Yazar Mustafa Tatcı, Yunus Emre’nin Türkçeye irfani bir boyut kazandırdığını söyledi

Yunus Emre‘nin vefatının 700. yıl dönümü münasebetiyle 2021 yılı, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından anma ve kutlama yıl dönümleri arasına alındı. Bu yıl 30 Ocak 2021 tarihli Resmi Gazete’de de yayımlanan genelgeyle “Yunus Emre ve Türkçe Yılı” ilan edildi.

Yunus Emre üzerine yaklaşık 36 yıldır araştırmalarını sürdüren, “Yunus Emre Divanı”, “Yunus Emre Yolcusuna Öğütler”, “Yunus Emre Yorumları” ve “Her Genç Bir Yunus” adlı eserlerin de aralarında olduğu çok sayıda çalışmayı okurlarla buluşturan Tatcı, AA muhabirine Yunus Emre’ye ve diline dair açıklamalarda bulundu.

“Yunus Emre dilimize irfani bir boyut kazandırdı”

Tatcı, bu yılın UNESCO tarafından Yunus Emre anma ve kutlama yıl dönümleri arasına alınmasının, “Yunus Emre ve Türkçe Yılı” ilan edilmesinin çok önemli olduğunu belirterek, “Hem ilmi ve ahlaki açıdan önemli hem de kültürel değerlerin taşınması sağlanıyor. Dolayısıyla Yunus Emre’den daha iyi bir isim UNESCO için söz konusu olamazdı. Çok isabetli bir kararla dünyaya taşınmış oldu.” ifadelerini kullandı.

Yunus Emre’nin Türkçe için önemli bir şahsiyet olduğunun altını çizen Tatcı, Yunus Emre’yi her okuyuşunda yeni şeyler öğrendiğini ve yeni derinlikler kazandığını dile getirdi.

Tatcı, Yunus Emre’nin evde, çarşıda ve pazarda konuşulan Türkçeye üst perdeden bir kimlik vererek, yeni bir mana dili ortaya koyduğunu söyledi.

Yunus Emre’nin aynı zamanda yeni bir kavram, ıstılah ve istiare sistemiyle Türkçeyi derinleştirdiğine işaret eden Tatcı, şunları kaydetti:

“Kendisi ne kadar mana aleminde derinleştiyse onunla beraber dilimiz de derinlik kazandı. Yunus Emre, Oğuz Türkçesinde büyük bir coğrafyada dilimize irfani bir boyut da kazandırdı. Çarşıda, pazarda konuşulan Türkçeyi vahiyle tanıştıran bir Türkçe sevdalısı olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkçe hala onun bıraktığı yerdedir. Onu işleyenler yakın döneme kadar işlediler. Ama özellikle Cumhuriyet döneminde yazar ve çizerlerin Yunus Emre gibi büyük değerlerin dilini güncellemesi gerekirken bunu yapmadıklarını görüyoruz. Romancı ve şairlerimiz onun diliyle devam etmeliydi. Yunus’un takipçisi bir sinema, roman, hikaye ve şiir dili peydah olmalıydı. Maalesef biz bunu yapamadık. Belki de bu yıl vesilesiyle aklımız başımız gelir de yeni bir dile ve üsluba kavuşuruz.”

“Zaviyeler sadece derviş değil alperen yetiştiren kaynaklardır”

Yunus Emre’nin seyahatlerinin tasavvufi bir boyutu olduğunu belirten Mustafa Tatcı, bu seyahatlerin amacının ilahi aşkı diyardan diyara yaymak olduğunu ve Kuzey Azerbaycan’dan Şam’a uzanan bölgede ve Anadolu’da çok sayıda Yunus Emre makamı olduğunu dile getirdi.

Tatcı, İslam’ın yayılışında Hazreti Muhammed’den bu yana ribatlara gönderilen alimlerin etkili olduğuna vurgu yaparak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yunus Emre’yi ilk kez doktora tezi olarak çalışmaya başladım. Ben Türkoloji’yi Yunus Emre ve Niyazi Mısri’yi çözeyim diye okuyanlardanım ve çok da gayret ettim. Yunus Emre’yi ilmi olarak araştırayım dedikten sonra bütün kapılar açıldı. Bir yazmaya el atıyordum, oradan başka bir şey çıkıyordu. 1986’da Mustafa Canpolat Hoca’ya Yunus Emre’yi çalışacağımı söyleyince, hocam bana Raif Yelkenci ve Karaman nüshalarını verdi. Daha sonra yurt içinde ve dışında pek çok nüshalara ulaştık. O günün şartlarında Allah ne kadar imkan verdiyse ilk yayınımızı gerçekleştirdik. 1991 senesinde Kültür Bakanlığımız tarafından da basıldı. Tabii ki bu, Yunus Emre çalışmalarında fevkalade bir aşamaydı. İlk defa 26 yaşında bir genç Yunus Emre’nin çeşitli nüshalarından edisyonunu yapmaya soyunmuştu. Tabii ki şiiri ve şiirin duraklarını, özellikle manayı bilmek lazım. Çünkü nüsha farkları fevkalade değişkendi. O günkü şartlarda bilinen ve bilinmeyen kaynaklardan istifadeyle Yunus Emre’nin hayatını da ortaya koymaya çalıştık. Ana kaynakların gösterdiği adres Eskişehir’in Mihalıççık ilçesindeki bugünün Yunus Emre Mahallesi, tarihi kaynaklarda da Sarıköy olarak geçiyor. O dönemde Anadolu’da 4 büyük zaviye var. Bunlar fütuhat yıllarında devlet görevlilerinin de müracaat ettiği yerlerdir. Sadece derviş değil, alperen yetiştiren kaynaklardır. Onun için Tapduk Emre’nin bir ucu Azerbaycan’da diğer bir ucu da gidebildiğimiz kadar Batı’da. Vardar Bölgesi’ne kadar Yunus Emre ve Tapduk isimleri kayıtlarda geçer.”

“Yeni Yunusların yetişmesi için çalışmalarını sürdüreceğim”

Yunus Emre araştırmalarında bulduğu her belgeye Yunus Emre Külliyatı’nda yer verdiğini söyleyen Mustafa Tatcı, eserin 6. baskısının H Yayınları’ndan 2 cilt olarak kitapseverlerle buluştuğunu ifade etti.

Tatcı, Vatikan Kütüphanesi arşivinde olduğu saptanan Yunus Emre Divanı nüshasının yeni bir şiir içermediğine vurgu yaparak, sözlerini şöyle tamamladı:

“Keşke yeni bulunan yazmalar olsa da bir şiirini daha ilave etsek. Bulunan nüsha her zaman kıymetlidir. Ama Yunus Emre ile ilgili esere katkıda bulunduğunda daha kıymetli olacaktır. Yeni bulunan nüshayı dijital ortama yüklendikten sonra aldım önüme koydum karşılaştırdım. Yahya Efendi ve Nur-u Osmaniye nüshalarının aşağı yukarı aynısı olduğunu gördüm. Değerlendiren arkadaşı da tebrik ettim. Yunus Emre gibi şifahi ağızdan alınarak eserleri ortaya konulan kişiler değerlendirilirken tek nüshalar bazen çok kıymetli olabilir. Ama tenkitli metin ortaya konmadan bu metin tamamdır denilmesi doğru değildir. Benim hazırladığım Yunus Emre Külliyatı’nda ilk şiir 11 beyit. Ancak herkesin çok muteber gördüğü Karaman ve Tarih Kurumu nüshalarında buradaki bazı beyitler yok. Bunları da buraya eklemiştim. Bunun sebebi ise edisyon kritiğidir.”

2021’in “Yunus Emre ve Türkçe Yılı” olması açısından girişimleri ve çalışmaları olduğunu vurgulayan Tatcı, yeni Yunus Emre’nin gençlere rehber olması ve yeni Yunusların yetişmesi için çalışmalarını sürdürmeye devam edeceğini sözlerine ekledi.

50’den fazla yazmanın incelemesi Yunus Emre Külliyatı’nda

Farklı ülkelerin kütüphanelerinde bulunan 50’den fazla yazmanın tenkitli metnini iki cilt halinde Yunus Emre Külliyatı’nda toplayan Tatcı, 5 kitap, 2000 sayfadan oluşan eserinde, 36 yıldır bulduğu her bilgi ve belgeyle Türk kültür, edebiyat ve tasavvuf tarihinin arkeolojisini çıkarmayı, aynı zamanda “Türk tasavvuf edebiyatı”nın köklerini de ortaya koymayı hedefliyor.

Külliyatın birinci cildinde Yûnus Emre’nin hayatı, şahsiyeti, dili ve sanatını inceleyerek sistematik tahlillerini yapan Mustafa Tatcı, Yunus’u ortaya çıkaran kültür havzasında Ahmed Yesevi, Tapduk Emre, Hacı Bektaş-ı Veli, Mevlana, Sarı Saltuk, Barak Baba’yı etraflıca inceliyor. İlk ciltte ayrıca Şeyhzade, Niyazi-i Mısri, Bursalı İsmail Hakkı, Selami Ali Efendi, Şeyh Ali Nevrekani, İbrahim Has, Bekir Sıdki Efendi, Şevket Turgut Çulpan gibi tasavvuf tarihinin önemli isimlerinin şerhlerine de yer veriliyor.

Yunus Emre Külliyatı’nın ikinci cildinde ise Yunus’un şiirlerinin “edisyon kritik” çalışması “Divan-ı İlahiyat” bölümünde gerçekleştiriliyor. Yüzyıllardan bu yana günümüze ulaşan 50’den fazla elyazması divan, cönk ve mecmuayı inceleyen Tatcı, şiirleri mısra mısra karşılaştırarak bugünün harflerine aktarıyor.

Risaletü’n-Nushiyye’nin tenkitli metninin yanı sıra Aşık Yunus ve diğer Yunusların manzumelerini de içeren, minyatür sanatçılarının özel olarak yaptığı minyatürler de kitapta yer alıyor.

You may also like...

Bir cevap yazın