SON DAKİKA YAŞAM

Serebral palsi hastası Rüya hayata müzikle tutunuyor

Haber Özeti

Rüya Ecrin Çetinkaya 2010 yılında Songül ve Ender Çetinkaya çiftinin kızı olarak dünya geldi. Prematüre olarak doğan Rüya, 90 gün kuvözde kaldı.  <br class=”k-br” /> Doktorlar, Rüya daha kuvözde iken gözlerinde problem olabileceğini söyledi. Kuvözden çıktından sonra ailesi kızlarının gözlerindeki […]

Serebral palsi hastası Rüya hayata müzikle tutunuyor

Rüya Ecrin Çetinkaya 2010 yılında Songül ve Ender Çetinkaya çiftinin kızı olarak dünya geldi. Prematüre olarak doğan Rüya, 90 gün kuvözde kaldı. 

<br class=”k-br” />

Doktorlar, Rüya daha kuvözde iken gözlerinde problem olabileceğini söyledi. Kuvözden çıktından sonra ailesi kızlarının gözlerindeki sorununun tedavisi için çare aramaya başladı. Ancak, doktorlar aileye, Rüya’nın gözlerindeki görme engelinin kalıcı olduğu bilgisini verdi. Rüya, diğer bebekler gibi kafasını tutamıyor, ayaklarını basamıyor, dönemiyor, yuvarlanmıyordu. Bu durumdan şüphe duyan aile Rüya’yı doktora götürdü. Uzun süren testlerin ve tetkiklerin ardından Rüya’ya serebral palsi teşhisi konuldu.

Aldıkları haberle bir kez daha yıkılan aile Rüya için yeniden çare aramaya başladı. Çalmadık kapı, gitmedik doktor bırakmayan aile, kızlarının derdine bir çare bulamayınca, bir arkadaşlarının yönlendirmesiyle Zeytinburnu Belediyesine bağlı Aile Kadın Destekleme ve Engelliler Merkezi’ne (AKDEM) başvurdu. Rüya, AKDEM’de 1 yaşından itibaren fizik tedavi almaya başladı.

Merkezde müzik kursu verildiği öğrenen anne Songül Çetinkaya, kızının müziğe olan ilgisini bildiğinden, Rüya’yı vakit geçirmesi ve eğlenmesi amacıyla buradaki derslere de kaydettirdi. Hocasının sesinin güzelliğini ve müziğe olan yeteneğini fark etmesiyle Rüya için yepyeni bir yol açıldı. Burada müzik eğitimi alan Rüya, daha sonra merkezin korusunda yer aldı ve hocasıyla konserlere çıkmaya başladı.

Aldığı fizik tedaviler ve geçirdiği bazı ameliyatlardan sonra tutunarak da olsa yürüyebilen Rüya, ileride müzik öğretmeni olmak istiyor.

Özel eğitim alan ve görme engelliler için geliştirilen Braille alfabesiyle okuyabilen Rüya Ecrin Çetinkaya, müziğin hayatındaki yerini AA muhabirine anlattı.

“Müzik benim için her şey aslında”

Çetinkaya, ilk şarkıları annesinden duyduğunu söyledi.

Annesinin küçüklüğünden bu yana kendisine şarkı dinlettiğini belirten Çetinkaya, “Telefonundan şarkı açıyordu. Alkış yapıyordu. Annem o zaman müziğe ilgim olduğunu anlamış. 5 yıldır AKDEM’den müzik dersi alıyorum. Bugüne kadar 6 konser verdim. İlk konserime çıktığımda insanların o alkış sesiyle gerçekten ağlayacak gibi hissetim. Bir daha, bir daha bir daha diye bağırmaları gerçekten çok güzel bir duygu.” diye konuştu.

Müziğin hayatındaki önemine değinen Çetinkaya, şöyle devam etti:

“Müzik benim için her şey aslında. Şarkı söylediğim zaman engelli olduğumu, her şeyi unutuyorum. Müzik benim için hayatımın yarısı demek. Diğer yarısı annem, babam, kardeşim, hocam. Evde müzik dinliyorum, şarkı söylüyorum. Prova yapıyorum. Yaklaşık 25-30 şarkılık bir repertuvarım. Müziksiz bir hayatı düşünemiyorum. Müzik doğduğumdan beri hayatımda var olan bir şey. Hayatımda var olmaya devam edecek. Müziğin duygusu, müzikten gelen sözler beni çok etkiliyor. Müzik, engelimi aşmama gerçekten çok yardımcı oldu. Ben müzikle her şeyi başaracağıma inanıyorum.”

Çetinkaya, sahneye çıkmanın kendisini çok etkilediğini dile getirerek, “Rüya gibi, insanın ağlayası geliyor. Hayal gibi. O rüyadan uyanmak istemiyorum. O hayalim sürsün istiyorum.” dedi.

“Duyduğu en ufacık seste kıyameti koparıyordu” 

Anne Songül Çetinkaya, Rüya’yı engelli bir çocuk olarak görmediklerini söyledi.

Kızı Rüya’yı, “çok vicdanlı, merhametli, neşeli, çok iyi kalpli ve saygılı bir çocuk” olarak tarif eden Çetinkaya, kızının bu hayatta mutlu olabilmesi için ellerinden geleni yaptıklarını kaydetti.

Rüya’nın bebeklik döneminde devamlı ağladığını belirten Çetinkaya, “Rüya sadece duyduğu için çok ağlıyordu. Gece ağlıyordu, gündüz ağlıyordu. 3 gün boyunca ne gece ne gündüz uyuduğunu biliyorum. Duyduğu en ufacık seste kıyameti koparıyordu. Öyle büyük tepkiler veriyordu ki sanki bir yerine bir şeyler oluyor sanıyorduk.” ifadelerini kullandı.

Kızını sakinleştirmek için çareler aradığını anlatan Çetinkaya, telefondan veya kaset çalardan şarkılar açtığını Rüya’nın bunlara olumlu tepki vermesiyle müziğe olan ilgisini anladığını dile getirdi.

“Müzik, fizik tedavinin önünü geçmeye başladı”

Çetinkaya, bundan sonra sürekli olarak kızına ninniler ve şarkılar söylediğini belirterek, şunları kaydetti:

“Çok keyifli ve mutlu olmaya başladı. Ondan sonra hep beraber şarkı söylemeye başladık. Öylece müziği çok sevdi. Sonra baktım ses çıkarmaya başladı. Odasına gidip kapasını kapatıp bağıra bağıra şarkı söylüyordu. AKDEM’e geliyordum zaten, burada müzik dersi olduğunu fark ettim. Rüya’nın ilgisini biliyordum ama böyle yeteneğinin olduğunu bilmiyordum. Rüya müziği çok seviyordu ve zamanın geçirir daha aktif olur diye düşündüm. Rüya müziğe aşık olmaya başladı. Hocasına karşı ayrı sevgisi var. Hocamız da sağ olsun bize destek oldu. Rüya sesleri iyi çıkarmaya başladı. Hocasına ‘beni sahneye çıkaracak mısınız’ diye soruyordu. Müzik, fizik tedavinin önünü geçmeye başladı.”

“Rüya benim gururum”

Müziğin hem hareketlerini hem de sağlığını olumlu yönde etkilediğine vurgu yapan anne Songül Çetinkaya, “Rüya’nın öz güveni çok arttı. Müzikten sonra her şeyi başarırım hissi geldi. İlk sahneden inişi vardı. Boynuma sarılıp ‘anne diğerlerini başaramadım ama bunu başardım’ dedi. ‘Anne herkes beni alkışladı, anne bu sefer yaptım’ deyişi zaten beni bitirdi. Rüya benim gururum. Onu sahnede izlemek, bakın bu benim Rüyam diyesim geliyor. O an zaman duruyor.” ifadelerini kullandı.

Çetinkaya, Rüya’nın kendisine Allah’tan gönderilmiş bir emanet olduğunu dile getirerek, engelli çocuğu olan ailelere şöyle seslendi:

“Ne olur aileler evlatlarını kapatmasınlar. AKDEM gibi yerlerin çoğalmasını çok istiyoruz. Böyle yerlere çok ihtiyacımız var. Bu çocuklara ne kadar verirsek o kadar da geri dönüşümü var. Kabullenmek, kabullendikten sonra çok kolay. İlk başta kabullenmek.”

“Sesi çok etkileyici”

Rüya’nın müzik öğretmeni Ümit Akkuş ise, Rüya’nın çok farklı bir çocuk olduğunu söyledi.

İlk geldiğinde Rüya’nın sesindeki güzelliği fark ettiğini belirten Akkuş, “Bizim gibi müzik öğretmenleri, bu işe gönül verenler az çok kabiliyet var mı yok mu bunu hemen fark edebiliyor. Rüya’da bunu hemen fark ettim. Ufak bir ses eğitimi ve repertuvar oluşturmaya çalıştık. Sonrasında kendimizi konserlerde bulduk. Rüya bizim için özel bir çocuk. Sesi çok etkileyici. Ses rengi çok güzel. Sadece biraz eğitim gerekliydi. Rüya’da bunu yapmaya çalıştık.” şeklinde konuştu.

Akkuş, Rüya’nın ileride çok şeyi başaracağına ve hayallerini gerçekleştirebileceğine inandığını sözlerini ekledi