Yemen meselesini önceleyen Biden yönetimi, ‘acil ateşkes ve siyasi çözümden’ yana

ABD Başkanı Joe Biden’ın göreve gelmesinden bu yana Washington yönetimi, Yemen meselesiyle ilgili diplomatik atılım gösterirken, öncelikleri arasına aldığı bu krizde acilen ateşkes ve siyasi çözümden yana tavır sergiliyor.

Yemen’de yıllardır devam eden ve binlerce kişinin ölümüne neden olan savaşı sonlandırmaya yönelik bölgesel ve uluslararası düzeyde çabalar sürüyor.

Bu kapsamda ABD’de görevi devralan Biden, ilk iş olarak Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerine Yemen’de verdiği askeri ve istihbarat desteğini kesti.

Yemen meselesini öncelediklerini vurgulayan ve Yemen kriziyle ilgili farklı bir politika izleyen Biden, Husileri, Donald Trump yönetiminin dahil ettiği terör listesinden çıkardı.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, 16 Şubat 2021’den itibaren geçerli olmak üzere Husileri yabancı terör örgütleri listesinden çıkardıklarını duyurmuştu.

ABD’li yetkililer, Husilerin terör örgütleri listesinden çıkarılmasının siyasi boyutlardan yoksun olduğunu, Yemen’deki insani krize olumsuz yansımaların engellenmesi amacıyla bu kararın alındığını ifade ediyor.

Washington yönetimi, bu şekilde Suudi hükümetinin müttefiki olarak görülen eski ABD Başkanı Trump yönetiminin aldığı kararlar dahil Suudi Arabistan ile ilişkilerini kapsamlı bir şekilde gözden geçirdi.

İktidara geldikten sonra Biden yönetimi, Yemen’deki savaşın bitmesi ve BM gözetiminde siyasi bir çözüme ulaşılması çabalarına özel önem verdi.

Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki’ye göre, Yemen meselesi, ABD’nin dış politika öncelikleri arasında ve Yemen savaşına son verilmesi stratejik hedeflerden biri.

Başkanlık görevini devralmasından sadece iki hafta sonra 4 Şubat’ta koalisyon güçlerine Yemen’de verilen askeri desteği kesen Biden yönetimi, Washington’un Yemen’deki savaşla ilgili silah satışlarını da durdurduğunu açıkladı.

Çatışmanın taraflarından Husiler ise ABD’nin, koalisyon güçlerine desteğini kesmesi konusundaki ciddiyetinden şüphe ediyor. ABD tarafı da Husileri, yaklaşık 7 yıldır devam eden çatışmalara çözüm için gerekli adımlar atmayı ve ateşkesi reddetmekle suçluyor.

Suudi Arabistan’ın barış girişimi

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, 22 Mart’ta Yemen’deki krize çözüm bulunması ve ateşkesin sağlanması için yeni bir barış girişimi başlattıklarını duyurdu.

Söz konusu girişimde “BM gözetiminde kapsamlı ateşkese varılması, Hudeyde Limanı’ndan elde edilen gelirlerin Merkez Bankasındaki ortak hesaba aktarılması, Uluslararası Sana Havalimanı’nın bazı uçuşlara açılması ve BM gözetiminde taraflar arasında müzakerelere başlanması” konuları yer aldı.

Barışın; Körfez girişimi, Husilerin de katıldığı 2014’te gerçekleştirilen Ulusal Diyalog Konferansı sonuçları ve BM Güvenlik Konseyinin kararları olmak üzere 3 referansa dayanması konusunda ısrar eden Yemen hükümeti söz konusu adımı desteklerken, Husiler girişimin yeni bir şey getirmediğini savundu.

Yemen’deki krizi çözmeye çalışan BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths ve ABD’nin Yemen Özel Temsilcisi Timothy Lenderking’in çabalarıyla uyumlu olan girişim, Arap ülkeleri ve uluslararası toplum tarafından da geniş ölçüde memnuniyetle karşılandı.

Yemen’deki insani kriz

Yemen’deki insani kriz ise Yemen’deki savaşla ilgili yeni ABD söyleminin odak noktası olmaya devam ediyor. Öte yandan BM de Yemen’deki insani krizi, “dünyadaki en kötü insani kriz” olarak tanımlıyor.

Yemen’de 7 yıldır süren çatışmalarda çoğunluğu sivillerden olmak üzere 233 bin kişi yaşamını yitirdi. Dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer alan Yemen’de iç savaş nedeniyle büyüyen insani kriz korkunç boyutlara ulaştı.

BM’ye göre dünyanın en büyük insani krizlerinden birinin yaşandığı Yemen’de, 30 milyon nüfuslu ülkenin 22 milyondan fazlası yardıma ve korumaya ihtiyaç duyuyor.

Ülkede temiz suya erişimin olmaması, yetersiz beslenme, ilaç ve tıbbi malzemedeki eksiklik gibi nedenler de kolera başta olmak üzere salgın hastalıklara davetiye çıkarıyor.

ABD, bu bağlamda, insani yardımların ulaşmasına imkan sağlamak için Yemen’deki tüm savaş cephelerinde kapsamlı bir ateşkes anlaşmasının temellerini atmayı umuyor.

ABD’den acil ateşkes çağrısı

Yemen’deki taraflar arasında görüşmelerin artık başlama zamanının geldiğini düşünen ABD, Yemen’de acil ateşkes çağrısı yapıyor.

Washington yönetimi, Husilere, artık üzerinde “uluslararası konsensüsün” sağlandığı ateşkesi ve siyasi çözüme yönelik müzakereleri kabul etmesi için baskı yapıyor.

ABD Hazine Bakanlığı da 10 Haziran’da yaptığı açıklamada, İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü ile iş birliği içinde Yemen’deki Husilere milyonlarca dolar finansman sağladıkları gerekçesiyle 7 şahıs ve 4 şirkete yaptırım getirdi.

Bu ağ üzerinden sağlanan fonların Husilerin Yemen’deki sivillere ve kritik altyapılara saldırılarında kullanıldığı belirtilen açıklamada, söz konusu fonların devam etmesi durumunda bölgedeki çatışma ve insani krizin sonunun gelmeyeceği vurgulandı.

ABD’nin Yemen Özel Temsilcisi Lenderking, BM Yemen Özel Temsilcisi Griffiths ile koordineli bir şekilde Yemen’deki çatışmalara son verilmesi için diplomatik çabalar yürütüyor.

Biden, göreve geldikten hemen sonra ABD’nin Yemen Özel Temsilcisi olarak atanan Lenderking, geçen sürede Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve çatışmanın tarafları arasında ara buluculuk rolü üstlenen Umman gibi bazı ülkelerin yetkilileriyle bir dizi görüşmelerde bulundu.

Husilerin artan saldırıları

Yemen’de yıllardır süren savaşı sonlandırmak için yürütülen çabalar devam ederken, Husiler meşru hükümetin en önemli kalelerinden olan ve Savunma Bakanlığı karargahını da barındıran Marib kentini ele geçirmek için son dönemde saldırılarını artırdı.

Bununla yetinmeyen milislerin son dönemde Suudi Arabistan topraklarına saldırılarında da artış yaşandı.

Ülkede askeri gerilimi tırmandıran ve saldırılarını gözle görülür şekilde artıran Husiler, hükümet güçlerinin en önemli kalelerinden biri sayılan Marib ve Cevf illeri başta olmak üzere sahada birtakım kazanımlar elde etti.

Husilerin Marib ilinde kontrolü sağlama çabaları ve Suudi Arabistan’daki hedeflere insansız hava araçlarıyla düzenlenen saldırılar mayıs ayında deyim yerindeyse zirveye ulaştı.

İran destekli Husilerin 5 Haziran’da Marib’in kuzeyindeki Er-Ravda bölgesinde, sivil yerleşim alanındaki akaryakıt istasyonuna balistik füze ile düzenlediği saldırıda çok sayıda sivil hayatını kaybetti.

Diplomatik çabalar

ABD Temsilcisi Lenderking’in, Körfez bölgesine gerçekleştirdiği ziyaretlerde krize yönelik herhangi bir ilerleme kaydedilememesinin ardından Umman’dan üst düzey bir heyet, ABD’nin de çabalarıyla Yemen’in başkenti Sana’ya gitti.

Beyaz Saray’dan yapılan açıklamaya göre, ABD için önemli olan ateşkesin sağlanması, insani yardımlar için güvenlik koridorlarının açılması, çatışmanın taraflarını BM, ABD temsilcileri ve Umman ara buluculuğuyla müzakere masasına oturtmak ve bu çerçevede yürütülen diplomatik çabalara yoğunlaşmak.

Husiler ise bir süre önce BM Temsilcisi Griffiths’i, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerine taraf olmakla suçlayarak kendisiyle görüşmeyi kabul etmedi.

Griffiths, 15 Haziran’da BM Güvenlik Konseyinde yaptığı konuşmada, Husilerin ateşkesi reddettiğini, ateşkes görüşmelerinden önce limanlar ve havaalanları ile ilgili ayrı anlaşmalar yapılmasını şart koştuğunu söyledi.

Ancak “BM, ABD, İngiltere ve Umman’ın Yemen kriziyle ilgili yoğun diplomatik çabaları, İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in Griffiths ile görüşmesi ve savaşın çözüm olmadığını vurgulaması, Suudi Arabistan’ın savaşa son verilmesi konusunda istekli görünmesi” gibi etkenlerin Husileri, ateşkes ve siyasi çözüme ulaşılması için Yemen’deki meşru hükümetle müzakere masasına oturmaya mecbur bırakacağı öngörülüyor.

Dış politikasında Yemen dosyasına büyük önem veren Biden yönetimi de BM’nin yanı sıra Suudi Arabistan, Umman ve diğer müttefik ülkeler aracılığıyla Husileri ateşkese zorlayacak gibi görünüyor.

Yemen’deki iç savaş

Uzun süredir siyasi istikrarsızlığın hüküm sürdüğü Yemen’de İran destekli Husiler ile hükümete bağlı güçler arasında çatışmalar yaşanıyor.

Husiler, Eylül 2014’ten bu yana başkent Sana ve bazı bölgelerin denetimini elinde bulundururken Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015’ten bu yana Husilere karşı Yemen hükümetine destek veriyor.

You may also like...

Bir cevap yazın