldığı bir ülkede liyakatten herhalde bahsedilemez.” dedi.

Boğaziçi Üniversitesine rektör atanmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Öztrak, üniversitenin hocalarının ve öğrencilerinin de atamaya karşı çıktığını öne sürdü.

Öztrak, “(Güçlü kurum ve kurallar, demokrasinin bağışıklık sistemidir) demiştim. Devlet Planlama Teşkilatı, Devlet Personel Başkanlığı, Kanunlar Kararlar Genel Müdürlüğü, Maliye Teftiş Kurulu, Hesap Uzmanları Kurulu gibi pek çok köklü kurumun ortadan kaldırıldığı bir yerde güçlü kurumlardan bahsedilebilir mi?” diye konuştu.

Hükümetin, 10 yıl önce Cumhuriyetin 100’üncü yılı hedeflerini ilan ettiğini anımsatan Öztrak, şöyle devam etti:

“(Dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olacağız) derken ilk 20 ekonomi arasından düşeceğimiz görülmektedir. Hedeflenen gelirler, yarı yarıya düşürülürken, işsizlik ikiye katlanmıştır. Sarayın alamet-i farikası olan 2023 hedefleri çökmüştür. Tek adam vesayet rejimine fiilen geçtikleri haziran ayından bu yana 1 milyon 642 bin yurttaşımız işini kaybetmiştir, milli gelirimiz 859 milyar dolardan resmi tahminlere göre 702 milyar dolara düşecektir.”

Öztrak, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan enflasyon oranının yüzde 14,6 olduğunu belirtti, bağımsız araştırmacılara göre ise yıllık enflasyonun yüzde 37 olduğunu öne sürdü.

Müteahhitlerin dövizli garantilerinin ödendiğini dile getiren Öztrak, “Sadece 2020’de, Avrasya Tüneli’nden geçmeyen araçlar için milletin vergilerinden 392 milyon lira ekstra para ödeyeceğiz. Bir kuruş vermeden yapıldığı iddia edilen projeler için 2020’nin ilk 11 ayında bütçeden ödenen garantilerin toplamı ise 13 milyar lirayı buluyor.” dedi.

Öztrak, 2015’te 19 milyar dolara kadar çıkan doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının, 5 milyar dolarlara kadar düştüğünü öne sürdü.

Bazı yabancı yatırımcıların Türkiye’ye yapacağı yatırımlardan vazgeçtiğini belirten Öztrak, “Hukuku katledip iş ve istihdam yaratacak yatırımcıyı kaçıranlar, ürkütenler, şimdi o yabancı yatırımcıyı ülkeye çekmek için ‘gelin bizde iş gücü çok ucuz, sudan ucuz’ diye tanıtım yapıyorlar, yüksek faizlerle uluslararası tefecilere sıcak paracılara el açıyorlar.” diye konuştu.

Öztrak, sadece yabancıların değil Türkiye’deki vatandaşların dahi milli parasına güvenmediğini ve köşede kalan parasını dolara ve avroya yatırdığını iddia etti.

“Son birkaç yılda yaşananlar, yerlilik ve millilik edebiyatı yapanların, yerlilik ve millilikten haberdar olmadığını açıkça ortaya koydu.” diyen Öztrak, şunları söyledi:

“Bunlar yerli ve milli olsaydı, çiftçinin bankası olan Ziraat Bankasını, vergi cennetlerinde kurulmuş tek bir firmaya 1 milyar 600 milyon dolarlık kredi kullandırmasına izin verirler miydi? Tekrar ediyorum 1 milyar 600 milyon dolar. Bugünkü kurla yaklaşık 12 milyar Türk lirası ediyor. Bunu biz söylemiyoruz. Sayıştay’ın denetim raporları söylüyor.”

Öztrak, ürün üreten çiftçilerin kanunen hak ettiği destekleri alamadığını, ithalatla köşeye sıkıştırılırken tohumda, gübrede, mazotta artan fiyatların altında inim inim inlediğini, sattığı üründe alın terinin karşılığını alamadığını, bankalara ve kooperatiflere biriken borcu yüzünden, tarlası, traktörü ve ineğinin haczedildiğini iddia ederek, “Ülkeyi yönetenler vergi cennetindeki bir firmaya milyar dolarları nasıl kaptırabiliyorlar?” dedi.

“Yılın ikinci yarısında ne olacak?”

Kamu bankaları başta olmak üzere, bankacılık sisteminde varlık kalitesi üzerindeki kuşku bulutlarının her geçen gün daha da arttığını, BDDK’nin karşılık kararnamesini bu yılın ortasına kadar gevşettiğini belirten Öztrak, “Peki, yılın ikinci yarısında ne olacak?” diye sordu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının, bankalardaki tahsili gecikmiş alacak bakiyesinin 150 milyar lira, yakın izlemedeki kredilerin ise 350 milyar lirayı bulduğunu açıkladığını dile getiren Öztrak, “2021’e yavaşlayan bir ekonomi, yüksek işsizlik ve bankalarda 510 milyar liralık sorunlu krediyle girdik. Bu sorunlu borçlar, bu koşullarda nasıl ödenecek? Ekonomi yönetimi bu konuda acaba ne yapmayı düşünüyorlar? Bununla ilgili hiçbir açıklama yok ortada.” diye konuştu.

Öztrak, Hazine ve Maliye Bakanı ile Merkez Bankası Başkanının değiştiğini, ancak alt kadrolardaki kişilerin yerlerinde kaldığını belirterek şöyle dedi:

“Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasını ve Bakanlığı yeniden yönetilebilir hale getirin. Damat ve kayınpeder, Merkez Bankasının sadece kurumsal kapasitesini, kadrolarını değil, fiziksel bütünlüğünü de parçaladılar. Damada yakın olsun diye banka personeli İstanbul ve Ankara arasında bölündü, yönetilemez hale geldi. Birilerine rant yaratmak amacıyla kritik bölümlerin büyük kısmı İstanbul’a taşındı, ancak işler Ankara’da kaldı, Ankara’dan yürütülmeye devam ediyor.”

“Kaçak cazip hale geliyor”

Öztrak, daha sonra basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

“Alkoldeki vergi artışının bir politika olmaktan çıkıp, yaşam tarzına bir müdahale haline geldiğini düşünüyor musunuz?” sorusu üzerine Öztrak, alkolün sağlığa zararlı olduğunu, ancak vergi, o ürünün ederini aştığı andan itibaren ortaya başka sorunlar çıkacağını söyledi. Öztrak, bunun başında kaçakçılık geleceğini, bundan hem devletin hem de kontrolsüz kaçak ürün kullanımı nedeniyle insanların zarar göreceğini belirtti.

Öztrak, şunları ifade etti:

“Nitekim bu kaçak içki nedeniyle son dönemde çok sayıda yurttaşımız hayatını yitirdi. Bu kadar vergi koyacaksanız daha iyi kontrol etmeniz lazım ama kontrol edemiyorsunuz. Çünkü kaçak çok cazip hale geliyor vergi nedeniyle. Bir de genel olarak şunu söylemek isterim, Türkiye şu dolaylı vergi yükünü azaltacak. Çünkü dolaylı vergi, yoksulların sırtında en fazla yük oluşturur, gelirlerine oranla baktığınızda. Dolayısıyla dolaylı vergileri azaltacak, buna karşılık gelirden alınan vergileri artıracak, az kazananın az çok kazanın da çok vergi vereceği bir sistem reformuna hızla ihtiyacımız var ama bu ülkeyi 18 yıldır yönetenler bir şey öğrenmişler, tamamen dolaylı vergilerle ülkeyi idare etmeye devam ediyorlar.”

Kovid-19 aşıları

Öztrak, dünyada yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşılamalarının hızlı şekilde başladığının hatırlatılması ve 3 milyon doz dışında koronavirüs aşılarının Türkiye’ye ne zaman geleceğinin bilinmediğinin belirtilerek “Aşılar nerede sorusuna Türkiye’de nasıl bir yanıt bulunacak?” sorusunun yöneltilmesi üzerine, dünyada 50 ülkenin aşılamaya başladığını ama Türkiye’de aşılamanın ne zaman başlayacağıyla ilgili doğru düzgün bilgi alamadıklarını ileri sürdü.

Öztrak, “Baştan beri söylüyoruz. Bu aşılama konusunda vatandaşın rahatça takip edebileceği ve içinin rahat olacağı bir takvimi muhakkak Bilim Kurulunun açıklaması lazım. Bakın birçok ülke aşılamaya başladı. Bu aşılamanın bizde gecikmesi ya da aşılama konusunda insanların torpil olduğuna dair birtakım kaygılarla bu işin götürülüyor olması ciddi sıkıntılar yaratacaktır. Ekonomik olarak, insan yaşamıyla ilgili, sağlıkla ilgili sıkıntılar yaratacaktır.” diye konuştu.

Özellikle sağlık çalışanlarının aşılanmasında geç kalmanın maliyetinin çok büyük olduğunu dile getiren Öztrak, dün yine bir sağlık çalışanının hayatını kaybettiğini söyledi.

“Demokrasiyi korumak için hepimizin çok dikkatli olması lazım”

Öztrak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Boğaziçi Üniversitesi’ndeki olaylarla ilgili CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile ilgili sözlerinin hatırlatılması ve bununla ilgili değerlendirmelerinin sorulması üzerine şunları kaydetti:

“Suçlama çok ağırdır. Bu suçlamayla ilgili olarak İstanbul İl Başkanımız gerekli yasal yollara vakit geçirmeden başvuracaktır ama bir şeyi konuşmamda söyledim. Demokrasiyi korumak için hepimizin çok dikkatli, tedbirli olması lazım. Bu da o durumlardan biridir. Yani sorumluluk makamında oturanlar, 10 parmaklarında 10 karar, sağı solu suçlamaya başladıkları andan itibaren bu işlerin nereye gideceği belli değildir.”

“Kimin kiminle görüştüğüne karışmayız”

Öztrak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk ile görüşmesine ilişkin ise “Kimin kimle görüştüğüne karışmayız, bu konuyla ilgili yorum yapmayız ama bizim bildiğimiz bir şey var, her türlü istişarede bir hayır vardır. Umarız ve dileriz ki bu istişarelerde milletin derdi, sıkıntıları, yoksulluk sınırının kat kat altındaki asgari ücret, açlık sınırının biraz üstündeki asgari ücret, çiftçinin, esnafın durumu, yoksulluk, işsizlik, hayat pahalılığı görüşülüyor olsun.” değerlendirmesinde bulundu.

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve bazı HDP’li yöneticiler için ağırlaştırılmış hapis cezası istenen Kobani iddianamesinin kabul edildiğinin hatırlatılması ve bununla ilgili değerlendirmelerinin sorulmasına karşılık da Öztrak, “o veya bu şahıs” demeden genel olarak Türkiye’deki hukuk sisteminin durumuna ilişkin görüşlerini ifade etmek istediğini söyledi.

Öztrak, “Bu dava 5 yıl önce başladı ve 1-2 sayfalık bir İngilizce metnin tercüme edilememesi nedeniyle rafta tutuluyor. Devletin demek ki bu metinleri tercüme edecek imkanı yok, bunlar böyle 5-6 yıl orada bekletiliyor. Ne zaman ki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bir karar verdi, hemen o karardan sonra bu dava raftan indiriliverdi. Bu gerçekten Türkiye’deki hukuk sisteminin içinde bulunduğu hazin durumu gösteriyor.” diye konuştu.

Eski Trabzon milletvekili, Yeniden CHP Hareketini başlatan Haluk Pekşen’in Genel Başkan aday adayı olacağını açıkladığının hatırlatılması üzerine Öztrak, “Cumhuriyet Halk Partisinin her bir ferdinin, her bir üyesinin genel başkan adayı olma hakkı vardır. Hayırlı olsun diyorum.” ifadelerini kullandı.

“Bu meseleyi uzatmanın mutfaktaki boş tencereye faydası yok”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın cuma namazı sonrası CHP’li Fikri Sağlar ile ilgili sözlerinin anımsatılması üzerine Öztrak, “Bugüne kadar genel başkanımızın ve benim yaptığım açıklamaların üstüne yapacağımız ilave bir açıklama yok. Yani bu meseleyi uzatmanın mutfaktaki boş tencereye hiçbir faydası yok.” dedi.

Öztrak, Pınar Gültekin davasıyla ilgili son gelişmelerin ne olduğu yönündeki soruya şu cevabı verdi:

“Bu konuda daha ilk günden itibaren milletvekilimiz çok net bir tutum aldı. ‘Eğer benim bu sözleri söylediğim ispat edilirse Cumhuriyet Halk Partisinden de milletvekilliğinden de istifa ederim.’ dedi ve süreçte bu sözleri söylemediğine dair, bu sözleri söyleyenlerle ilgili olarak da davayı açtı. Tabii burada benim hayret ettiğim bir husus var. Milletvekilimizle ilgili bu iddialar gündeme geldiğinde ortalığı yıkan yandaş medya, milletvekilimiz bu karşı davaları açtığında, bu suçlamaları reddettiğinde nerede? Hakikaten bu durum, Türkiye’de özellikle yandaş medyanın içine düştüğü hali çok açık seçik ortaya koyuyor. Kendinize saygınız yok anladık ama en azından okurlarınıza, dinleyicilerinize, seyredenlerinize saygınız olsun, onların doğru haber almalarına imkan verin.”

Muharrem İnce’nin parti kurma çalışmalarında sona geldiği belirtilerek İnce’ye “kal çağrısı” olup olmayacağının sorulduğu Öztrak, “Muharrem İnce’nin parti kurması bizim gündemimizde yok.” dedi.