Türkiye ‘modern zamanların köleliği’ insan ticaretiyle mücadelesini kararlılıkla sürdürüyor

Modern kölelik” şeklinde de adlandırılan, kadınların, çocukların ve erkeklerin sömürü amacıyla kaçırılması, zorla alıkonulması ve çalıştırılması olarak ifade edilen “insan ticareti” çeşitli nedenlerle dünya çapında yaygın şekilde devam ederken Türkiye tüm kamu kurumları, sivil toplum örgütleri ve uluslararası örgütlerle bu suçla mücadelesini sürdürüyor.

Temel insan haklarının ihlali olarak görülen insan ticareti, “kuvvet kullanarak veya kuvvet kullanma tehdidi ile veya diğer bir biçimde zorlama, kaçırma, hile, aldatma, nüfuzu kötüye kullanma, kişinin çaresizliğinden yararlanma veya başkası üzerinde denetim yetkisi olan kişilerin rızasını kazanmak için o kişiye veya başkalarına kazanç veya çıkar sağlama yoluyla kişilerin istismar amaçlı temini, bir yerden bir yere taşınması, devredilmesi, barındırılması veya teslim alınması” olarak tanımlanıyor.

Kişi hak ve hürriyetlerine karşı işlenen suç olan insan ticareti, yoksulluk ve daha iyi yaşam isteği, toplumsal değerlerin yok edilmesi, siyasi ve ekonomik alanda kaynak ülkelerde baş gösteren sorunlar, ucuz işgücü ve eğlence sektöründe mevcut talep, suçtan elde edilen menfaatin yüksek olması, cezaların halen bazı ülkelerde caydırıcılıktan uzak olması gibi nedenlerle tüm dünyada yaygın olarak görülebiliyor.

AA muhabiri, “Dünya İnsan Ticaretiyle Mücadele Günü” dolayısıyla Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisinin (UNODC) yayımladığı, 148 ülkeden toplanan verilere dayanan “İnsan Ticareti 2020 Küresel Raporu”nu derledi. Buna göre, insan ticareti mağdurları savunmasız olduklarında hedef alınıyor ve yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının neden olduğu ekonomik durgunluk da insanların bu suça daha fazla maruz kalma riskine yol açıyor.

İnsan ticareti mağdurlarının neredeyse yarısı kadın

Rapora göre, 2018’de her 10 insan ticareti mağdurunun yaklaşık 5’ini kadınlar (yüzde 46) ve 2’sini (yüzde 19) kız çocukları oluşturdu. Mağdurların yaklaşık 3’te biri ise çocuk. Düzensiz göçmenler ve istihdama umutsuzca ihtiyaç duyan insanlar, zorla çalıştırma için insan ticaretinde savunmasızlar arasında yer alıyor.

Rapora göre, insan ticareti biçimlerinden en çok cinsel sömürü (yüzde 50), zorla çalıştırma (yüzde 38), suç faaliyeti (yüzde 6), dilenme (yüzde 1,5) ve diğerleri yaygın olarak görülüyor. Bununla birlikte Kovid-19’un neden olduğu işsizlik oranlarındaki keskin artışın, özellikle istihdamda en hızlı ve en kalıcı düşüşlerin yaşandığı ülkelerde insan kaçakçılığının artırmasına yol açacağına dikkat çekiliyor.

Çocuk kaçakçılığı, aşırı yoksulluk içindeki topluluklardan ortaya çıkıyor

Çocuk kaçakçılığı yapan suçluların, aşırı yoksul hanelerden veya ebeveyn bakımı olmadan terk edilmiş mağdurları hedef aldığı belirtiliyor. Düşük gelirli ülkelerde, tespit edilen mağdurların yarısını çocuklar oluşturuyor ve çoğunlukla (yüzde 46) zorla çalıştırma için kaçırılıyor.

Göç durumu mağdurlara karşı kullanılabiliyor

Rapora göre, sömürülen ülkede çalışma veya kalma izni olmayan insan ticareti mağdurları, fazladan savunmasız olma durumuyla karşı karşıya.

Düzensiz göçmen olarak teşhir edilme korkusu, yetkililere bildirmekle tehdit eden ve mağdurları daha kolay sömürücü koşullar altında tutabilen insan tacirleri için güçlü araç olabiliyor.

Türkiye üzerine düşen her türlü görevi yapıyor

Asya, Orta Doğu ve Avrupa arasındaki yolların kesiştiği noktadaki coğrafi konumu, çok sayıda ülkeyle siyasi sınırının olması, ülkeyi çevreleyen uzun sahil şeridi gibi özellikleri ve sınır aşan örgütlü suçların yarattığı tehlike gibi nedenler, Türkiye’nin insan ticaretinin geçiş noktası ve hedef ülke konumunda olması riskini beraberinde getiriyor.

İçişleri Bakanlığı’nın “2019 Türkiye İnsan Ticaretiyle Mücadele Yıllık Raporu”na göre, 2015-2019 döneminde Türkiye’de tanımlanan mağdur sayısı artarken, görülme biçimlerinden cinsel sömürü ve işgücü sömürüsü ilk sıralarda yer alıyor. Buna göre, Türkiye’de tanımlanan insan ticareti mağduru sayısı raporda belirtilen tüm sömürü şekillerinde 2015’te 108, 2016’da 181, 2017’de 303, 2018’de 134 ve 2019’da 215 olarak kaydedildi.

Öte yandan, 2015-2019 yıllarında mağdurların yüzde 21’inin çocuk, yüzde 69’unun ise 18-35 yaş aralığında olduğu bilgisi öne çıkıyor.

Söz konusu rapora göre, insan ticaretiyle mücadele önleme, koruma, kovuşturma ve iş birliği alanlarında yürütülen etkin çalışmalarla mümkün olabiliyor.

Türkiye, bu 4 alanda tüm kamu kurumları, sivil toplum örgütleri ve uluslararası örgütler ile insan ticaretiyle mücadelesini aktif ve kararlı şekilde sürdürüyor, uluslararası camianın sorumlu bir üyesi olarak üzerine düşen her türlü önlemi alıyor.

Dışişleri Bakanlığından edinilen bilgilere göre, bu mücadele kapsamında Türk Ceza Kanunu’nda insan ticareti ve göçmen kaçakçılığı 2005’te suç olarak tanımlandı, bu suçları işleyenlere 8 yıldan 12 yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası getirildi.

Birleşmiş Milletlerin (BM) 2003’te yürürlüğe giren Sınıraşan Örgütlü Suçlarla Mücadele Sözleşmesi (Palermo Sözleşmesi) ve Sözleşme’ye ek “İnsan Ticaretinin, Özellikle Kadın ve Çocuk Ticaretinin Önlenmesine, Durdurulmasına ve Cezalandırılmasına ilişkin Protokol”ünü ilk imzalayan ülkelerden olan Türkiye, Avrupa Konseyi İnsan Ticaretiyle Mücadele Sözleşmesi’ni de (GRETA) 19 Mart 2009’da imzaladı.

Palermo Protokolü’ne taraf olmasından itibaren Türkiye’de insan ticareti suçuyla mücadele için birçok çalışma yapılmaya başlandı, uygulamada en yüksek verimi alabilmek için bu konuda görevli aktörlerin eğitimine önem verildi.

İnsan ticaretiyle mücadele konusunda ilgili tüm kurum ve kuruluşlar arasında eşgüdümü sağlamak amacıyla Ekim 2002’de Dışişleri Bakanlığı başkanlığında “İnsan Ticareti ile Mücadele Ulusal Görev Gücü” kuruldu.

Bunların yanı sıra “Mağdur Destek Programı” ve “Gönüllü ve Güvenli Geri Dönüş Programı” da dahil olmak üzere, Türkiye insan ticaretiyle mücadele çalışmaları ve mağdurların desteklenmesine ilişkin çeşitli düzenlemelerde bulundu.

Uluslararası iş birliği çalışmaları

Türkiye, öte yandan insan ticaretiyle mücadele alanında Belarus, Gürcistan, Kırgızistan, Moldova ve Ukrayna ile iş birliği protokolleri imzaladı.

İnsan ticaretinde kaynak konumda olan ülkelerle İçişleri Bakanlıkları arasındaki iş birliği çerçevesinde ortak operasyonlar düzenleyen Türkiye, Uluslararası Göç Örgütü (IOM) ile göç konularının yanı sıra insan ticareti ile mücadele alanında da iş birliği sürdürüyor.

Bununla birlikte, Türkiye Uluslararası Göç Örgütü ile iş birliği halinde, “Türkiye’deki İnsan Ticareti Mağdurlarına Yardım” başlıklı proje kapsamında potansiyel insan ticareti mağdurlarına yönelik “157 Acil Yardım Hattı” faaliyetlerine devam ediyor.

Diğer taraftan, Dışişleri Bakanlığı koordinatörlüğünde ilgili ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlar ve sivil toplum örgütleriyle insan ticaretiyle mücadele alanında çeşitli projeler de yürütülüyor.

You may also like...

Bir cevap yazın