‘Talents Sarajevo’ya seçilen Burçak Dilekli kariyerine yönetmen olarak devam etmek istiyor

Çeşitli ustalık sınıflarına, derslere, seminerlere, uygulamalı atölyelere ve film gösterimlerine erişim sunan yetenek bölümü, aralarında Azerbaycan, Bulgaristan, Hırvatistan, Yunanistan, Macaristan ve Türkiye’nin de bulunduğu birçok ülkeden, 56 yönetmen, yapımcı, senarist, oyuncu, görüntü yönetmeni, editör ve film eleştirmenini ağırladı.

Oyuncu Dilekli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İstanbul’da oyunculuk üzerine doktora yaptığını belirterek, yetenek bölümüne yoğun bir katılım olduğuna işaret etti.

Festivalin geçen yıl Kovid-19 sebebiyle online olarak gerçekleştirdiğine dikkati çeken genç oyuncu, “Geçen sene salgından dolayı gelemeyen katılımcılarla bu yıl birleştik. Yine de tek Türk oldum bu sene. Biraz yoğun geçiyor. Aslında çok fazla film izlemeye vakit bulamıyoruz diyebilirim. Çünkü sabahtan akşama kadar yoğun bir program var.” dedi.

“Senaryomu okutma şansını bulabildim ve bu aslında biraz zihin açıcı”

Burçak Dilekli, yabancı dilde, yabancı bir oyuncu ve yönetmenle sahne çalışma imkanı veren bölüme ilişkin şunları söyledi:

“Bu gerçekten Türkiye’de pek fırsatını bulamadığımız bir şey. Çünkü Türkiye’deki oyunculuk eğitimi çoğunlukla Türkçe. Aynı zamanda başka alanlardan insanlarla da bir araya geliyoruz. Talents Sarajevo’da sadece oyuncular da yok. Aynı zamanda yazarlar, yönetmenler sinematograflar var ve basın bölümü de içinde. Aslında ben bir oyuncu olsam da yazdığım ve Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklenen bir kısa filmim var. Bu da benim için çok iyi bir avantaj oldu. Çünkü senaryomu okutma şansı bulabildim ve bu aslında biraz zihin açıcı. Çünkü başka perspektifleri de görebiliyorsunuz.”

Yönetmenlik, senaristlik ve oyunculuk dallarının birbiriyle çok ilişkili ve bağlı olduğunu dile getiren Dilekli, “Oyunculuktan gelen, beğendiğim çok iyi bir yönetmen var. Umarım benim de böyle kariyer yapma olanağım olur.” değerlendirmesinde bulundu.

Dilekli, Berlin Film Festivali’ndeki Talent bölümüne de katılmak istediğini sözlerine ekleyerek, “Kendi kısa filmimi geliştirmek ve onun üzerine çalışmak istiyorum. Önümüzdeki yaz onu çekmeyi planlıyoruz. O yüzden eş zamanlı olarak devam eden ön yapım süreci var. Aynı zamanda benim kendi akademik çalışmalarım var.” diye konuştu.

“Oyuncular için bir yabancı dil bilmek çok önemli”

Oyuncular için yetenek bölümlerinin Türkiye’de de açılması gerektiğinin altını çizen Dilekli, “Türkiye’de oyuncular için böyle bir platform yok ama yazarlar ve yönetmenler için var. Hepimizin bir araya geleceği bir platform bulmak zor. Dolayısıyla dil öğrenmek bence çok önemli, bu sınırın dışına çıkabilmek adına. Eğer dil biliyorsanız yurt dışındaki farklı platformlara da başvurabilirsiniz. Bir oyuncunun neye ihtiyacı olduğuna ve ne yapması gerektiğine dair bir planlama yapması gerekiyor. Oyuncuların bir yabancı dil bilmesi de çok önemli. Bu durum sınırları çok geliştiren bir şey. İster istemez başka alanlardan gelenlerle de iletişim kurma imkanı buluyorsunuz. Ben bu anlamda birçok oyuncunun zamanla bir sinema gözü olabileceğini düşünüyorum.” dedi.

Oyuncu Dilekli, Saraybosna’ya geldiğinde savaşın izlerini gördüğünü ve çok etkilendiğini de sözlerine ekleyerek, şöyle konuştu:

“Bir şeyin içinde bulunmayınca orada yaşanan atmosferin nasıl olduğunu anlayamıyorsunuz. Bu şehre ilk geldiğimizde benim ilk dikkatimi çeken, binalarda savaştan kalma delikler oldu. Yani bir açık hava müzesi gibi. Hala kendini bu şekilde koruyan bir yer ve çok etkileyici buldum. İşte sinema sanatının etkisi bence burada. Festival içinde ‘Nereye Gidiyorsun, Aida?’ filmini izleme şansım oldu. Yönetmeni Jasmila Zbanic, Bosna savaşının son zamanlarını anlatıyor ve filmi izlediğimde aslında savaşın sadece silahlı kişiler arasında olmadığını, sivillere de yansıdığını hissettik. Çünkü film bittiğinde salonda büyük bir sessizlik vardı. Aslında hepimiz ağlıyorduk ve şu anda da çok ilginç bir eş zamanlılık var. Afganistan’da da aynı şey yaşanıyor. Filmde halkın Birleşmiş Milletler güvenlik noktasına nasıl koştuğunu ve oraya yığıldığını içeri girmeye çalıştığını görüyoruz. Aynı şeyi Afganistan’da havaalanında uçağın üzerine çıkan insanlarda görüyoruz. Savaş sadece silahlı gruplar arasında olmuyor yani. Artık savaş bizim bildiğimiz gibi cephede de yaşanmıyor. Dolayısıyla sivillerin üzerinde çok büyük bir etkisi var. Bu yüzden bu tarz filmler, sadece kahramanlık filmleri değil. Çünkü genelde kahramanlık filmleri daha çok öne çıkıyor savaşla ilgili ama bir de sivil halkın yaşadığı bir gerçek var. O yüzden benim için çok etkileyiciydi hem film hem de bu eş zamanlılık. Ben ve birçok kişi (filmi izleyince) dağıldık.”

You may also like...

Bir cevap yazın