DÜNYA SON DAKİKA

Yasir Arafat’ın zehirlendiğine dair ilk şüpheler ölümünün hemen ardından ortaya çıktı

Haber Özeti

Filistin direnişinin efsane lideri Yasir Arafat‘a yakınlığıyla bilinen Şeyh Teysir et-Temimi, hayatını Filistin davasına adayan merhum liderin zehirlendiğine dair ilk şüphenin ölümünün hemen ardından ortaya çıktığını söyledi. Filistinlilerin daha çok “Ebu Ammar” adıyla andıkları Yasir Arafat’ın ölümünün üzerinden 16 yıl […]

Yasir Arafat'ın zehirlendiğine dair ilk şüpheler ölümünün hemen ardından ortaya çıktı

Filistin direnişinin efsane lideri Yasir Arafat‘a yakınlığıyla bilinen Şeyh Teysir et-Temimi, hayatını Filistin davasına adayan merhum liderin zehirlendiğine dair ilk şüphenin ölümünün hemen ardından ortaya çıktığını söyledi.

Filistinlilerin daha çok “Ebu Ammar” adıyla andıkları Yasir Arafat’ın ölümünün üzerinden 16 yıl geçti.

Filistin davası denildiğinde ilk akla gelen figürlerden biri olan Arafat, Ramallah’taki başkanlık ofisinde İsrail ordusu tarafından aylarca ev hapsinde tutulduktan sonra sağlık durumunun kötüleşmesi üzerine tedavi için gittiği Fransa’nın başkenti Paris’te 11 Kasım 2004’te 75 yaşında hayatını kaybetmişti.

Orta Doğu’nun önde gelen liderleri arasında yer alan Arafat’ın ölümündeki ayrıntılar da başka liderlerden farklıydı. Arafat için 3 kıtada cenaze namazı kılındı, 3 defa cenaze merasimi düzenlendi ve efsanevi liderin naaşı 2 defa defnedildi.

Arafat’ın ölümüyle ilgili soruşturmayı yürüten komisyonun başkanı Tevfik et-Tiravi, birçok defa “Arafat’ın öldürüldüğüne ve bu suikastın arkasında İsrail’in olduğuna dair önemli deliller” bulunduğunu açıkladı.

Zehirlenme iddialarının kuvvetlenmesinin ardından 2012’de mezarı açılarak Rus, Fransız ve İsviçreli bilim adamları tarafından Arafat’ın cesedinden örnekler alındı.

Yapılan incelemenin ardından Filistinli liderin naaşında radyoaktif polonyum bulunduğu ve Arafat’ın zehirlendiğinden yüzde 83 oranında emin olunduğu açıklandı.

Arafat’ın son anları

Yasir Arafat’a yakınlığıyla bilinen Şeyh Teysir et-Temimi, efsanevi liderin kuşatma ayları ve son saatlerini AA muhabirine anlattı.

Temimi, Eylül 2000’de Aksa İntifadasının patlak vermesiyle Ramallah’taki karargahının kuşatılmasından, sağlığının kötüleşmesi üzerine Paris’teki hastaneye kaldırılması ve orada hayatını kaybetmesine kadar Arafat’ın yanında olduğunu söyledi.

Şeyh Temimi, Arafat’ın son saatlerinde hafızasına kazınan sahneyi şöyle anlattı:

“Yoğun bakım odasına girdiğimde onu kafasında ve vücudunun diğer bölgelerinde çok sayıda cihaza bağlanmış şekilde yatarken gördüm. Sahne korkutucuydu. Kafası normal boyutundan daha büyüktü ve gözleri çıkıktı, ama kendimi topladım ve yanına oturdum. Yaklaşık bir saat boyunca Kur’an-ı Kerim okudum.”

“Bir saat sonra sağ omzuna baktım ve istemsizce hareket ettiğini gördüm. Ben de onun öldüğü haberlerinin yayılmasından bir saat sonra basına Başkan’ın hayatta olduğunu söyledim.” diyen Temimi, Arafat’ın daha sonra bilincini bir süreliğine yitirdiğini ifade etti.

Temimi, “Bir süre sonra Başkan’ın sağlığı doktorları şaşırtacak derecede düzeldi. Bu haber Filistinlilerin kalplerine umut vermişti ancak bu durum bizim ‘ölüm uyanışı’ dediğimiz şeydi. Arafat’ın yanında 11 Kasım saat 03.30’a kadar kaldım. Bu sırada sağlığı aniden kötüleşti ve hayatını kaybetti.” dedi.

– Zehirlendiğine dair ilk şüpheler

Hastanede Arafat’a, Fetih hareketinin önde gelen isimlerinden Nebil Şa’s, Arafat’ın ofis müdürü Remzi Huri ve yeğeni Nasır el-Kudva’nın da eşlik ettiğini belirten Temimi, “Paris’ten 3 imamla birlikte onu yıkadık. Bu sırada vücuduna bağlanan cihazların çıkartıldığı yerlerden kan geldiğini gördük ve kanamayı durdurmak için bandaj istedik.” diye konuştu.

Bu esnada kanın pıhtılaşmadığını gördüğünü söyleyen Temim, böylece Arafat’ın zehirlendiğine dair ilk şüphenin aklında belirdiğini ifade etti.

Normalde insan kanının vücuttan çıktığı an pıhtılaşması gerektiğini hatırlatan Temim, karşılaştığı durumu sorduğu doktorun, pıhtılaşma özelliğini engelleyen çeşitli zehirli maddelerin varlığından söz ettiğini aktardı.

– İlk cenaze namazı Paris’te kılındı

Fransa’daki camilerden gelen imamlar ve Faslı bir doktorla hastanede Arafat’ın ilk cenaze namazını kıldıklarını belirten Temimi, sonra naaşı tabutun içine koyup tabutun anahtarını saklayarak, mezarını hazırlamak için Ramallah’a gittiklerini söyledi.

Temimi, “Ramallah’taki mezar öyle tasarlandı ki, daha sonra Arafat’ın vasiyetini yerine getirmek için onu taşıyıp Kudüs’e taşıyabilirdik, ancak İsrail bunu engelledi. Bu yüzden kabrini mümkün olduğunda Kudüs’e götürmeyi kolaylaştıracak kulplu beton bir sandık şeklinde tasarladık.” dedi.

– 3 kıtada 3 cenaze namazı ve 3 cenaze töreni

Arafat’ın naaşının Kahire üzerinden Ramallah’a gelmesiyle halkın da Arafat’ın karargahına akın ettiğini ve kalabalık sebebiyle naaşı liderler ve siyasilerin beklediği cenaze töreni için karargaha götüremediklerini kaydeden Temimi, şöyle devam etti:

“Cenaze namazını bile kılamadık ve tabutu arabayla doğrudan mezara taşımak zorunda kaldık. Mezarın içine düzgün bir şekilde gömemedim, bu yüzden mezarı tabutun üzerine kapatmaya karar verdim. Gece 02.00 sularında mezarı tekrar açtık, naaşını çıkarttık ve cenaze namazını kıldık. Fransa’dan Kahire’ye getirildiğinde de orada cenaze namazı kılınmıştı. Böylece 3’üncü defa cenaze namazını kılmış olduk. Başının büyüklüğü normale dönmüş, yüzü de normal halindeydi. Çehresinde hafif bir tebessüm vardı.”

Temimi, “Arafat için Avrupa kıtasında Fransa’da, Afrika kıtasında Kahire’de ve Asya kıtasındaki Ramallah’ta askeri cenaze töreni düzenlendi. Bu daha önce görülmemiş bir durumdu.” ifadelerini kullandı.

– Tedaviyi eşinin ısrarı üzerine kabul etti

Arafat’ın ilk rahatsızlığı sırasında ramazan ayında oruçlu olduğunu, sürekli kusması üzerine orucunu bozması istenmesine rağmen bunu kabul etmediğini ifade eden Temimi, Arafat’ın ABD’nin Irak işgali sırasında Ebu Gureyb Hapishanesi’nde bir kadına işkence görüntüleri üzerine göz yaşlarına boğulduğunu aktardı.

Arafat’ın Kudüs’e gömülmeyi vasiyet ettiğini ve tedavi olmayı da reddettiğini hatırlatan Temimi, eşi Süha’nın ısrarı üzerine tedavi olmayı rıza gösterdiğini söyledi.

– İsrail tarafından zehirlenmiş olma ihtimali

Arafat’ın daha önce de zehirlenmiş olma ihtimalini mümkün gören Temimi, Filistinli liderin vitiligo hastası olduğunu ve her sabah vücudunu belli bir süre pencerede güneşlendirdiğini, bir İsrail uçağı tarafından bu esnada radyasyona maruz bırakılmış olabileceğini ifade etti.

Temimi, kendisinin Arafat’ın zehirlendiği yönündeki konuşmalarından sonra suikast girişime maruz kaldığını belirterek şunları söyledi:

“Arafat’ın ölümünden bir ay sonra Kahire’de bilimsel bir konferansa katıldığım sırada fenalaşarak bayıldım. Neyse ki katılımcılar arasında toksikoloji konusunda uzmanlaşmış Suriyeli bir doktor vardı ve beni tedavi etti. Doktor bendeki semptomların zehirlenme belirtileri olduğunu söyledi.”

– ABD’den Arafat’a açık ölüm tehdidi

Arafat’ın Camp David müzakerelerinden sonra Fas’taki bir toplantıda ABD tarafından açıkça ölümle tehdit edildiğini dile getiren Temimi, ABD’li bir istihbarat yetkilisinin Arafat’a “Önerimizi kabul etmezseniz bölgede bazı değişiklikler olacak, siz de onların arasında olacaksınız.” ifadelerini kullandığını, Arafat’ın da buna, “Sizi şimdi cenazeme davet ediyorum.” sözleriyle karşılık verdiğini aktardı.

Arafat’ın ev hapsinde olduğu 34 ay boyunca Kur’an-ı Kerim’den 20 cüz ezberlediğini belirten Temimi, merhum liderin kendisini ev hapsinde kaldığı süre boyunca aramayan Arap liderlerine çok kızgın olduğunu da sözlerine ekledi.