Tek derdi ölen evladının emaneti gibi gördüğü lösemili çocukları mutlu etmek

Tek derdi ölen evladının emaneti gibi gördüğü lösemili çocukları mutlu etmek

Antalya’da 58 yaşındaki Nilgün Aka, hayatının baharındaki lösemi hastası oğlunu kaybettikten sonra, evladının emaneti gördüğü hasta çocuklar için elinden geleni yapıyor.

Eşi ve bir kızıyla yaşayan Aka’nın mutluluğuna 20 yıl önce 15 yaşındaki oğlu Soner Gürcan’a lösemi teşhisi konulması üzerine gölge düştü. Kendisinden ve ailesinden uyumsuz olduğu için ilik nakli yapılamayan Aka, oğlunu yaşatmak için her yolu denedi.

Evladının tedavi masrafları için evini satan Aka, uygun ilik bulunamayınca oğlunu kaybetti.

Hayatını oğlunun emaneti olarak gördüğü lösemi hastalarına adayan Aka, birikimlerinin bir kısmını aynı hastalıkla mücadele eden çocukların tedavi masraflarına harcadı.

Evladının acısını hafifletmek için aldığı kurslar sayesinde evinde biblo ve hediyelik ürünler yapmaya başlayan Aka, resimleri ve hediyelik eşyalarını Muratpaşa Belediyesinin “üreten eller pazarı”nda kurduğu stantta satıyor.

Aka, elde ettiği gelirle maddi durumu iyi olmayan lösemi hastası çocuklara yardım ediyor.

Lösemili bir kız çocuğuna saçlarını bağışlayan Aka’nın en büyük hayali ise oğlunun anısına kendi imkanlarıyla bir hastanede oda oluşturmak. Aka, o odayı da “çocuklara umut olsun” diye rengarenk tablolarla süslemek istiyor.

“Oğlumu sanatta, renklerde buluyorum”

Aka, AA muhabirine, oğlu Soner Gürcan’ı kaybettikten sonra acısını sanatla dindirmeye çalıştığını söyledi.

Sanata yöneldikten sonra içinde huzuru hissetmeye başladığını ifade eden Aka, sanatın en kötü günlerde bile insana tutunacak bir dal oluşturduğunu dile getirdi.

Hayatın olumsuzluklarının üstesinden sadece sanatla gelinebileceğini vurgulayan Aka, şöyle konuştu:

“Sanat geçirdiğim zor dönemlerde bana terapi gibi geldi. Oğlumu sanatta, renklerde buluyorum. İnsan oğlunu kaybettiği zaman bunu asla unutmaz. Acısını da unutmaz ama sanat bir nebze olsun hayata döndürdü. Şu hayattaki tek çabam lösemili çocuklara yardım etmek. Oğlumu kaybettikten sonra diğer çocuklara karşı daha da hassaslaştım, onları evladım gibi gördüm. O çocuklar için elimden ne geliyorsa yapmaya çalıştım. Bundan sonraki hayatımı onlara adamak istiyorum. Resimlerimle onlara umut olmak istiyorum. Bu dünyada bir amacım olduğuna inanıyorum, onlara bir nebze yararım olursa ne mutlu bana.”