Türkiye’nin afetle mücadelesi bütün dünyaya örnek olabilecek bir mücadele

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Rize’nin Güneysu ilçesinde sel ve heyelan yaşanan bölgede incelemelerde bulundu, bir süre alanda çalışmaları takip etti.

Helikopterle havadan inceleme yaptıktan sonra Artvin’in Arhavi ilçesine gelen Soylu, AK Parti İlçe Başkanlığı önünde yaptığı konuşmada, vatandaşlara “geçmiş olsun” dileklerini iletti, Allah’tan, bir daha böyle bir sıkıntı yaşatmamasını temenni etti.

Soylu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, çalışmaları yakından takip ettiğini, bugün de kendisine yine ayrıntılı bilgi aktardıklarını belirterek, Arhavi halkına Erdoğan’ın selamlarını iletti.

Rize Güneysu’da 2, Murgul’da da 1 kişinin kaybolduğunu, ekiplerin Murgul’daki kayıp kişinin cansız bedenine ulaştığını belirten Soylu, kendisine Allah’tan rahmet, ailesine ve ilçe halkına da başsağlığı diledi.

Türkiye’de arama kurtarmada ilk kez kullanılan bazı araçların, Tarım ve Orman Bakanlığından temin edilerek bu alanda kullanıldığına dikkati çeken Soylu, suyun sürüklediği ağaçların baraj gölünün içini doldurması nedeniyle çalışmaların güçlükle yapıldığını aktardı.

“Alanda büyük özveriyle çalışan tüm ekiplerimize teşekkür ediyorum”

Rize ve Arhavi’de karşı karşıya kalınan selden, diğer bazı illerde yaşanan yangın, deprem gibi afetlerden de bir çok tecrübe elde ettiklerini dile getiren Soylu, dünyanın bir çok yerinde de çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği afetlerin meydana geldiğini anımsattı.

Soylu, Türkiye’nin afetle mücadelesinin bütün dünyaya örnek olabilecek bir mücadele olduğunu vurgulayarak, yaşanan olaylar karşısında hem vatandaşların sabır gösterdiğini hem de kurumların iş birliği içinde çalıştığını ifade etti.

Arhavi’de, ülkenin bir çok ilinden gelen ekiplerin AFAD’ın koordinasyonunda, “devletin, vatandaşını bu zor günlerinde yalnız bırakmadığını ortaya koyan çalışma” gerçekleştirdiklerini vurgulayan Soylu, alanda büyük özveriyle çalışan tüm ekiplere teşekkür etti.

Soylu, ülkenin her tarafında yaşanan sellere, depremlere, afetlere yıllar içinde herkes gibi kendisinin de tanık olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“Şimdi de Manavgat’ta bir yangın var ve devletimizin her tarafından bütün ekipler Manavgat’taki o yangına doğru gidiyorlar. Hep şu sözlerle büyüdük, siz de bu sözleri duymuşsunuzdur, ‘nerede bu devlet?’ Depremin, selin ilk anından son anına kadar milletin şikayeti bu olurdu. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde şükürler olsun ki vatandaşımızın bir tanesinin, ‘nerede bu devlet’ sitemi ile karşı karşıya kalınmadı.”

Devletin yanı sıra Kızılaydan sivil toplum kuruluşlarına ve iş insanlarına kadar herkesin, gücü yettiğince afet bölgelerinde ellerinden geleni ortaya koyduğunu belirten Soylu, “Bu devletin bir evladı olarak, böyle bir güçlü devlete sahip olmaktan, milletine zor zamanda elini uzatan, milleti ile birlikte hemhal olan bir ülkenin evladı olmaktan büyük bir onur duyduğumu, burada bir kere daha huzurunuzda ifade etmek istiyorum.” dedi.

Derenin üzeri açılacak

Arhavi’de yaşanan afetin nedenleri ve alınacak önlemlere ilişkin bilgi de paylaşan Soylu, ilçe merkezindeki derenin üzerinin 35 yıl önce kapatıldığına dikkati çekti.

Soylu, derelerin üzerinin yer kazanmak için kapatıldığını belirterek, şu değerlendirmede bulundu:

“Kimisi sinek olmasın, kimisi üstünden istifade edelim anlayışı ile geçmişte kapanmış olabilir. Yukarıdan yağışlar o kadar yoğun geliyor ki o kapalı derelerin içinin doldurulmaması mümkün değil. Biz bunu Güneysu’da yaşadık. Burada ise pazar yerinin olduğu yerin üzerini açıyoruz. Aynı zamanda peyzajını yaparak, yürüyüş yolu ile tam Arhavi’ye yakışan bir imar ile bunu gerçekleştirecekler. İki derenin birleştiği bir yer var. Tekrar çalıştık, orayı başka bir yere deplase edecekler. Buraya başka bir müjde vermek istiyoruz. Buranın bir kanalizasyon hattı var. Çok yakın bir zamanda, hemen acil bir şekilde, yağmur suyu hattı kuşaklama yapıyoruz. İller Bankası bunu gerçekleştirecek. Burada tek amacımız var. Zaten ana dereyi DSİ, hemen iki tarafı duvar olacak şekilde başlatıyor. İnşallah ana dereden kaynaklı böyle bir şey olmayacak.”

İlçede dere taşma olayını 5-6 kez yaşayanlar olduğunu vurgulayan Soylu, şunları kaydetti:

“İnşallah bunu bir daha yaşamayacağız. Burada 500’ün üzerinde araç çalıştı. Büyük, küçük Türkiye’nin her tarafından gelen bir çok insan çalıştı. 500 jandarma çalıştı, gönüllülerimiz çalıştı. Herkes kendi evi gibi çalıştı. Bu, Arhavi halkının sıcak kanlılığından, misafirperverliğinden, ortaya koyduğu sabır ve sebattan kaynaklanıyor.”

Bakan Soylu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, meselenin sonuna kadar burada kalma talimatı verdiğini anımsatarak, herkesin elindeki imkanlarla çalıştığını aktardı.

Sahadan hiçbir kurumun ayrılmadığının altını çizen Soylu, “Biz diyene kadar da inşallah ayrılmayacak. Burayı inşallah tertemiz, bir daha böyle bir sıkıntının olmayacağı bir şekilde size teslim edeceğiz, sizden sonraki nesiller de benzer dertle karşı karşıya kalmasın diye.” ifadelerini kullandı.

“İdlib’de en az 10’un üzerinde yetim çocuk köyü var”

Soylu, ir araya geldikleri zaman aşamayacakları hiçbir güçlüğün söz konusu olamayacağını söyledi.

Sel bölgesinden Kurban Bayramı’nın birinci günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan izin alarak Cudi Dağı’na gittiğini aktaran Soylu, oraları herkesin görmesini istediğini dile getirdi.

Eskiden orasının teröristlerin fink attığı yer olduğuna vurgulayan Soylu, “Şimdi Hazreti Nuh’un gemisinin indiğinin rivayet edildiği Sefine diye bir yer var, tam 1700 yıl. Bütün medeniyetler orada. Her yıl festival yapmışlar. Son 40 yıldır orada festival yapılamıyordu. Allah’a şükürler olsun orada yaşlı teyzeler, kimisi ibadetini yaptı, kimisi kendi geleneksel bir takım süreçleriyle orada birlikte oldu ve orada 40 yıl sonra birlikte oldular ve festival yaptılar. Cudi Dağı’nın göbeğinde. Bu milletin birliğe ve beraberliğiyle orada teröriste meydan okuduk.” diye konuştu.

Bakan Soylu, o bölgede en dibinden başına kadar her yerde kulelerin, ay yıldızlı bayrakların ve Mehmetçiğin olduğunu kaydetti.

Oradan Lice’ye daha sonra da Afrin ve Celabrus’a geçtiklerini dile getiren Soylu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bir önceki bayramda da İdlib’deydik. İdlib’deki tabloyu şöyle düşünün, şu evlerin su altında olduğu tablonun bir ömür boyu o bölgede yaşandığını düşünün. Şimdi Türkiye’yi bilmeyenler, etrafındaki coğrafyayı bilmeyenler bir takım bu günlerde dedikodular üretiyorlar. Ben diyeyim de onlar duysunlar, İdlib’de 3 milyon 750 bin insan yaşıyor. İdlib’in normal nüfusu 1,5 milyondur. 3 milyon 750 bin insan oraya keyfinden gelmiş değildir. Anneleri ve babaları katledildikleri için. Orada en az 10’un üzerinde yetim çocuk köyü var. Anne yok, baba yok, kimse yok. Yaşlılar var.”

“Biz iyilik medeniyetin evlatlarıyız. Biz sömürge medeniyetlerin evlatları değiliz”

Soylu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a oradaki durumu aktardıktan sonra çalışmalara başlandığını, ilk etapta o bölgede 20 bin briket ev yapıldığını dile getirerek, “Orada bizim briket eve kabahat bulanlara söylüyorum buradan, Arhavi’den, 20 bin başladık, Allah nasip etti 50 bin bitirdik, şimdi 100 bine gidiyoruz. Peki niçin yapıyoruz bunları? O insanlar eğer orada kalamazlarsa bizim ülkemize doğru gelmek zorunda kalacaklar. Hem onları doğru yaşanabilecek yerde barındırıyoruz, onlara yardımcı oluyoruz. Kızılay’dan birçok sivil toplum örgütüne, Diyanet’ine kadar oradaki insanların barınmasını 30-40 metrekare briket evlerde sağlıyoruz. O insanlara orada yardımcı oluyoruz.” dedi.

İdlib’deki insanların durumu ve yaşamları hakkında bazı bilgileri paylaşan Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz bunlarla aynı milletin insanlarıyız. Aynı bayrak altında yaşıyorduk. Ne yapacağız yani? Etrafımız ateş çemberi, biz sırtımızı döneceğiz onlara, ‘biz sizi tanımıyor muyuz?’ mu diyeceğiz. Bizim milletimize de yakışmaz, bize bırakılan emanete de yakışmaz. Kim ne derse desin, biz Batı değiliz. Yabancı düşmanlığı bizim milletimizin bir hasleti değildir. Kim yapıyorsa utansın. Bizim milletimizin hasleti insan sevmektir. Dünyanın neresinde olursa olsun. Buradan Bangladeş’e kadar yardım yapıyoruz. Elimizi uzatmak, bugünün bize ait hasleti değildir. Geçmişimizden gelen bir haslettir. Biz iyilik medeniyetin evlatlarıyız. Biz sömürge medeniyetlerin evlatları değiliz.”

Soylu, Türkiye’ye gelen Afganlara ilişkin ise şu değerlendirmede bulundu:

“Şimdi diyorlar ki ‘Türkiye’ye Afganlar geliyor.’ Sadece bize gelmiyor. Bizden Batı’ya da gidiyor. Ama o eleştirilenlere bir şey daha söylemek istiyorum, bu memleket fakru zaruret içindeyken, bir tek silahın, bir tek kurşunun, İstiklal mücadelesinde, Kurtuluş mücadelesindeyken Pakistan ve Afganistanlı kardeşlerimiz kollarındaki bilezikleri sattılar ve Türkiye’ye gönderdiler. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve oradan artan parayla da bugün tekrar söylüyorum, bilmeyenler bilsinler İş Bankası kuruldu.”

Bu yapılanların unutulması durumunda, gelecek nesillerin de bugünü unutacağını belirten Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bizim bir misyonumuz var. Biz şu anda dünyaya bu medeniyetin asaletini göstermekle yükümlüyüz. Biz Müslümanız. Bizim dinimiz bize bir şey öğretti, iyilikleri anlatacaksınız, kötülüklerden sakındıracaksınız. Bu bir emirdir. Dünyanın her tarafında bunu anlatmakla mükellefiz. Bizi sadece sömürge medeniyetinin bir parçası haline getirmeye çalışanlara da teslim olmamalıyız. Onun için başımıza türlü türlü sıkıntılar gelebilir. Ama bilesiniz ki elinizi yoksula uzattığınız sürece hem Cenab-ı Allah bizimle beraberdir hem vicdanımız bizimle beraberdir hem de gelecek nesillerimiz bizi unutmayacaktır. Tarihimizi de medeniyetimizi de unutmayacaktır.”

“Yüzüm yere hiçbir zaman bu milletin asaleti sebebiyle eğilmedi”

Soylu, 2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaşta ilk uyanan ve tedbirini alan ülkenin Türkiye olduğunu, Batı’nın ise ancak 2015 yılında uyanabildiğini söyledi.

Türkiye’nin bu konuda ilk insani adımları atan ülke olduğunun altını çizen Soylu, “Avrupa ne zaman kendilerine yürümeye başladılar, ‘eyvah bize geliyorlar’ deyince tedbiri almaya başladılar. Bizim, Sayın Cumhurbaşkanımızın riyasetinde attığımız adımlarda Allah’ımıza çok şükürler olsun ki bir mahcubiyetimiz söz konusu değildir.” dedi.

Soylu, pandemi öncesinde İçişleri Bakanı olarak dünyanın pek çok ülkesine gittiğini anımsatarak, “Göçle, afetle ilgili bir bakan olarak şu yüzüm yere hiçbir zaman bu milletin asaleti sebebiyle eğilmedi. Sizin sayesinde, milletimizin sayesinde hükümetimizin politikaları sayesinde. Karşımdaki muhataplarım da hiçbir zaman yüzü yukarı doğru bize bakamadı, hep eğik baktılar. Biz yolumuza devam edeceğiz.” diye konuştu.

“Ağrı ve Iğdır sınırının 150 kilometrelik sınır duvarlarını gerçekleştirdik”

Yaklaşık Ağrı sınırı ile Iğdır sınırının tamamının duvarını yaptıklarına dikkati çeken Soylu, “Tüm ışıklandırmalarını yaptık. Suriye sınırı hariç. Orada 850 kilometrelik duvarı bitirdik. Ama ayrıca Ağrı ve Iğdır sınırının 150 kilometrelik sınır duvarlarını gerçekleştirdik. Işıklandırdık, sensor kameralarını yaptık. Biz bunların hepsini de İran’la anlaşarak yaptık. Bir sınır duvarı, koruma duvarı yapabilmek öyle kolay iş değildir. Bunları İran ile halleşerek gerçekleştirdik.” ifadesini kullandı.

Soylu, bölgede 300’ün üzerinde optik kule olduğunun da altını çizerek, “Bu kuleler bulunduğu yerden her tarafı gözetleyebiliyor. Bunları da yeni yapıyoruz. Bu yılın eylül, ekim ayında hepsi devreye girecek. Aynı zaman iletişim ve haberleşme kuleleri var, radarlar var. Oraya özel araçlar var.” dedi.

Terörle mücadelenin devam ettiğini dile getiren Soylu, “Teröristi bir yerden sıkıştırırken, başka yerden giriyor. Bu sefer Van’dan, Ağrı’dan, Iğdır’dan girmeye çalışıyor. Onların da önünü tıkamaya çalışıyoruz. Bir taraftan kaçakçıların, bir taraftan göçmen kaçakçılarının bir taraftan da teröristin önünü tıkayabilmek için bütün tedbirleri orada aldık.” diye konuştu.

Soylu, yapılan bazı eleştirilere de şu yanıtı verdi:

“Hiçbir şeyi maalesef takip etmeyenler, Batı’nın bir takım doldurmalarıyla Türkiye içerisinde günden oluşturmaya çalışanlar kendi ülkelerine haksızlık yapıyorlar. Kendi ülkelerine haksızlık yapmaya alışkanlık haline getirenlere ben sadede Allah akıl, fikir versin diyorum. Onların söylemeleriyle ne bu ülke ne de bu millet kendi yolundan döner. Biz kendi yolumuza güçlenerek, büyüyerek devam edeceğiz.”

Yaklaşık 1,5 ay önce ekonomiye yönelik bazı sözlerinin olduğuna da dikkati çeken Soylu, şunları kaydetti:

“Dedim ki ‘temmuz ayında Türkiye’deki ekonomi hareketlenmeye başlayacak.’ O bütün muhalif medya… Ne oldu temmuz ayında? Türkiye’de sanayi üretimi yükseldi. Bunu niye söyledik? Yaklaşık 1,5 yıldan beri pandemi ile karşı karşıyayız. Esnaflarımız, turizm, tarım, Allah’a çok şükür herkes elinden gelen gayreti gösterdi üretim artıyor. Bundan da rahatsız oluyorlar, ben buna üzülüyorum. Siz yapın, gelin elinizi öpelim Allah rızası için. İyi bir şey yapıldığı zaman takdir edilmeli, eleştirilecek tarafımız varsa da eleştirilsin. Eksikten yoksun Cenab-ı Allah’tır. Hepimizin eksiği var ama bunu doğru bir şekilde ifade ederseniz biz de bunu düzeltmeye çalışırız, ha düzeltmedik millet burada, millet zaten seçimde meseleyi düzeltiyor. Netice itibarıyla milletin verdiği kararın emrine amadeyiz.”

Bakan Soylu, sel bölgesinde ilgili bakanlarla vatandaşın yanlarında olduklarını, bundan sonra da kendilerini yalnız bırakmayacaklarını sözlerine ekledi.

You may also like...

Bir cevap yazın