ANALİZ SON DAKİKA

Trump’ın güvenlik kadrosuna yeni atamalar ne anlama geliyor?

Haber Özeti

ABD Başkanı Donald Trump‘ın son anda başta Pentagon olmak üzere güvenlik kadrolarına yaptığı atamalar, İran’a yönelik muhtemel bir askeri adımdan çok seçim sonuçları konusunda ortaya çıkabilecek karmaşık senaryolarla ilişkili. Washington, zorlu bir başkanlık seçiminin ardından güvenlik bürokrasisinde de bir kaos […]

Trump'ın güvenlik kadrosuna yeni atamalar ne anlama geliyor?

ABD Başkanı Donald Trump‘ın son anda başta Pentagon olmak üzere güvenlik kadrolarına yaptığı atamalar, İran’a yönelik muhtemel bir askeri adımdan çok seçim sonuçları konusunda ortaya çıkabilecek karmaşık senaryolarla ilişkili.

Washington, zorlu bir başkanlık seçiminin ardından güvenlik bürokrasisinde de bir kaos yaşıyor. ABD Başkanı Donald Trump, bir taraftan seçime ilişkin “usulsüzlük” iddiasıyla davalar açarken, diğer taraftan Pentagon ve istihbarat kurumlarında birçok görev değişikliğine gitti.

Görevi bırakmasına 3 aydan az bir süre kalan Trump’ın atadığı isimlerin neredeyse tamamının kendisine çok yakın ve tartışmalı isimler olması, Washington’da endişelere yol açtı.

Washington‘da bir kesim, atamaları, Trump’ın Orta Doğu’da bazı adımlar atma hazırlığında olduğu şeklinde yorumlarken, bir kesim de bu sürecin seçim konusunda ortaya çıkabilecek siyasi krizle alakalı olduğuna işaret ediyor.

ABD’de iktidar değişimleri riskli dönemler

ABD’de başkanlar değiştiğinde aralık ayının ortalarından itibaren yeni başkanın ekibi devlet kurumlarını devralmaya başlıyor.

Her ne kadar son zamanlarda başkanlık değişim sürecinde büyük aksaklıklar çıkmamış olsa da bu sürecin sancılı olduğu ve görevdeki başkanların seçilmiş başkanların yemin törenlerine katılmadığı da görüldü.

Hatta Amerikan iç savaşının da başkanlık devir teslimiyle tetiklendiği ifade ediliyor.

Amerikan başkanlarından John Adams, Thomas Jefferson’ın yemin törenine katılmadı. Aynı şekilde John Quincy, Adams Henry Clay’in, Andrew Johnson ise halefi Ulysses Grant’ın yemin törenine iştirak etmedi.

Amerikan tarihinde kritik bir dönemeç olan iç savaşın da bir başkanlık değişim sürecinde başladığı biliniyor. James Buchanan, Konfederasyon ve kölelik karşıtı Abraham Lincoln’e görevi devretme sürecinde 7 güney eyaleti Birlikten ayrıldıklarını ve Konfederasyon kurduklarını ilan etmişti.

Donald Trump’ın seçim sonuçlarını kabul etmemesi de, ABD tarihindeki bu kriz süreçlerini akıllara getiriyor.

Trump’ın, henüz seçimden önce seçimde hile yapılacağını iddia etmesi, rakibi Joe Biden’ın seçimi kazanması durumunda sonuçları kabul edip etmeyeceği sorularına neden olmuştu.

Trump’ın seçimin son gününden sonra oy sayımlarının devam etmesine yönelik itirazı sürüyor ve danışmanları seçimin sonucunu değiştirecek bir durum olmadığını tavsiye etmesine rağmen Trump’ın yargı savaşı vereceğini söylediği ifade ediliyor.

Seçim sürecinde, Trump ile güvenlik bürokrasisi arasında bir anlaşmazlık vardı. Trump, ABD istihbarat kurumlarının Rusya’nın ABD seçimlerini etkileme girişimlerine ilişkin istihbarat raporunun üzerindeki gizliliği kaldırmak istiyordu. Ancak başta Savunma Bakanı Esper ve CIA Direktörü Haspel olmak üzere güvenlik bürokrasisinin, buna karşı çıktığı, böyle bir adımın ABD istihbarat kaynaklarını tehlikeye atabileceğinden endişe edildiği basına yansımıştı. Haspel’in McConnell ile bu konudaki kaygılarını dile getirmek ve görevden alınsa bile Kongrenin bu istihbarat raporunun ortaya çıkmasını engellemesi gerektiğini ifade etmek için görüştüğü yorumları yapılıyor. Tüm bunlar, yeni atanan isimlerin Davin Nunes ve Michael Flynn’e yakın isimler olması, seçim sonucunu kabullenmeyen, oyların çalındığını iddia eden ve bu konuda yargıya başvuran Trump’ın seçim sonucuna yönelik bir hazırlık içinde olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte, atamaların, Trump’ın kendisine yönelik içerden bir operasyon yapılmasını engellemek veya atacağı bir adımın hazırlıklarını gerçekleştirmek adına yapılıp yapılmadığı net değil.

Trump görevi bırakacak mı?

Washington’da, seçimle ilgili yargı süreci konusunda büyük bir endişe olmasa da sürecin uzamasıyla birlikte Trump’ın görevi devredip devretmeyeceği konusunda kaygı yaşanıyor.

14 Aralık’ta seçiciler kurulu oylarını kullanıp sonraki başkanı belirledikten sonra Trump’ın Biden’ın geçiş takımına yol vermesi gerekiyor ancak yargı süreci uzarsa bunun nasıl olacağı konusunda bir netlik bulunmuyor.

Trump’ın kurumları devretmemesinin yaptırımının ne olacağı konusunda yasalarda bir açıklık da söz konusu değil. Teamüllerde de böyle bir durum yer almıyor.

2000 seçimlerinde Geogre W. Bush ile Al Gore arasında bu bağlamda bir anlaşmazlık söz konusu olmuştu ancak Al Gore seçimden 37 gün sonra Yüksek Mahkemenin kararı ile Florida oylarının yeniden sayılmasıyla sonucu kabul etmiş ve başkanlığı Bush’a bırakmıştı.

Mevcut senaryoda bu durum pek muhtemel değil ancak Trump oylamada bazı usulsüzlüklerin yaşandığına da dikkati çekiyor ve bunun için yasal mücadele vereceğini ifade ediyor. Dolayısıyla, bu seçimdeki durum 2000 seçimlerinden farklı ve daha karmaşık görünüyor.

Güvenlik bürokrasisinde kaos 

Seçim süreciyle ilgili durum buyken Trump’ın Savunma Bakanı Mark Esper’i görevden alması dikkati çekti.

Esper’in istifa edeceği, hatta istifa mektubunu da hazırladığı bilgisi kamuoyunda dolaşıyordu ancak Pentagon bu bilgiyi yalanladı. Daha sonra da Trump, Twitter’dan yaptığı açıklamada, Esper’i görevden alıp yerine Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Başkanı Christopher Miller’ı getirdiğini bildirdi.

Esper’in ardından Pentagon’dan üç üst düzey yetkili daha görevden alındı. Bunlardan biri, Güvenlik Politikaları Müsteşarı James Anderson oldu.

Anderson’ın yerine Anthony Tata’nın getirildiği duyuruldu. Tata, daha önce aynı görev için Trump tarafından aday gösterilmiş ancak “İslam karşıtı paylaşımları” ve eski Başkan Barrack Obama’yı “terörist” olarak nitelediği için adaylığı Senato tarafından reddedilmişti.

Tata’nın Temsilciler Meclisi eski İstihbarat Komitesi Başkanı Cumhuriyetçi Davin Nunes ile yakın ilişkisi de dikkatlerden kaçmıyor.

Nunes, Hunter Biden iddialarını gündeme getiren ve Rusya soruşturmasının Trump’a kurulmuş bir kumpas olduğunu iddia eden kilit isimlerden biri olarak biliniyor.

Görevden alınan diğer isim ise Savunma Bakanlığı Güvenlik ve İstihbarat Müsteşarı Joseph Kernan oldu. Kernan’ın yerine, Özel Operasyonlar ve Düşük Yoğunluklu Çatışma Müsteşar Vekili Ezra Cohen-Watnick getirildi.

Bu isim, Trump yönetiminin ilk günlerinde Rusya’nın Washington Büyükelçisi ile görüştüğü ve bu görüşmenin içeriği konusunda Beyaz Saray’a yalan söylediği iddiaları üzerine görevden alınan, daha sonra da yargılanan Eski Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Michale Flynn’ın yakın çalışma arkadaşı olarak biliniyor.

Cohen-Watnick aynı zamanda Nunes ile oldukça yakın bir isim.

Görevine son verilen bir diğer isim de Savunma Bakanlığı Özel Kalem Müdürü Jen Stewart oldu. Stewart’ın yerine Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi görevlilerinden Kash Patel getirildi.

Patel, “Nunes Memo” olarak bilinen ve Nunes’in Temsilciler Meclisine sunduğu 4 sayfalık FBI’daki Rusya soruşturması ajanlarının siyasi motivasyonla soruşturmayı yürüttüklerini ortaya koyan belgenin arkasındaki isim olarak biliniyor. Ayrıca diğer üç isim gibi Patel de “Trump’a sadık yetkililer” arasında yer alıyor.

Trump, Savunma Bakanlığı Başdanışmanlığına da kendisine yakın ve tartışmalı bir isim olan Fox News analisti Douglas Macgregor’u atadı.

Pentagon’daki bu atamalara paralel olarak ABD’nin kritik kurumlardan Ulusal Güvenlik Ajansının Başdanışmanlığına yine Ulusal Güvenlik Konseyinde görevli ve Nunes ile Flynn’ın yakın çalışanlarından Michael Ellis atandı.

Ellis, Ukrayna Cumhurbaşkanı ile Trump’ın telefon görüşmesinin kayıtlarını ortadan kaldıran kişi olarak biliniyor. Bu atamaya, Ulusal Güvenlik Ajansı Direktörü Orgeneral Paul Nakasone’un itiraz ettiği iddia ediliyor.

ABD’de başkanlar değiştiğinde aralık ayının ortalarından itibaren yeni başkanın ekibi devlet kurumlarını devralmaya başlıyor. Her ne kadar son zamanlarda başkanlık değişim sürecinde büyük aksaklıklar çıkmamış olsa da bu sürecin sancılı olduğu ve görevdeki başkanların seçilmiş başkanların yemin törenlerine katılmadığı da görüldü. Hatta Amerikan iç savaşının da başkanlık devir teslimiyle tetiklendiği ifade ediliyor. Amerikan başkanlarından John Adams, Thomas Jefferson’ın yemin törenine katılmadı. Aynı şekilde John Quincy, Adams Henry Clay’in, Andrew Johnson ise halefi Ulysses Grant’ın yemin törenine iştirak etmedi. Amerikan tarihinde kritik bir dönemeç olan iç savaşın da bir başkanlık değişim sürecinde başladığı biliniyor. James Buchanan, Konfederasyon ve kölelik karşıtı Abraham Lincoln’e görevi devretme sürecinde 7 güney eyaleti Birlikten ayrıldıklarını ve Konfederasyon kurduklarını ilan etmişti. 

Yeni atamalar ne anlama geliyor?

Trump’ın bir anda Pentagon’daki sivil kadronun önemli bir kısmını tartışmalı isimlerle değiştirmesi, Amerikan medyasında “ürkütücü” olarak nitelendirildi.

Birçok analist, Trump’ın son aylarında yaptığı bu radikal atamaların ABD liderinin giderayak İran’a yönelik bir operasyon planladığına işaret ettiğini savunuyor.

Bu iddialar için belirli emareler var. İran’ın, 2020 yılında uranyum zenginleştirme oranını, 2015’te yapılan anlaşma kapsamında belirlenen 300 kilogram sınırının yaklaşık 12 katına yükselttiği ortaya çıktı.

ABD yönetiminin son haftalarda dalgalar halinde İran’a ve İran yönetimine yakın kişi ve kuruluşlara yaptırımlar getirmesine paralel olarak askeri ve istihbari pozisyonlara kendine yakın ve tartışmalı isimleri getirmesi Trump’ın Tahran’a yönelik askeri hazırlık içinde olduğu düşüncesini beraberinde getirdi.

Trump’ın atama yaptığı pozisyonların karar verici pozisyonlardan çok bilgi akışının önemli noktalarında yer alan pozisyonlar olması bu noktada dikkati çekiyor.

Atanan isimlerin, İran konusunda ABD Genelkurmay Başkanı Mark Milley ve Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Kenneth McKenzie’yi aşabilmesi ise olası değil.

CENTCOM’un İran’a yönelik yakın zamanda askeri bir planı varsa da bu pozisyonlar o planları etkileyecek pozisyonlar değil.

Trump’ın bu süreçte güvenlik ekibinden “provokatif bir eylem” veya “bir macera” istemediğini ifade ettiği de Washington’da konuşuluyor.

Tüm bunlar, son atamaların İran’a yönelik muhtemel bir operasyonla ilişkili olmayabileceği düşüncesini güçlendiriyor.

Diğer taraftan, bu durumla ilgili iki tahmin konuşuluyor. Bunlardan biri Trump’ın, seçim sonuçlarıyla ilgili yasal süreçte kendisine operasyon çekilme ihtimaline karşı tedbir amaçlı bu atamaları yaptığı yönünde.

Trump’ın görevi devretmeden önce Biden’ın ulusal güvenlik kaynaklarına erişimini engellemek ve Biden veya Demokratların seçimde varsa yolsuzluklarını örtbas etmesine izin vermemek için bu atamaları gerçekleştirdiği yorumları da yapılıyor.

CIA Direktörü Gina Haspel, önceki gün Senato’daki Çoğunluk Lideri Mitch McConnell ile görüştü. Haspel’in de görevden alınabileceği iddia ediliyor.

Seçim sürecinde, Trump ile güvenlik bürokrasisi arasında bir anlaşmazlık vardı. Trump, ABD istihbarat kurumlarının Rusya’nın ABD seçimlerini etkileme girişimlerine ilişkin istihbarat raporunun üzerindeki gizliliği kaldırmak istiyordu. Ancak başta Savunma Bakanı Esper ve CIA Direktörü Haspel olmak üzere güvenlik bürokrasisinin, buna karşı çıktığı, böyle bir adımın ABD istihbarat kaynaklarını tehlikeye atabileceğinden endişe edildiği basına yansımıştı.

Haspel’in McConnell ile bu konudaki kaygılarını dile getirmek ve görevden alınsa bile Kongrenin bu istihbarat raporunun ortaya çıkmasını engellemesi gerektiğini ifade etmek için görüştüğü yorumları yapılıyor.

Tüm bunlar, yeni atanan isimlerin Davin Nunes ve Michael Flynn’e yakın isimler olması, seçim sonucunu kabullenmeyen, oyların çalındığını iddia eden ve bu konuda yargıya başvuran Trump’ın seçim sonucuna yönelik bir hazırlık içinde olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte, atamaların, Trump’ın kendisine yönelik içerden bir operasyon yapılmasını engellemek veya atacağı bir adımın hazırlıklarını gerçekleştirmek adına yapılıp yapılmadığı net değil.